Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

TAŞ OCAĞI GİBİYİM

Geçen hafta yazdığım yazı yayına hazırlanırken bendeniz Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’nde böbrek taşı ameliyatına girmiştim. Birkaç gün acı oldu. Şu anda iyiyim şükürler olsun. İçeride bir dren var. Bir ay sonra da bu drenin alınması için ikinci operasyona gireceğim inşallah.

Taş ve kum maceram ilk defa 1989’da Siirt’te yedek subaylığım sırasında gerçekleşmişti. Bu konulara yabancı bir insan olarak inanılmaz ve dayanılmaz ağrılar yaşamaya başlamıştım. Kaldığımız subay koğuşunda kendimi yataktan aşağıya atıp yerleri tırmaladığımı hatırlıyorum. Arkadaşların beni revire götürmeleri sonrasında tabip asteğmen arkadaşımız teşhisi koymuştu. Kum düşürüyordum. Ağrı kesici iğneler, ilaçlar derken bu illetten kurtulmuştum.

Bu deneyimden yedi sene sonra evliliğimin ilk yıllarında yine bir böbrek ağrısıyla hayatımın ikinci taş deneyimi başlamıştı. Ama nasıl ağrı? Öyle böyle değil. Eşim otomobille beni hastaneye götürürken ayaklarımı yere vurmaktan otomobilin iç döşemesi delinecekti neredeyse. Hastanede yine şansımızdan aile dostumuz bir doktor arkadaşımız nöbetçiydi. Meselenin taş olduğu teşhis edildikten sonra nefis bir ağrı kesici iğne olmuştum. Nefis diyorum. Çünkü on dakika içinde bütün ağrılarım dinmiş, müthiş bir rahatlığa kavuşmuştum. Bu ağrı kesici iğne bundan sonraki bütün taş maceralarımda baş vurduğum bir kurtarıcı olmuştu.

Daha sonraki yıllarda taş düşürmek hayatımın bir parçası oldu. 7-8 ayda bir sırayla sağ ve sol böbreklerimden kum ve taş düşürmeye devam ettim. Öyle ki ağrılar başladığı anda hastaneye acile gidiyordum. Doktorlara durumumu tecrübelerimle izah ediyordum. Taş düşürdüğüme kanaat getirilince bana hemen o kurtarıcı iğneyi vuruyorlardı. Bu iğne birkaç gün beni idare ederken bu arada da taşı düşürüyordum.

Ta ki geçtiğimiz son Ramazan’a kadar; Ramazan’ın ilk haftasında önemli bir iş ve ziyaret için otomobilimizle Ankara’ya gittik. Tam Ankara’ya girerken sol böbreğime ani bir ağrı girdi. Ama bu sefer ağrı farklı idi. Ağrı sadece sol böbreğe değil, ön batın bölgesine mideye ve altına da yayılıyordu. Ve tabii ki mide bulantısı eşliğinde. Vakit geçirmeden Başkent Hastanesi’ne gittik. Daha otele yerleşemeden hastanenin acilinde 2 saat serum aldım. Mesele anlaşılmıştı. Taş.

Trabzon dönüşünde ağrılar devam etti. Ama dediğim gibi bu eski taşlara benzeyen bir ağrı değildi. Mide bulantısı, iç burukluğu, mide kasılması, şişkinlik, gaz… vs. farklı hisler yaşıyordum. Mesele dayanılmaz hal alınca ve kendiliğinden bir düşme de gerçekleşmeyince Medikal Karadeniz Hastanesi’nden Dr. Uğur Onur bana tomografi çekti ve 12 mm büyüklüğünde bir taşın böbrek çıkışında beklediğini söyledi. Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Rasin Özyavuz’da böbrek sağlığı için hemen ameliyatla taşın alınması gerektiğini söyleyince kendimi onun ellerine teslim ettim.

Operasyonla taş içeride kırılarak parça parça alındı. Bölgeye bir dren koyuldu. Bir ay sonra da bu dren yine benzer bir operasyonla alınacak.

Prof. Dr. Rasin Özyavuz’a, Dr. Uğur Onur’a ve ekiplerine çok teşekkür ediyorum.

Ha unutmadan sağ böbreğimde de küçük bir taş varmış. Onun kendiliğinden düşmesi bekleniyor.   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.