Tokuşturma ortamı yaratan kim, tokuşan kim?

Ülkemizde gündemin hangi hızla değiştiğini söylemeye gerek yok. İktidar Partisi’nin yaptığı her çalışma muhalefet ya da sivil toplum örgütleri tarafından tepkiyle karşılanıyor, her olaya iktidar ve muhalefet tarafından farklı yorumlar yapılıp sert açıklamalarda bulunuluyor. Hal böyle olunca da başta yaşanan sorun ve derinleşen krizler dipte halkı olumsuz etkiliyor ve etkilemeye de devam ediyor. İşte size bir örnek. Akdeniz Üniversitesi’ n de yaşanan ve 1980 öncesi görüntüleri andıran kavgayla başlayan, silah ateşlenmesine kadar devam eden kargaşa ile ilgili Konya’da Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ilginç bir açıklamada bulunmuş. Ne diyor sayın Çelik, “Fikrin bittiği yerde, medeni davranışın bittiği yerde, kavga ve şiddet başlar. Bu bize yaklaşmamalı. İnsanlar konuşa, konuşa hayvanlar tokuşa tokuş anlaşır. Biz tokuşa, tokuşa anlaşan bir nesil, gençlik istemiyoruz.” Açıklama farklı anlamlara ve farklı siyasi partiyi hedef almış gibi gözüküyor ama sayın bakana sormak lazım 2002 yılından itibaren ülkeyi hangi parti yönetiyor? Ülkenin içinde bulunduğu her durumun sorumlusu iktidar partisi değil midir? Gençler ve geleceğimizi temsil edecek çocuklarımız için iktidar partisi somut olarak ne yapmış? Liyakat sistemi bir kenara itilerek “ben” anlayışına hizmet eden atamalarla ülke geriliminde başrol oynanmadı mı? Her atama ve devamındaki süreç tartışma konusu yapılmadı mı? Bu ülkede ilk defa YÖK başkanı iler Üniversitelerarası Kurul kavgalı olmadı mı? Birbirlerine karşı sınırları zorlayan açıklamalarda bulunmadılar mı? Üniversite rektörleri arasında görüş ayrılığı olmadı mı? Türban meselesiyle ülke gerilme ve kırılma noktasına getirilmedi mi? Ekonomik yönden sıkıntı yaşanmadı mı? Dış politika da özellikle Avrupa Birliği düzleminde belirlenen hedefler gerçekleştirildi mi? Gerçek işsizlik had safhaya ulaşmadı mı? Ülke alt ve üst kimlik, laik-anti laik, Türk-Kürt, Alevi-Sünni tartışmalarının içine çekilmedi mi? Bütün bunlara rağmen ülkenin içinde bulunduğu huzur ve refah ortamının desteklenmesi gerekirken sayın bakanın açıklaması ortamı germekten başka hiçbir işe yaramıyor. İnsanların konuşması önemlidir ama konuşulan konuların dinlenmesi ve değerlendirilmesi çok daha önemlidir. Birileri konuşup sonuç alamadığı zaman konuşmanın da bir anlamı olmuyor öyle değil mi sayın bakan? Umarım sorumluluk sahibi insanlar daha duyarlı ve dikkatli açıklamalarla hiç değilse elimizde kalan son huzurlu günlerimizi de zedelemez.


 


AK Parti belediye başkan adayı kim?


