TİTREK  YÜRÜYÜŞ 

Değişik zaman dilimlerinde etkileşim farklılıklar gösterir. Dönemin öncelikleri, koşullar, toplumsal talepler, gereksinimler bunda rol oynar. Eğitim, kültür düzeyi, sosyal yapı, yokluk-yoksulluk durumu da öncelikli ve belirleyicidir çoğu zaman. 

Ancak, bütün bunlardan önce yönetimin genel tutumu çok daha önemlidir, daha başattır. 

Ülkeyi, ulusu, devleti önceleyen, genel ve evrensel hukuku önemseyen, uluslararası ilişkileri biçimleyen ölçütler tümüyle bilimsel olur, akılcı olur. İnsanlık tarihinin, birikiminin, geliştirdiği hukukun, atılımların, devrimlerin üstüne ancak inşa edilebilir ‘UYGAR YÖNETİM’… 

Kuşkusuz bu sürekli bir gelişim biçiminde olmamıştır, olamazdı da. Birikim ve kazanımlar zaman zaman "çar-çur" edilmiş, ayaklar altına alınmış, ilgili ülkeler, toplumlar, dahası bütünüyle insanlık büyük kayıplar yaşamıştır. Daha da ileri gidilerek kimi toplumsal-tarihsel devrimler kesintiye uğramanın ötesinde yıkıma sürüklenmiştir. Buna bağlı olarak ödenen ya da ödenecek bedel oldukça büyümüş. Bizim gibi kimi ülkelerde de doğmamış bebelerin omuzlarına yük, hanelerine borç olarak kayıtlara düşmüştür...

Hemen burada birilerini "tu-kaka" edip sorumluluktan kaçmak kolay ve yaygında. Bu "birileri" sözcüğünü daha da açıp kısır polemiklere girmek istemem. Ancak yönetim sorumluluğunu çok ciddi bulduğumu, önemli ilkeler(anayasal, yasal, hukuksal), geçmişe ve geleceğe dönük olmazsa olmazlar barındırdığını vurgulamak gerekir. Sözkonusu ilkeler, siyasal saptamalar, ideolojik tutum başka bir yazı konusu olarak –ele almayı da düşünürüm–... 

Donanımlı kadro,"ben bilirim"den önce "akıl ve bilim bilir" mantığı, akademik ve kurumsal yapıları içine alan kapsayıcı ekip ve görev paylaşımı, yetki paylaşımı... Tabii ki anlayışı. Eğitimden sağlığa, ekonomiden sanata, kültür-edebiyattan bütünüyle güzel sanatlara bakış ve de yaklaşım...

İnsan ve insanlığı, toplumu merkeze alan yaklaşım. İdeolojik düzlemini tanımlamayı önemsemiyorum şimdilik. "HÜMANİZM" diyelim koyalım bir kenara. Hani itirazlar ve önyargılar çoktur ya bizim kimi "çok bilmiş"lerde;söz hakkı doğmasın diye -yanlış anlaşılmasın çekindiğimden değil-. 

"Etkileşim" diye başlamıştım. Yanıltma da bir etkileme, kandırma da, dahası türlü türlü yalan-yanlışla aldatmak da. Böyle olunca kıyısından köşesinden bir yarışa giriliyor özellikle siyasi çevrelerde, tiksindirici bir "yarış". Kendini tanıtmak, göstermek için "sen neymişsin be" dedirtmek için, boş-dolu, nicel-nitel atıp tutan, kendini böyle var eden bir "tipoloji"! Yaygınlaştıkça çürüyen bir değersizleşme aslında. Her şeyi söylenebilir, yapılabilir bulmak. Bu durumdan statü-konum, çıkar sağlama çabası. Aslında soyut olarak hep karşı çıkılan "sistem"in gönüllü ya da gönülsüz üyesi gibi bir durum; çürümeye, yozlaşmaya eklemlenmek. Geçer akçe olarak gösterilen "o" neyse "o"nu kurumsallaştırmak, dışındakileri uçuk-kaçık saymak, yok saymak...

Bu etkileşim alanı, kurumlarıyla saldırırken karşısındaki birey, kamu savunmasızdır aslında. Çünkü eşit olmayan etkileşim ve dönüşümün  güçlü araçları ve oluşturduğu "teamüllerle" kıskaca alınmıştır adeta. Bunun katsayısı, çarpanı oldukça yüksektir. Böyle olunca sizin söz ve eylemleriniz cılız kalmaktan öte "kendinden menkul" tutumlar olarak algılanıyor. Etki ve çekim alanı sınırlı kalmakta, kimi zaman da boğulmakta, yok sayılmakta. Yine de bu "uçuk-kaçıklık" birilerinin size sunduğu "demokratik" hak olarak yorumlanıyor. "Nankör" olma diye de uyarılar ardından kondurulur...

Değerlerin, kavramların bu  denli hor kullanılarak anlamlarının kaydırılarak değiştirildiği talihsiz bir dönemden geçmekteyiz. Ülkemiz tarihinde, insanlık tarihinde böylesi dönemlere -ara dönem- çokça rastlanmıştır. Bu  hiçbir zaman son da olmayacaktır. 

Uzaklardan, Güney Amerika'dan bir sözle -kavranması, içselleşmesi dileğiyle- bitirelim. URUGUAY  önceki cumhurbaşkanı JOSE MUJİCA görevini devrederken sanki bizim ülkemizi de dikkate alarak konuşmuş:

" ........

Siyaset para biriktirmek için değildir!

Halka hizmet ederek kendini mutlu hissetmek içindir!

Basit olmaktır ve HALK olmaktır!

Sıradan bir YURTAŞ olmaktır! "

Yarınlar güzel olacak.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum