Gürsel Özgür

Gürsel Özgür

TEK ÇARE ATATÜRK’TÜR

“Megalo İdea” yani “büyük ülkü, büyük fikir” anlamına gelen bu iki kelime yüzünden Yunanistan hiç gerçekleşemeyecek hayali uğruna 1919’da emperyalist ülkelerin hamiliğinde sonu hüsranla bitecek bir maceraya atılmıştır.

Geçmişe dayanan bu ülkünün hararetli savunucularından Başbakan Kollettis 1834’te şöyle söyler: “Grek yalnızca krallık içinde yaşayan değildir, Yanya’da, İstanbul’da, Trabzon’da, Sisam’da Grek ırkına bağlı başka yerlerde oturanlar da Grek’tir. Helenizm’in iki merkezi vardır, Atina Krallığın, İstanbul ise bütün Helenlerin umududur.”

Aynı ideale bağlı olan Venizelos da 1. Dünya Savaşı’nı fırsata çevirmek düşüncesiyle 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaline, Anadolu halkının protestoları arasında başladı. Yurtsever Gazeteci Hasan Tahsin ilk kurşunu atıp şehit edilirken, Albay Süleyman Fethi “Zito (Yaşa) Venizelos” demediğinden süngülerle şehit edilir. İstanbul’a da geldikleri gibi gideceklerdi oysaki… Şehit olan kahramanlar direnişin mukavemetini güçlendirdiler ve sembol isim oldular.

Oysaki Yunan Genelkurmay Başkanı Albay Metaxas Anadolu macerasının sonuçlarını önceden görmüş, Yunanistan ve Anadolu Rumlarına felaket getireceği görüşünü savunarak istifa etmişti. Keşke Venizelos’a kabul ettirebilseydi, bunca acılar yaşanmazdı.

Kısmi başarı elde eden Yunan Ordusu Mustafa Kemal’in askeri zekâsı ile taktik gereği Sakarya gerisine çekilmesi sonrasında 22 gün 22 gece süren muharebede Metaxas haklı çıkacaktı. Gururlu ve mutlu olan Başkomutan 1 Eylül 1922’de tarihi emrini verir. “TBMM Orduları! Bütün arkadaşlarımın ilerlemesini ve herkesin aklını, yiğitliğini ve gayretini göstermeye devam etmesini isterim. Ordular; ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”

Bu emri alan Türk Askeri durur mu? İleri emri sonrasında başlayan Takip harekâtını 4.Kolordu Komutanı Kemalettin Sami şöyle anlatır. “Nereye kaçmış ise yakaladık. O durdu, biz yetiştik, o kaçtı, biz kovaladık. Ta İzmir’e kadar… Herhangi bir nefere nereye diye sormuşsam ‘Başkumandanım denize’ dedi! Ben de denize gidiyorum.’ cevabını aldım.”

9 Eylül günü Türk Süvarileri üç yılı aşkın süredir yas içerisinde olan İzmir halkının sevinç gözyaşları arasında İzmir’e girer ve şanlı Türk bayrağının Yüzbaşı Şerafettin tarafından vilayet binasında göndere çekilmesiyle yeni devlet filizlenmeye başlar. Böylece bu filizin köklerinin tarihin derinliklerinde olduğu ve sökülüp atılamayacağını tüm dünyaya ilan edilir.

19 Mayıs 1919’da Samsun’a arkadaşlarıyla çıkarak bağımsızlık meşalesini yakan Mustafa Kemal sonradan doğum tarihi olarak bugünün yazılmasını isteyecek ve bu günü Cumhuriyeti teslim ettiği gençlere armağan edecekti.

 “Ümidim Gençliktedir” diyerek Gençlik ve Spor Bayramı ilan edecek kadar gençlere inanan ve onlara hitaben, ‘’Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir’’ diyen asrın liderinin umudu boşa çıkmamıştır.

Dogmatik olmayan Atatürkçülük bilimi öne çıkardığından, gelişime hep açık olmuştur. Bu özelliğiyle yaşayan ve kendini yenileyen bir anlayıştır. Onunla mücadele etmektense ondan faydalanan kazanır, diğerleri eninde sonunda yok olup giderler.

Sosyal medyada Z Kuşağı bir genci hayranlıkla dinlerken anladım ki Atatürk’e dokunan yanar. Şöyle diyordu: “Biz gençlere, sen bilmezsin, sen anlamazsın diyenler var, apolitik görünmemiz duyarsız olduğumuzu göstermez, biz neler olduğunun fazlasıyla farkındayız, her şeyi izliyor ve biliyoruz, çözümü de biliyoruz,  tek çare Atatürk’tür.”

Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun!

Gençlik Bandırma Vapuru’ndadır, Kuvayı Milliye ruhuyla…

Sizlere güveniyoruz. Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum