Tek liste olunca oy kullanmadılar

AK Parti Trabzon il kongresinde 660 delegenin 273’ü oy kullanmamış. En fazla oy kullanmayan ilçe delegesi ise Of ve Akçaabat’ta imiş. Of’ta bir iddiaya göre 4 ilçe başkanına göre ise en fazla 15 delege oy kullanmış.
AK Parti kongresinde, delegelerin oy kullanmamasının nedeni, tahminimiz o ki; seçimlere tek liste ile gidilmiş olmasındandır. Seçime iki liste ile gidilseydi 660 delegenin 650’si oy kullanırdı. Ancak, kimi AK Partililer, oy kullanmayan delegelerin yeni yönetim kurulu listesini beğenmedikleri için sandık başına gitmediklerini söylüyor. Delegelerinin neredeyse yarısına yakınının oy kullanmaması, gerekçe ne olursa olsun, farklı bir hava yaratıyor!

tek-liste.jpeg

Borsa’nın seçimi!

borsanin.jpg

Trabzon Ticaret Borsasında, Pazar günü meclis üye seçimi yapılacak. Trabzon Ticaret Borsasının 170 civarında üyesi bulunuyor. Fındık, çay, tarım ürünleri, kooperatifler, süt mamülleri gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmaların temsilcileri, Trabzon Ticaret Borsasının 14 kişilik yeni meclis üyelerini seçecekler. Meclis üyeleri de daha sonra Ticaret Borsası Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkanını seçecek. Trabzon Ticaret Odası Başkanlığına son anda çok büyük bir sürpriz olmazsa Mehmet Cirav’ın, Yönetim Kurulu Başkanlığına da Eyyüp Ergan’ın seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

İhracatçılar tek liste!

ihracatçilar.jpg

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliğinin Nisan ayının son haftasında yapılacak seçimlerine Birliğe bağlı üyelerin isteği doğrultusunda tek liste ile gidileceği söyleniyor. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, birliğime bağlı üyeler arasında ayrı gayrı olmadığını, seçimlere tek liste ile gidilmesi için üyelerle görüştüğünü söyledi. Ahmet Hamdi Gürdoğan, ‘Birliğimizin tek ses olması için çalışıyoruz’ dedi.

İftira atıyorlar!

CHP Trabzon milletvekili Haluk Pekşen, önceki akşam gece geç saatlerde aradı. ‘Bana ve il başkanımız Güzide hanıma iftira atıyorlar. Boğaziçi Üniversitesinde gözaltına alınan öğrencilere avukat tahsis ettiğimiz şeklinde yalan haber üretiyorlar’ dedi.
Pekşen, AK Parti’nin her geçen gün eridiğini öne sürerek, ‘AK Parti, bizim yaptırdığımız anketlere göre her geçen eriyor. AK Parti’yi ittifak bile kurtaramayacaktır’ diye konuştu.
Haluk Pekşen, gönlünden geçeni söylüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da seçimde yüzde 60 oy alacaklarını iddia etmişti. Diğer yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan da, AKP-MHP cumhur ittifakının tarihin en yüksek oyunu alacağını söylüyor. Allah herkese gönlüne göre versin, diyelim.

İmar planlarına
tepkiler sürüyor!

imar-plani.jpg

Büyükşehir Belediyesi’nin Ankara’da bir firmaya hazırlattığı imar planlarına toplumun her kesiminde tepki yağıyor. Türkiye’nin duayen şehir plancısı olarak bilinen ismi İnci Güngör, dün Kuzey Ekspres’te 1/5 binlik ve Ortahisar ilçe imar planına yönelik eleştirilerini sıralamıştı. Gazetemiz yazarı KTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Atakan Aksoy da, 1/5 binlik imar planında, güney çevre yolunun eski şekliyle plana işlendiğini bunun da doğru olmadığını söyledi.

**************

AKP, 2003 yılındaki genel seçimlerde % 34 oy alıp TBMM’de % 68 temsil hakkı kazandığında Türkiye’de ciddi bir siyasi meşruiyet krizi vardı. Bu krizi aşmak için sürekli Avrupa Birliğinden dolandı. Avrupa Birliği müktesebatıyla ilgili meclisten yüzlerce yasa çıkardı. İlerleyen yıllarda Türkiye’de iktidar olmanın ne türden büyük nimetlere çöreklenmek olduğunun farkına vardı. Siyasette kendisine rakip olabilecek bütün devlet kurumlarını ele geçirdi. Siyaseti, iktidarını zorlamayacak şekilde yeniden dizayn etti. Devletin bütün imkânlarını kullanarak genel ve yerel seçimleri pragmatist halk kitlelerinden satın aldı. Sandıkta güçlendikçe demokrasiyi hiçe saydı; totaliter bir yapıya evrildi. Ulusal ve yerel medyayı karteline aldı. Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ilişkilerinde diplomatik bir tavırdan çok psikopatik bir tavır takındı. AKP iktidarının bu tavrı yüzünden Türkiye uluslararası diplomasiden men edildi. Basındaki yandaş kalemler Türkiye’nin bu trajik haline ‘’değerli yalnızlık’’ dediler. İktidar bunlarla da kalmadı. Anayasa’yı rafa kaldırdı. Yarı başkanlık sistemini yürürlüğe koyarak parlamenter sistemi feshetti. TBMM’yi işlevsiz hale getirdi. Türkiye’de yargı siyasallaştı. Ve bugünkü ‘’tek adam rejimine’’ ulaşılmış oldu. Bugün Türkiye’de hukuka güven Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesinde seyrediyor. Bütün bunlar olurken iktidar siyasal diliyle Türkiye’yi olabildiğince kutuplaştırdı. Türkiye Gezi Parkı Olayları ve Cemaat’in 15 Temmuz askeri darbe kalkışmasında iki kez iç savaşın eşiğinden döndü. Ama bugün AKP iktidarı dünyada değişen siyasi dengelere paralel olarak yeniden Avrupa Birliği ile siyasi kontak kurma gereği duyuyor. Uzun yıllar sonra ilk kez Başkan’ı; Varna’da iç dünyasındaki duygusal patlamaları bir kenara bırakmış, sorumlu ve dengeli bir politikacı tavrıyla gördüm. Ve cidden bu durum beni çok şaşırttı. Ama Avrupa Birliği ile yeniden başlatılan diplomatik ilişkileri Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı makamındaki zat mı yürütmeli yoksa iktidar partisinin dışişleri bakanı mı, sorusu var. Bu soruya cevap vermek oldukça güç. Zira Başkan’ın basın sözcüsü öteden beri Türkiye’nin dışişleri bakanı gibi iktidarı ve ülkeyi bağlayıcı açıklamalar yapıyor. Diğer yandan dış ilişkilerde yeni bir ayaklanma çıkarabilecek tehlikeli bir Yeniçeri ağası gibi duran Mevlüt Çavuşoğlu ise korsan bir diplomat durumunda görünüyor! O zaman normal bir zekâ şu soruyu soruyor. Türkiye’nin dış politikasını temsilde asıl olan Ak Saray sözcüsünün açıklamaları mı yoksa AKP iktidarının korsan dışişleri bakanının açıklamaları mı? Ya da bütün bunların üzerinde tanrı Zeus gibi duran Başkan’ın arada gürleyen o heybetli sesi mi?
(Metin Kondel)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar