TİMUR'UN KAYIP 3. KILICI VE TRABZON

   Kurtuluş Savaşı yılları. Türk Milleti ölüm kalım mücadelesi veriyor. Ankara Hükümeti Milli Mücadelede kullanmak üzere para ve askeri malzeme temini peşinde. Oluşturduğu heyetlerle özellikle Türk Cumhuriyetlerinden Buhara Azerbaycan ve Rusya'dan yardım alabilme adına görüşmeler yapıyor. Rusya'da Lenin işbaşındadır. Lenin Buhara Cumhurbaşkanı Osman Hoca başkanlığındaki Buhara heyeti ile yaptığı görüşmede bu konuyu açar. Osman Hoca Türkiye'ye yardıma hazır olduklarını belirtir. Hem de 100 milyon altın yardım edebileceklerini söyler... Lenin şaşırır "yüz milyon altın mı" deyince Buhara Türklerinin lideri Osman Hoca ‘evet’ der. 
   dae01232-8050-4b1d-a645-be37687e2a88.jpgOsman Hoca'nın göndereceği altınlar büyük Türk İmparatoru Timur'un hazineleriydi. Ankara'ya iletilmek üzere Moskova'ya gönderilen 100 milyon altından ancak 20 milyonu Türk hükümetine ulaştırıldı. Ruslar 80 milyon altına bir şekilde el koymuştu.
Buhara Cumhuriyetinde Timur'un hazinelerinin içinde üç tane de yakut elmaslarla süslü kılıç vardı.

Bu kılıçlar da Bozkırın imparatoru Timur'a aitti.
İşte Timur'un kılıçları ve Trabzon'u ilgilendiren serüveni bu üç kılıçtan biri ile ilgili olarak başlayacaktı.
Timur 1402 yılında İzmir'i fethettiğinde yanında taşıdığı kılıç Buhara Hükümetinin hazinesindeydi.
Buhara hükümeti  heyet halinde yeni kurulmuş Ankara Hükümetine bir ziyaret gerçekleştirir.
Ziyaret esnasında Timur'a ait üç kılıç ve elyazması Kuran-ı Kerim Atatürk'e hediye edilir. Kılıçların biri Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'e biri de Garp cephesi komutanı İsmet Paşa'ya takdim edilir.
Üçüncü kılıç Timur'un İzmir'i fethinde taşıdığı kılıçtır. O kılıç ta İzmir'e ilk giren Komutana hediye edilecektir. Tören anında maneviyat çok yüksektir. Zaten Büyük Taarruz için 1 Eylül 1922 yılında "ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri" emrini başkomutandan alan Türk ordusu İzmir'i işgalden kurtarmaya azimlidir. Yeminlidir.
Maçkalı İbrahim Bey'in Behriye Hanım'dan  olma oğlu 1859 da İstanbul’da doğar. 1909’da Osmanlı'nın zor günlerinde Harp Okulundan mezun olur.
23d21d43-b9b1-412a-ac55-ac56a063a858.jpgKurtuluş Savaşında Anadolu’da oluşan  Kuvayi Milliyenin yanında yer alır...
Başkomutan M.Kemal Paşa "Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri" emrini verdiğinde askerleri ile birlikte İzmir'e doğru uçarcasına hücum eden bu yiğit komutan, Trabzonlu Şerafettin Yüzbaşı'dan başkası değildir. Hedef İzmir hükümet konağı idi. Kordon boyunca komuta ettiği bölüğünün başında rüzgarla yarışırcasına atıyla ilerleyen Şerafettin komutan atılan bir el bombası ile atıyla birlikte yere kapaklanıp ağır yaralar almasına rağmen hemen temin edilen bir başka atla Hükümet Konağı'na yönelir. Burada da bir Yunan müfrezesi ile çatışarak göğsüne mermiler isabet etmesine aldırmadan atından atlayarak konağa girip  göğsünde sakladığı Türk  Bayrağını çıkartıp göndere çekti.
İzmir artık kurtulmuştu. 9 Eylül 1919.
Atatürk  Kurmayları ile birlikte İzmir'e geldi. Halk tarafından büyük bir coşku ile karşılandı.
67244efb-a614-4da1-a250-2661c3a709a2-004.jpgİzmir'e ilk giren komutana verilmek üzere hediye edilen Timur'un kılıcı artık sahibini bulmuştu.
15 Eylül 1919 'da bizzat Mustafa Kemal Paşa İzmir Hükümet Konağına kan damlayan yaralarına aldırmaksızın Türk Bayrağını göndere çekip İzmir'in yeniden Türk toprağı olduğunun mührünü vuran yiğit Trabzon evladına Timur'un 3.kılıcını vererek Şerafettin Yüzbaşı'yı kahramanlığından dolayı kutladı.
Atatürk'ün tavsiyesi ile İZMİR soyadını alan Şerafettin Yüzbaşı  daha sonra Soyadı kanunu çıkınca Trabzon'daki akrabalarının hangi soyadını alalım diye kendisine danışıldığında "Atatürk İZMİR soyadını münhasıran tarafıma verdi. Şanlı bayrağımızı hükümet konağına çekerken alganlara boyanmıştım. Yaralıydım. Hem ben hem de bayrağımız kanlar içindeydi. Size de "ALGAN" soyadını tavsiye ederim" demiş.
6 Kasım 1951 yılında vefat eden Trabzonlu Şerafettin Komutanın mezarı İstanbul'da Yahya Efendi Dergahı mezarlığında bulunmaktadır.
Maçka'nın Yeşilyurt köyünden olan Alganların bugünkü kuşaktan Trabzon'da yaşayan, yıllarca Trabzonspor'da yöneticilik ve divan başkanlığı yapmış  Dr.Nizamettin Algan, Afrika kıtasını salgın hastalıklardan kurtaran Dr.Celalettin Algan ve Avukat İlhami Algan'ı tanımayan yoktur. Yine Trabzon eski Belediye Başkanı ve Milletvekili Volkan Canalioğlu'nun eşi emekli Trabzon Anadolu Lisesi öğretmeni e114f59b-8cf7-46af-a6b9-b17294f7b09a.jpgNermin hanım da aynı sülalenin mensuplarındandır.
Gelelim Timur'un bu paha biçilmez kılıcının akıbetine.
Kılıç uzun müddet Şerafettin Bey'de kaldı. Daha sonra "İzmir'de bir müze kurulacak kılıcı bağışlayabilir misiniz" talebi gelince eşi tarafından İzmir'e gönderilmek üzere İstanbul Valiliğine teslim edildi.
Sonrasında ne mi oldu?
Maalesef kılıç kayıp.
Türk tarihi açısından çok önem arz eden bu kıymetli ve hazine değerindeki kılıcın izine şimdiye kadar hiçbir yerde rastlanılmamış...
Ne olup bittiğinden de bunca yazılan makale ve eserlere rağmen kimsenin bilgisi yok. Bu da işin üzücü tarafı... Her zamanki ihmalkarlığımız.
İzmir Valiliği mi olur Büyükşehir Belediyesi mi bilemem ama İzmir Şerafettin Komutanı yaşatacak eseri Konak Meydanında Hükümet konağının hemen yanıbaşında yapmalı.
Trabzon Valiliği ve Büyükşehir de Kahraman Trabzonlu  evladı için neler yapılması gerektiğini düşünmeli...
Bu kahramanlar yaşatılmalı ki anıları ile gelecek nesillere örnek olmalı...
 
"DARLANMA" YOK SOKAĞA ÇIKMIYORUZ
 
  Bu virüs işi de bayağı can sıkmaya başladı. Yeterince önlem alınmaya çalışılıyor. Hekimlerimiz canları pahasına hastanelerde emek harcıyor. Devlet eldeki imkanlar doğrultusunda her yere yetişmeye çalışıyor. Halkın aydınlanması için sağlık bakanı hemen her akşam şeffaf bir şekilde günlük raporları açıklıyor. Halkı sosyal mesafe ve izolasyon konusunda sürekli uyarıyor. Ayrım gözetmeksizin tüm gazetecilerin sorularını alıp cevaplıyor. Maksat halk aydınlansın.
Bu arada televizyonlarda konularında önde gelen hocalar hastalığı, korunma yollarını anlatıyor.
Günde beş vakit ezan sonrası sokağa çıkılmaması için uyarılar yapılıyor.
Belediyelerin hepsi üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeye çalışıyor.
Ama bazı vatandaşlarımızın maalesef ne ezanda kulağı  var, ne ekranla ilgisi. Konularında en yetkin hocalarımızın uyarıları ve de yetkililerin aldığı önlemlere uyma gibi alışkanlıkları elde edemediklerini görüyoruz.

