Mehmet Öztürk-Abi Nerdesin

Mehmet Öztürk-Abi Nerdesin

TORAĞINI TANIYAN KENDİNİ TANIR

Bu ara hep yollardayım. Evden çıkalı 20 gün oldu hâlâ dönemedim. 

Konya’dan Ankara’ya gelirken gözüm hep tarlalardaydı.

Konya’dan Kulu makası ( Adana Ankara bağlantı yolu) na kadar buğdaylar cüce kalmış. Hiç boyları yok. Tarlaya hasat İçin biçerdöver girse masrafını karşılamaz. Ya tekrar sürülecek ya da saman İçin biçilecek.

Bu yıl samanı çok konuşacak gibiyiz.

Kuraklıkta Şanlıurfa, Batman, Mardin , Diyarbakır’ın adı ön plana çıktı ama ülkenin çok geniş bir bölümünde kuraklık sıkıntısı yaşanıyor.

 

Doktar’ın 2 yılda bir yaptığı “Çiftçinin Nabzı” anketinde “iklim değişikliği “ deyince %51 ile akla ilk “ kuraklık” gelmiş.

Milletin ve devletin çok acil “ kuraklık acil eylem planına” ihtiyacı var.

Ferhat ile Şirin hikâyesini tarımda da yazsak iyi olur.

Dağlardan duble yollar ve tren geçiren bizler suyu da geçiririz evelallah.

İstanbul’a yeni “kanal” açan biz Toroslardan Konya Ovası’na nehir akıtırız .

 

Ankette çok soru sorulmuş.

Ben bir iki noktaya dikkat çekeceğim sadece.

Ekim alanları son iki yılda %16 artmış %24 azalmış. %60 aynı kalmış.

 

Gelirimiz azaldı diyenlerin oranı %52.

Arttı diyenler ise %21.

 

İlginç bir bölüm de şu.

“Geliri artırmak için ne düşünüyorsunuz?” sorusuna %64 “bilmiyorum “ demiş.

Yüzde 12’si “yeni ürün ekeceğim; %9 u hayvancılık yapacağım” demiş.

“%3’ü de çiftçiliği bırakacağım” diye görüş bildirmiş.

 

Dağları delip suyu toprakla ancak devlet buluşturabilir.

Peki çiftçiler hükümetin tarım politikasından memnun mu?

 

Çok memnun:%4

Memnun:%22

Memnun değil:34

Hiç memnun değil: %22.

 

Çiftçi maliyet hesabı yapıyor mu?

%56 hayır.

%33 evet.

 

En önemli ilk üç sorun:

 

%73 girdi maliyeti.

%19 elektrik-Su

%19 satış fiyatı düşüklüğü.

 

Benim esas üzerinde duracağım konu ise daha farklı. 

Çok yıllar önce okumuştum ve çok hak vermiştim.

“Başarılı bir patron, işçi veya elamanı hata yaptığında ilk önce şu soruyu sorar.

Bu kişinin hata yapmasında benim bir suçum, dahlim var mı acaba?

Benim yüzümden hata yapmış olabilir mi?

Mesela maaşı mı az,

Çalışma saati ortamı mı kötü,

İlgi mi eksik, başındaki amirde bir sorun mu var, vs…”

 

Bunların olmadığını gördükten sonra ona ceza veya muamele yapar patron.

 

Toprağın patronu da çiftçi. İlk önce yapması gerekenler var.

Sona sakladığım Doktar’ın anketinde çok önemli bir soru daha var.

“Toprak analizi yaptırıyor musunuz?”

 

Bana göre işin püf noktası bu.

Siz doktora gittiğinizde bir çok analizden test sonucundan sonra “teşhis ve tedavi” uygulanıyor.

Peki Çiftçiler toprağını tanımak İçin “analize” başvurmuş mu?

 

%68 analiz yaptırmamış.

Hatta tahılda (buğday arpa vs) bu oran %71.

İşin ilginç yanı 2 yıl öncesine göre analiz yaptırmayanlar %11 artmış.

 

Ama aynı çiftçi, gübre konusunda çok şikâyetçi.

“Aşırı pahalı“ diyor.

Oysa ilaçla zehir arasındaki tek fark “doz” der uzmanlar.

Analiz yaptırmayınca ya eksik gübreleme yapıyoruz ya fazla. Gereksiz yere gübre atıyoruz ya da yanlış gübre kullanıyoruz .

Eee...

Girdi maliyetinin büyük kalemlerinden biri de gübre.

Analize göre gübre kullansak belki de %10,20 masraf azalacak.

Ayrıca alışılmış gübreleme yerine “bitki besleme”yi tercih edebilsek ve yine analiz sonucuna göre “ Organomineral Gübre“ kullanabilsek hem daha ucuz hem daha fazla verim alabiliriz .

Artı bu yöntem bitkiyi kuraklığa karşı da bir miktar koruyor. Dahası da var. Topraktaki organik madde miktarını da artıracağı için toprağı da beslemiş oluyoruz.

Bu da bize verim artışı, lezzet ve raf ömrü olarak geri dönüyor.

 

Sonuç olarak çiftçi işe mutlaka analizle başlayacak, devlet de su saatleri ( elektrik fiyatı), DSİ’ye gölet bütçesini artırarak başlayacak.

Hemen şimdi.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.