 


İktidar Partisi olmaya gör. En büyük avantajın hangi kurum, kuruluş olursa olsun aday enflasyonudur. Yanlış anlamayın ha maksat partiyi sevmek ve tüzüğüne bağlı kalmak değil koltuk sevdalısı olmaktır. Daha önce siyasi görüşlerinde farklılık varmış kimin umurunda koltuk gelsin de nasıl gelirse gelsin. Yeri gelmişken araya evliya hikâyesini sıkıştıralım; “Köylüler çözemediği sorunu evliyaya açmışlar ve yardım istemişler. Sorun da öyle bir sorunmuş ki sadece yerinde incelenirse çözüme kavuşturulabilecek cinsten. Evliya koltuğundan kalkmış buyurun gidelim demiş ama koltuğunu da almayı ihmal etmemiş. Köylü şaşkın, şaşkın evliya ya bakmış ve efendim koltuğa ihtiyaç yok biz sizi rahat ettiririz demiş ama nafile. Evliya ben koltuğumu alayım da ne olur ne olmaz gözüm arkada kalmasın demiş” Allah dostu evliyanın koltuk merakı varsa bizimkilerin koltuk merakı olmaz mı? Hele Belediye başkanlık koltuğu..! AK Parti’nin önümüzdeki yıl yapılacak olan yerel seçimler öncesinde kulisleri hareketlendi. Kimi bakan kanalıyla kimi başbakan kimi meclis başkanı kimi de cumhurbaşkanı aracılığıyla belediye başkan adayı olmak için çaba harcıyor. Lafı uzatmadan işte adaylar; Ahmet Metin Genç (Eski il Başkanı ve Milletvekili aday adayı), Prof. Dr. Aydın Dumanoğlu, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, Bayındırlık Bakanlığı’na bağlı iken Karayolları Genel Müdürlüğü yapan Cahit Turhan, Ali Rıza Akdeniz (Eski İl Başkanı), TTSO Başkanı Şadan Eren, Ergin Aydın, TTB Meclis Başkanı Mehmet Cirav, Türkay Gümüş, Muhammet Balta, Tufan Aydoğan, Şenol Güneş (Yerel seçimlere kadar G.Kore’de ligler bitiyor.), Prof. Dr. Ahmet Ulusoy ve Mahmut Çizmecioğlu. Bu isimlerin içerisinde teklife hayır diyecek aday yok ama kendilerine göre gelin güvey olanlar olduğu gibi içlerinde iştahlı olanı da var ki onlar kulis çalışmalarını şimdiden başlatmışlar. İktidar Partisi olmanın getirdiği en büyük avantaj nereye el atsanız aday bolluğu içerisinde olmanızdır. Yukarıda ismi geçen kişilerin en büyük endişesi hiç kuşku yok ki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AK Parti’ye yönelik açtığı kapatma davası ve başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da içinde bulunduğu kişilere siyasi yasak talebi. Burada üzerinde durulması gereken en önemli nokta başbakan Erdoğan’ın durumudur. Sayın Erdoğan tek başına partiyi sürükleyen isim. Başbakan Erdoğan’ın içerisinde olmadığı bir partinin adı AK Parti olmuş Kara Parti olmuş hiç fark etmez belediye başkan adayının kazanma şansı Trabzon’da hiç yoktur. Trabzon çok özel bir yer. Yapılan açıklamalara, verilen değerlere anında tepkisini gösteriyor. Geçen seçimde yanlış adayla birlikte Fenerbahçe ile ilgili başbakanın açıklaması etkili olmuştu AK parti’nin kaybetmesinde. Bu dönem Faruk Özak her yönüyle ipleri ele almış gözüküyor. Genel seçimlerde AK Parti’nin aldığı oy merkezde yaklaşık 48 bin, CHP’nin aldığı oy da 19 bin. Yani merkezde normal şartlar altında CHP’nin kazanma şansı gözükmüyor. Ancaaak AK parti aday seçme profilinde yanlışlık yapmaya devam eder ve Trabzon’da yaşayan birini (Kim olursa olsun fark etmez. Şu anda Trabzon’da bulunan parti üyesi ya da sivil toplum örgüt yöneticisi veya işadamı AK parti vizyonunu yönetecek durumda değil) aday gösterirse CHP’nin şansı artar. Hele bir de Tayip Erdoğan’ın içinde olmadığı bir partiyle yarışa girerse CHP Trabzon’u garantilemiş olur.


