TOPRAK ANA

Toprağın insan yaşamındaki önemi daha ilk çağlardan beri anlaşılmış olup, arkeolojik araştırmalar toprağın ilk insanlar tarafından bitki yetiştirmek amacıyla kullanılmasının milattan en az 8000 yıl önce başladığını göstermektedir. Toprak uzun süre herhangi bir ıslah işlemi ve madde ilavesi yapılmadan kullanılmıştır. İnsanların toprağa yaptığı ilk müdahale sulama, ikincisi gübrelemedir. İlk ıslah işlemi ise teraslamadır. 
Yeryüzündeki kara parçaları, toplam yeryüzü alanının %29.2’sini oluşturmaktadır. Dünyamız toprak bakımından çok fakir. Sınırlı olan topraklarımızı korumak ve verimli kullanmamız gerekmektedir. 
Toprak tüm canlıların hem beslendiği hem de barındığı yerdir. Tarıma elverişli 1 cm toprağın oluşması için uygun şartlarda 100 ila 1000 yıl geçmesi gerekir. Tarımsal faaliyetin yapılabilmesi için gerekli olan 40-50 cm kalınlığındaki toprağa ihtiyaç vardır. Bu miktarda bir toprağın oluşabilmesi için 20-25 bin yıllık bir sürenin geçmesi gerekir. Bu bakımdan bunu kendi isteğimiz doğrultusunda arttırmak elimizde değildir. Fakat meydana gelmiş toprağı korumak elimizdedir.
Topraklar en önemli doğal kaynaklarımızdan yalnızca biri değil aynı zamanda ekosistemlerin en önemli taşıyıcı gücüdür.
Oluşumu yüzyıllar süren topraklarımızı son yıllarda acımasızca, vahşice geri dönüşümü imkânsız bir şekilde ilelebet yok ediyoruz. Oysa en iyimser hesaplarla dünyada potansiyel gıda üretimi 11 milyar civarında insanı besleyebilecektir. Bu rakamların yükselebilmesi için Dünyada besin üreten alanların ve 3 milyar ha’lık meraların sürdürülebilir şekilde kullanılması ve iyileştirilmesi gerekmektedir.
Tarım arazileri birer fabrikadır. Yüce yaratanın bizlere bahşettiği en değerli varlık topraklarımız insanlığın devamı için olmazsa olmaz olan gıda üretim alanlarıdır. Hayatın devamlılığı için gelecek nesillerin yaşam kaynağı olan gıda fabrikası topraklarımızı sonsuza kadar imha ediyoruz. Dünyada geleceğe yönelik göstergeler çok iç açıcı görünmemektedir. Ülke olarak gelecekte karşılayabileceğimiz sorunları öngörüp planlarımızı bu bağlamda yapmalıyız. Gerekli önlemler çok vakit kaybetmeden almazsak ülkemizin de bu sorunla karşı karşıya kalması kaçınılmaz olacaktır. 
Bu minvalde tarım toprağını yaşatmak için planlar üzerinde çalışmalar yapmalıyız, imkânlarımızı zorlamalıyız. Çünkü toprak ana yoksa biz de yokuz. Yapılması gerekenler hiç de zor değil. Sadece günü değil geleceği kurtarma yönünde planlar yapmalıyız. Bu planları yapmak kurum ve kuruluşlara ilave çok aşırı maliyet getirmez. Yapılması gereken çok basit; bir plan dâhilinde kazılardan çıkan tarıma elverişli toprağı tarımsal üretim yapılmasına uygun olmayan atıl durumda olan arazilere ıslah projeleri hazırlayarak tarıma elverişli hale getirilmesi için nakletmek ve bu arazileri üretim yapılabilecek hale getirmek. Belki bizim değil ama gelecek nesillerin bu tarımsal üretim alanlarına çok ama çok ihtiyacı olacak.
İnsanların yaşaması ve refahı toprağa bağlı olduğuna göre, toprağın bugünkü sahipleri onları ileriki nesillere aynen teslim etmekle görevlidirler. Bunun için toprağın geçici sahipleri verimliliğin devamlılığını sağlamak ve erozyonla taşınmasına engel olmak için gerekli önlemleri almak zorundadır. Bu ulusal bir görevdir.                 
Toprağın önemi için başlıca; tarımsal, endüstriyel, ekonomik ve ulusal olmak üzere yaşam için dört önemli fonksiyonu bulunmaktadır.                                                                                                              
İnsanlar dünya üzerinde yaşadıkları sürece doğrudan ya da dolaylı olarak toprağa ihtiyacı vardır. Yiyecek, giyecek ve yakacaklar ile içinde oturulacak barınakların kurulmasında kullanılan birçok malzeme topraklardan elde edilmektedir. Yaşamın devamı için tahıllar ve benzeri ürünler, meyveler ve sebzeler toprakta yetişmektedir. Ayrıca giyim eşyalarının yapılmasında kullanılan lifli materyaller toprakta yetişen ürünlerden elde edilmektedir.
Dünyamızın ve ülkemizin tarımsal üretimin artırılmasına çok daha fazla ihtiyacı olduğu bu dönemde, ülkemizdeki tarım alanları ve meraların reva görüldüğü muamele mutlu azınlığı da mutlu etmemeli! Verimli tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, amaç dışı kullanım, sanayi atıklarıyla kirlenme, yanlış tarımsal uygulamalarıyla kirlenme gibi etmenler sonucu azalan tarımsal topraklar, küresel ısınmadan dolayı artan dünya nüfusunu beslemek için en küçük toprak parçasına ihtiyacımızın olacağından ilgililer tarafından çok yönlü olarak irdelenmesi, gelecek nesillere yaşam alanları bırakmamız açısından korumakla yükümlü olduğumuz toprağın korunmasında bizlerin çok büyük sorumluluğu var.
Gelecek nesillere yapacağımız en büyük kötülük gıda üretim fabrikalarında yükselen beton yığınları ve sonsuza dek imha edilen topraklarımız. Bizim buna hakkımız yok. Emanete hıyanet olmaz; bizlere nasıl bırakılmışsa bizler de gelecek nesillere daha iyi şartlarda bırakmalıyız. 
Sonuç olarak; kendi hırsımız yüzünden çocuklarımızın geleceğiyle oynamaya hakkımız yok. 

Cemil PEHLEVAN
ZMO Trabzon Şube Başkanı  

cemilpehlevan@gmail.com

                                                                                         
                                                                                                       

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum