‘Halkın yararına sağlık sistemi kurulsun’

KESK’e bağlı Sağlık-Sen Trabzon’da basın açıklaması düzenledi.

Trabzon Haber 30.06.2022, 15:16
‘Halkın yararına sağlık sistemi kurulsun’

Sağlık-Sen tarafından yapılan açıklamada “Birinci Basamak Sağlık Sistemi” kurulması isteği dile getirildi.

Açıklamada; koruyucu sağlık anlayışından vazgeçildiğinin, tedavi ağırlıklı sağlık politikalarına dönüldüğünün ve sağlık ocaklarının kapatıldığı belirtildi, “Sağlık alanının özelleştirmeci bir anlayışla dönüştürülmesinin öncesi olmakla birlikte, AKP hükümetleri döneminde, tek parti iktidarı olmasının olanakları da kullanılarak hızlandırılmıştır. Bu programın önemli başlıklarından biri sağlık ocağı sistemine dayalı birinci basamak temel sağlık hizmetlerini aile hekimliği sistemine dönüştürmek olmuştur. 16 yıl önce başlatılan ve 10 yıldır da tüm Türkiye’de uygulanmakta olan aile hekimliği sistemi ile “dönüştürülen” birinci basamak, toplum sağlığı açısından sürekli olarak sorunların birikmesine neden olurken aynı zamanda esnek ve performansa dayalı ücretlendirme sistemi ile de sağlık emekçilerine yönelik sömürüyü derinleştirmektedir. Gelinen aşamada birinci basamak sağlık hizmetleri kötüye gitmekte, sağlık emekçileri daha fazla sömürülmektedir.”

HERKES İÇİN SAĞLIK YERİNE PARAN KADAR SAĞLIK…

Olumsuz noktaları sürekli olarak eleştirdiklerini ve önerilerini iktidarlara ilettiklerini, kamuoyu ile paylaştıklarını dile getiren Sağlık-Sen yöneticileri, “Gelinen aşamada birinci basamak sorun yumağına dönmüş durumdadır ve emekçilerin sorunları da her geçen gün artmaktadır. En başından beri yaptığımız ikazların haklı çıktığını üzülerek görmekteyiz. Küresel aktörler IMF ve Dünya Bankası’nın direktifleri, ülkelere mali yaptırımlar, kemer sıkma politikaları dayatırken kamu harcamalarından –sağlık başta olmak üzere- kesintiye gidilmiş, alanın özelleştirilmesinin önü açılmış, tüm toplumu kapsayacak ve sağlık eşitsizliklerini azaltacak politikalar tek tek rafa kaldırılmıştır. AKP ile hızlanan bu piyasalaştırma süreci, “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında sağlık hizmeti sunumunun “paran kadar sağlık” anlayışına terkedilmesine, sağlık emekçilerinin ise düşük ücretle, iş güvencesinden yoksun esnek ve kuralsız çalıştırılmasına dönük adımları hızlandırılmıştır. “Herkes için sağlık” prensibinin bir kenara atıldığı, hastalıkların kökenindeki sınıfsal nedenlerin görmezden gelindiği ve eşitlikçi sağlık hizmeti sunumunun kırıntılarının bile ortadan kalktığı bu dönüşümü en erken ve keskin bir biçimde yaşayan birinci basamak alanı olmuştur. Aile hekimliği sistemi ile birinci basamakta özelleştirmenin önü açılmış, koruyucu sağlık hizmetleri tasfiye edilmiş, hekimler işletmeciye, sağlık emekçileri iş güvencesiz işçilere, hastalar da müşteriye dönüştürülmüştür.” dediler.

SEVK ZİNCİRİ ORTADAN KALDIRILDI

Sağlık-Sen Trabzon Şubesi tarafında yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Birinci basamak hizmetlerindeki dönüşümle birlikte halk sağlığına yönelik uygulamalarda da büyük sorunlar yaşamaktadır. Covid salgını birinci basamak sağlık hizmetlerinin önemini daha fazla ortaya koymuştur. Ancak sağlık yöneticileri bütünlüklü politika değişimi yerine pansuman tedbirlerle, diş hekimlerini filyasyonda görevlendirerek eksikliklerin üstünü örtmeyi tercih etmiştir. Yine Covide karşı geliştirilen etkin aşılar olmasına rağmen toplumun bir kısmında aşı reddi görülmekte, bu durum halk sağlığını tehdit etmektedir. Aşı reddinin temelinde de sağlık emekçileri ile toplum arasındaki güven ilişkisinin bilinçli olarak deforme edilmesi yer almaktadır.

Sevk zinciri basamaklandırılmış sağlık hizmetinin olmazsa olmazdır. En yaygın görülen sağlık sorunlarının tedavisinin bireyin yaşadığı yere en yakın birinci basamak ekibi ile çözülmesi gereklidir. Komplike olgularının tanı ve tedavisi içinse 2. ve 3. basamağa sevk edilmeleri gerekmektedir. Sevk zincirinin ortadan kaldırılmış olması sadece birinci basamak sağlık hizmetlerine zarar vermemiş, sistemin diğer basamaklarında da aşırı ve gereksiz kullanıma, yığılmaya neden olmuştur. Özellikle üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastaneleri eğitim ve araştırma işlevlerini yerine getiremez hale gelmiştir. Bu kurumlarda eğitime ve araştırmaya ayrılması gereken zaman 1. Basamakta ya da devlet hastanelerinde çözülmesi gereken basit tedavilere harcanmaktadır. Bu durum kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının da önünde engeldir.

Aile hekimliği çalışanlarının statüsü, il sağlık müdürlüklerine bağlı işçi noktasına getirilmiş, kölelik sistemine taşınmıştır. Aynı zamanda başta pandemi sürecinde olduğu gibi, toplum sağlığını ve sağlık çalışanlarının haklarını savunan, kamuoyunu bilgilendiren, görüş ve önerilerini, taleplerini basın ve sosyal medya aracılığıyla üç kez dile getiren aile sağlığı merkezi (ASM) sağlık çalışanlarının sözleşmeleri feshedileceği yönetmelikte yer almıştır. Aile hekimliği uygulamasında iş güvencesi sona ermiştir.”

BU SİSTEM MİLLİ DE DEĞİLDİR YERLİ DE…

Sağlık-Sen yetkilileri, “Aile hekimliği uygulaması, neoliberal sağlık reformlarının bir parçasıdır. Aile Hekimliği uygulaması AKP iktidarının diline dolamayı huy edindiği biçimde ifade edecek olursak ne “milli” ne de “yerli”dir. Bu sistem; sağlık hizmetlerinin kapitalist üretim-tüketim ilişkisine indirgendiği kâr amaçlı bir sitemdir. Toplum yararına olmayan ve emek sömürüsünü derinleştiren bu sistemden vazgeçilmelidir.” dediler.

Yorumlar (0)