 


KTÜ’ de ne oyunlar oynanıyor..!


 


Karadeniz Teknik Üniversitesi’n de (KTÜ)neler olmuyor ki..! En başında söyleyelim bugün Mahşeri Cümbüş’ün oyunları var. Bu oyun yarında devam edecek. Tiyatro sevenler bu zor ekonomik şartlar altında para bulup izlemeye fırsat bulabilirlerse doğaçlamanın en güzel örneklerini izleyecekler. Neyse konuyu tiyatroya bağlamayalım da bazı gelişmeleri sizlerle paylaşalım. Geçen hafta “dedikoducu profesörler” yazmıştık ya aman ne kadar alınan varmış. Bir de yazının sonuna bizi fazla yazmak zorunda bırakmayın diye not düşmüştük ya herkesi telaş almış. Kardeşim kimse telaşlanmasın herkes işini yapsın sorun kalmaz. Merak etmeyin yazmayacağım. Kişilerin özel hayatı bizi ilgilendirmez. Kim rakı masasında kalmış kim falan yerde oturmuş anlatacak değiliz. Ancaaak üniversite ve bilim adına yapılan çalışmaları anlatmak görevimiz her halde. Herkes görevini yapsa sorun kalmayacak ama yine de insanoğlu meraktan ne yapacağını şaşırıyor. Zannediyor ki tek kolda 5 karpuz taşınıyor..! Zannetmekle olmuyor arkadaş! Neyse konuyu dağıtmayalım gelelim seçim meraklılarının bu meraklarını gidermeye. Gündem o kadar yoğun ki ne zaman ne yazacağımızı bizde şaşırıyoruz. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Trabzon ziyaretinde rektör adayı Aydın Dumanoğlu ile bir araya geldiğini öğrendik. Hatta başbakanın Aydın beye seçimle ilgili sorular yönelttiği ve başarılar dilediğini de fısıldadılar kulağımıza. Tabi işler başarı dilemekle olmuyor. Öğretim üyelerinin de naçizane oyları da önemli. Bugünün şartlarında rektör İbrahim Özen’in sıralama olarak yanına yanaşan aday yok. Yaptığımız araştırmalara göre rektöre destek verdiğini söyleyenlerin sayısı bir hayli fazla. Öyle abartıldığı kadar yok onu da söyleyelim. Aydın beye olan destek hatırı sayılır boyuta henüz ulaşmadı. Ama bir artış var. Üçüncü aday için yapılan çalışmalar sonuç vermedi. Adı geçen birkaç profesör durumdan rahatsız çünkü şartların değişik olduğunu ifade edip yarışa katılmak istemiyorlar. Demek ki, üçüncü bir aday çıkmasa yarış İbrahim Özen ve Aydın Dumanoğlu arasında geçecek ve öğretim üyelerinden ilk tercihi ki açık ara önde çıkacağı bilinen İbrahim Özen ipi göğüsleyecek. Ancaaak rektörlük atamasının koşulları farklı önce YÖK sonra da Cumhurbaşkanı onay verecek. Burada durum biraz karışık!. Aydın beyin güvendiği noktalarda bu iki kurum ve yöneticileri. O nedenle ilk sırada çıkmak için çalışma yapmıyor. Hatırı sayılır oy almak istiyor. Yani 100 oy fark olsa sorun olmaz anlayışında çünkü atanacağına inanıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, KTÜ geleneklerine bağlı kalıp ilk adayı mı atayacak yoksa farklı tutum izleyip ikinci adayı mı atayacak? Bekleyip göreceğiz…


 


Ya Yanal’da sorun var ya da Morinho’nu dediklerinde!