Bir ayı aşkındır evinde kurallara uyarak dışarı çıkmadan asrın felaketinin bir an evvel geçmesini bekleyen insanların fedakarlıkları da bu arada hiçbir işe yaramamış oluyor. Bir  iki ayda sonlanabilecek bu kriz belki de şimdi 4/5 aya yayılmış olacak.
Askerin terhisi ertelenmiş. Yeni asker alımı yapılmıyor. Devlet daireleri idari izinle en az temas için boşaltılmış. Polis, jandarma, zabıta halkın emrine sunulmuş. İhtiyaçların karşılanması için çalışma grupları oluşturulmuş. Ama sen sevgili kardeşim bütün bunlara rağmen başta ailenin sağlığı olmak üzere hiçbir şey düşünmeden gereksiz yere sokağa çıkmaya çalışıyorsan yanlış yapıyorsun. Bedelinin ağır olduğunu hangi dilde anlatsak...
Ezan sonrası olmadı. TV'lerdeki Prof'ların anlatımı yeterli gelmedi. Sağlık bakanının açıklamalarını duymadın. Sokağa çıkmanın cezası da durduramadı. Ne yapalım sana...
Ne olur gel sen, ben, biz hepimiz bir müddet daha sokağa çıkmayalım. Güzel günler gelecek biliyoruz...
Kırlar çiçek açmış hepimizi bekliyor...
Ama bir eksikle emin olun o çiçeklerin de boynu bükülür...
Kendin için... Ailen için... Ülken için #evde kal Türkiye...
 
VİRÜSTEN SONRA  TRABZON'UN GÜNDEMİ
 
ce3eff7c-e43f-4be8-8278-af8043c24bdd.jpg  Trabzon 'da gündem hep doludur. Çeşitlidir. Her gün gazete ve sosyal medyada birkaç konu birden gündeme gelir ve tartışılır. Trabzonspor zaten başlı başına kentin gündemini her gün meşgul eder. Ama bugünlerde her şey Corona virüsü etrafında dönüyor. Bütün dünyayı kasıp kavuran bu ölümcül virüs Trabzon'da da etkisini gösterdi. Ölümlere yol açtı.
Bugünler de geçecek elbet. Eskisi gibi olmasa da virüs sonrasında konuşulacak ve gündeme gelecek konular yine kamuoyunda tartışılmaya başlanacak. Eskisi gibi olmasa da deyişimizin nedeni artık eski dünya düzeninin insan sağlığı açısından nasıl tehlikelere yol açtığını dünya  acı da olsa yaşayarak görmesindendir.
Trabzon'a dönüp baktığımızda konuşulacak tartışılacak gündem maddelerini sıraladığımızda yapılacak çok işimiz olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız:
* Taşımacılık/raylı sistem/ toplu taşımacılık/hatlar/dolmuşların rehabilitesi
* Tren yolu
e3ffe88c-a8cf-4fb6-aa63-e65af3c526e9.jpg* Doğa tahribine yol açan  olmaması gereken yerde yapılan HES’ler.
* Deniz/kıyı tahribatı
* Çarpık yapılaşma
* Korunması gereken  Kültür ve Doğal Varlıkların ihyası... Korunması...
* Yaylaların korunup hayvancılığın teşviki... Yapılaşmanın önüne geçme...
* Salgından dolayı duraklama dönemine girecek olan Turizmin yeniden canlandırılması
* Sümela Manastırı/Kostaki Konağı'nın bitirilip hizmete sunulması. 
* Belediyeye devredilen Kızlar Manastırının hizmete açılıp işletme şeklinin belirlenmesi.
* Kent içindeki tarihi nitelikteki bazı binaların durumu(Tabakhane yokuşundaki eski Doğum Hastanesi... Uzunsokak’taki eski Adliye...)
* İşsizliğin giderilmesi
* Değirmendere'nin ıslahı
* Şehir Hastanesi
* Otogar
* Millet Bahçesi
* KTÜ Farabi Hastanesi'nin eksikliklerinin giderilmesi... Yeni baştan yapılanması...
* Eğitimdeki aksamaların giderilmesi.
* Trabzonspor'un şampiyonluğu. Ligin durumu.
Liste uzayıp gidebilir. Biz istiyoruz ki daha yaşanabilir bir kente sahip olalım.


Önceki ve Sonraki Yazılar