 


Ersun Yanal iyi çalıştırıcı mı bu hala tartışılıyor ama tartışılamayacak tek işi iyi hatip olmasıdır her halde. Gerçekten katıldığı her programda ya da uzatılan mikrofona sonuç ne olursa olsun konuşurken çok dikkatli ve dengeli açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Yaptığı açıklamaların boyutuyla ortaya koyduğu performans birbirine oldukça zıt.! Bilgisayar ortamında sürekli çalışan oyuncuların her hücresine kadar bilgiyi depolayan ve ona göre antrenman programı uygulayan Ersun Yanal nasıl oluyor da başarısız oluyor? Birkaç örnek vermek istiyorum sizlere; İngiltere’de oynanan maçları herkes büyük bir keyifle seyrediyor öyle değil mi? Nasıl hızlı ve mücadele dolu geçtiğini söylemeye gerek bile yok. Zaten oynadıkları oyunun karşılığında şampiyonlar liginde yarı finalde üç İngiliz takımı bulunuyor. İşte o İngiliz takımları bir araştırma yapmış başarı nasıl elde ediliyor diye ilginç sonuçlar elde etmişler. Oyuncuların sportif aktivitelerle, direnç antrenmanları ile yarışmalarla, kuvvetini, süratini, gücünü, yeteneklerini ve performansını arttırmak için daha çok çalışmak gerektiği kanısına varmışlar. Oyuncuların oynadığı bölge ve eksik kalan yönlerini tamamlamak için normal antrenmanın dışında özel antrenmanlarda uygulamışlar. Bu çalışma sonucunda da rakamsal olarak yaptıkları işin karşılığını fazlasıyla aldıklarını görmüşler. Bir dönem İngiltere’de çalışan Portekizli ünlü teknik adam Jose Morinho futbol felsefesini anlatmak için şu cümleleri kullanmış, “Benim bir kitabım var. Bu kitapta şunlar yazılıdır. Birinci olarak oyuncu istenilen zamanda antrenmana gelecek ve disiplinli, ciddi çalışacak. İkinci olarak kendi görevini eksiksiz olarak uygulayacak, üçüncü olarak performansım yeterli diyerek kendini bırakmayacak ve daha çok çalışacak, dördüncüsü oyun içerisinde tamamen ekip ruhuyla hareket edecek ve tam zamanında arkadaşına pas verecek, beşincisi görev alanı içerisinde maksimum düzeyde mücadele edecek, altıncısı basit oynayacak, topu koşturacak ve sonuç üretecek, yedincisi de hem saha içi hem saha dışındaki davranışları ve açıklamalarıyla örnek olacak.” Bunları yapmayan varsa benim takımımda yeri olamayacak. Morinho’nun kitabı aslında her takım teknik adamının el kitabı olacak nitelik ve içeriğe sahip. Sayın Yanal bu kadar iletişimden faydalanıyor da nasıl oluyor da takımı yerlerde sürünüyor. Ya Yanal’da sorun var ya da Jose Morinho’nun dediklerinde.!  Kimse kimseyi kandırmasın Morinho’nun dediklerinin yarısını yapan takım Türkiye’de açık ara şampiyon olur. Daha fazlasını yapan takım da Avrupa’da başarı gösterir. Hepsini yapan mı? Liverpool, Mancester United olur?


 


10 yıldır tanıyamadıkları Hüseyin’i 4 hafta da tanıyacaklarsa..!


 


Trabzonspor yönetim kurulu ve yakın çevresi (Bunlara medya mensupları da dahil. Bazıları yönetimin sesli radyosu gibi iş yapıyor) son dönemlerde ilginç bir açıklamanın etrafında bütünleşmişler. Ne diyorlar, son haftalarda oyuncuların göstereceği performanslar gelecek yıl ki durumlarını da netleştirecek. Yahu siz bunu benim külahıma anlatın. 10 yıldır bu takımla içli dişli olan kaptanlığa kadar yükseltilen Hüseyin’i tanıyamadınız da son 4 hafta da tanıyacaksınız. Adama gülerler bari bu türden açıklamalar yapmayın. Ne demek bu şimdi..! Bakın yönetimin ikinci adamı ve teknik direktör ne demiş bu konularda; Hayrettin Hacısalihoğlu, “Ligde kalan maçların, bordo-mavili futbolcuların gelecek sezonki konumlarının da belirleyicisi olacak”, Ersun Yanal, “Bu maçlar sadece takımın değil oyuncuların kendi prestijleriyle alakalıdır” diye açıklama yapıyor. Şimdi sorarım size hangi oyuncu ve hangi prestijden bahsediyorlar. Hüseyin süper oynasa kalan maçları kazandırsa kalacaksa vay sizin yöneticiliğinize derim. Adam 10 yıldır bu takıma hiçbir şey vermediği gibi çuvalla para ve itibar kazandı. Kaç tane Hüseyin var Trabzonspor’da oynayamadığı için yok olup giden biliyor musunuz? Gidin amatöre bakın ne dediğimi daha iyi anlarsınız… Ne demek bundan sonraki maçlar belirleyici olacak. Arkadaş bu takımda demirbaş listesine dâhil olan oyuncudan tutunda sezon başında gelen oyuncuya kadar değişik dönemli kalan oyuncular var. Şimdiye kadar tanımadınız da kalan 4 maçta tanıyacaksanız ne diyeyim ben size. Helal size yönetim bravo..! Gidin bırakın bu işleri olsun bitsin kimi kandırıyorsunuz yahu..! Ya adam gibi yapın işinizi ya da yeni seçildiniz bırakın gidin de denilmez ki..! Siz gene de adam gibi işinizi yapmaya çalışın..!


 


Oyuncu adı transferinde dalya dedik..!


 


Maşallah işi gücü olanda olmayan da ha bire Trabzonspor’a oyuncu öneriyor. Kör, topal, ağır, aksak fark etmez her halde. Baksanıza kısa sürede isim bazında ilk dalyayı dedik. Bu hızla giderse yakında ikinci dalyayı da diyeceğiz anlaşılan. Sadri Şener ekibi iş başı yaptı yapmasına da el attığı konuları eline gözüne bulaştırmaya devam ediyor. Şu ana kadar Asya’sı, Afrika’sı, Avrupa’sı, Rusya’sı G. Amerika’sı dahil yaklaşık 100 oyuncunun ismi Trabzonspor’la anıldı. Kimi geldi, kimi gitti, kimi oldu, kimi oluyor, kimi yolu yarıladı, kimi valizlerini topladı, kimi şampiyonluk yarışında, kimi at yarışında falan, falan. Milli takımda oynadığı söylenen birçok oyuncu bir ya da iki kez milli takıma hazırlık maçında çağrılmış ve oynamamış ya da milli takımın uçağına bile binememiş, etkili yetkili dedikleri oyuncuları kulüpleri elden çıkartmak için menajerlere devreye sokmuş yani anlayacağınız oyuncularla ilgili bilgiler yeterince doğru ve sağlıklı değil. Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü misali bir durum var ortada! Ligler devam ediyor ve transfer sezonuna daha var. Bu oyuncuların alınması mümkün değil ama adı sanı belli olmayan o kadar çok isim ortaya atıldı ki valla yönetime bravo demekten kendimizi alamadık. Ben yönetimde başa bakarım arkadaş. Sadri Şener açıklamalarıyla camiada sempati toplamıştı ama bir yere kadar sonraki açıklamaları özellikle oyuncularla ilgili açıklamaları yersiz bulunmuştu. Trabzon kanadının başkanı, yönetimin ikinci adamı Hayrettin beye çok güveniyordum. İnanın toparlarsa o toparlar diye kendisine destek de vermiştik. Ama görüyorum ki şu ana kadar toparlama olmadığı gibi dağılma süreci de başlamış. Bizden uyarması dost acı söyler türünden bu dediklerimiz alsın sayın Hacısalihoğlu. Böyle devam ederse hem kendi hem de temsil ettiği kulüp zarar görecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.