Selçuk Balcı ve Niyazi Koyuncu İle Özel Röportaj!

Karadeniz müziğinin genç kuşak temsilcileri Selçuk Balcı ve Niyazi Koyuncu ile ayaküstü söyleştik…

Trabzon Haber 09.01.2021, 14:01 09.01.2021, 12:18
Selçuk Balcı ve Niyazi Koyuncu İle Özel Röportaj!

Röportaj: Fatma YAVUZ

 

Kemençe ile her yer evimiz

Selçuk Balcı, “Çaldığımız enstrüman Doğu Karadeniz Bölgesi’ne aitse de denizi koklamış her yerde, Karadeniz’i kokladığımız her yerde kendi evimizde gibi hissediyoruz. Kendi evimizde çalıyormuşuz hissine kapılıyoruz.” 

 

BAŞKA TÜRKÜLER DE SÖYLEDİM AMA…

Ben içimden gelen müziği yapıyorum. Şimdiye kadar yaptığım çalışmalarda kendi bestelerim ön planda oldu. Başka türküler de söyledim ama bestelerim daha çok beğenildi. Bu benim tercihim değildi, insanların tercihiydi. Yıllar öncesinden bir tarz yakalanmış, insanlar bunu dinlemeyi seviyor ve devam ediyor. Yeni gençler çıkıyor, bizden yardım istedikleri zaman veya beraber bir şey yapmak istediklerinde geri çevirmiyoruz, yapıyoruz. Karadeniz müziği çok yetenekli insanlar çıkarttı. Eskisi gibi birkaç kişiye sınırlı kalmıyor.

 

SADECE KARADENİZ’LE SINIRLI KALMASIN

Sevdiğim her şeyi söylüyorum. Mesela Alevi Deyişi söyledim, ‘Hey Erenler Yine Bozuldu Bendim’ bunu Musa Eroğlu ile düet yaptım. Türküleri çok seviyorum. Bunun sadece Karadeniz’le sınırlı kalmasını o yüzden istemem. Türkülerden kopmak istemiyorum. Bu toprakları, Aşık Veysel’in, Aşık Mahzuni Şerif’in türkülerini kemençeyle seslendirmek istiyorum. O türküleri gelecek nesillere aktarmak istiyorum.

 

ÖZDEN DE KOPMAMAK LAZIM

Şu an insanlarda bir sıkılmışlık var. Artık insanlar Rap, T-Rap müzik dinliyor, bu tarz müziklere ilgi arttı. Bu biraz da gençlikle ve konjenktürle alakalı, bir süre sonra ondan da bıkılacak. Yine eski türkülerimiz değerli olacak. İnsanlar da haklı çok fazla üretim var, sıkılganlık doğuyor. Biz bile bazen aynı şeyleri çalmaya, söylemeye sıkılıyoruz. O yüzden insanlara da hak veriyorum. Hep aynı şeyler var ancak özden de kopmamak gerekiyor. Müziği de çok bozmamak gerekiyor. Bu toprakların tınılarını hiçe sayıp, başka şeylere yönelmemek gerekiyor.

 

KEMENÇENİN BAŞKENTİNE SELAM

Buradan Trabzon’a selam söylüyoruz. Trabzon candır. Kemençe kültürünün başkentidir Trabzon. Trabzonlu kemençecileri dinleyerek, onlardan bir şeyler öğrenerek bugünlere geldik. O yüzden müzik ve kültür başkentimiz Trabzon’u selamlıyoruz.

 

ÖZGEÇMİŞ

Selçuk Balcı: (4 Temmuz 1988 Çayeli, Rize)

Türk halk müziği sanatçısı. Rize'nin Çayeli ilçesinde dünyaya geldi. İlkokulu doğduğu bu şehirde tamamladı. İlkokulu bitirdikten sonra ailesiyle birlikte Ankara'ya yerleşti. Çocukluğundan beri bağlama çalmasına rağmen lise yıllarında kemençeye merak saldı. Kendini bu konuda yetiştirdikten sonra birçok Karadenizli şarkıcıya kemençe çalarak eşlik etti. 2011 yılında Kalan Müzik etiketiyle Patika isimli ilk albümünü çıkardı. 2 yıllık aranın ardından, 2013 yılında Mila isimli ikinci albümünü yine Kalan Müzik etiketiyle piyasaya çıkardı. 3. albümü olan Felamur ise 13 Mayıs 2016'da dinleyicileri ile buluştu. Selçuk Balcı çıkardığı kişisel albümünün dışında birkaç film ve dizinin de müziklerini yaptı. Bizum Hoca, Moskova'nın Şifresi: Temel ve Benim İçin Üzülme gibi yapımlara kendi bestelerinden birkaç parça verdi. Zülfü Livaneli'nin de 50.yıl için yapmış olduğu projede bir tane şarkı seslendirdi. Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisi için de müzik yapmıştı.

 

**********************

Hepimiz aynı şeyi farklı anlatıyoruz!

Niyazi Koyuncu, “Karadeniz’in, denizine, dalgasına, dağına kadar, insanlarına, dertlerine bir şekilde ortak olmak istiyorsunuz. Biri bunu rock tarzında müzik yaparak ifade etmeye çalışıyor, diğeri otantik müzik yaparak…  Aslında herkes aynı şeyi anlatıyor ama farklı tarzları kullanıyor.”

 

HASAN TUNÇ’TAN KAZIM KOYUNCU’YA

Karadeniz müziğinde 20 yıl önce başka bir şey yapılıyordu. Ondan 40 yıl önce başka bir şey yapılıyordu. Şimdi de başka bir şey yapılması gerekiyor. Artık müzik adına yeni şeylerin yapılma zamanının geldiğini düşünüyorum. Maçkalı Hasan Tunç’tan ağabeyim Kazım Koyuncu’ya kadar, sonrasında yeni nesiller hepsi müziğimiz üzerine bir şeyler koydu, katkı verdi. Hepsi birer devrim yaptı bu müzikte. Ağabeyim de yaptı. Ondan önceki etnik sazlarla, ağıtlar yakarak, düğünlerde çalarak, kendi dillerini kendi kültürlerini tanıtmaları bir değerdir. Bunlar hep bizim değerlerimiz. Bu bizim geleneğimiz.

 

BU KÜLTÜRÜN TEMSİLCİSİYİZ

Ortada bir kültür var ve biz bu kültürün temsilcisiyiz. Karadeniz’in, denizine, dalgasına, dağına kadar, insanlarına, dertlerine bir şekilde ortak olmak istiyorsunuz. Biri bunu rock tarzında müzik yaparak ifade etmeye çalışıyor, diğeri otantik müzik yaparak ifade etmeye çalışıyor. Aslında herkes aynı şeyi anlatıyor ama farklı tarzları kullanıyor.

HERKESİN CÜMLESİ BAŞKA

Herkes aynı cümleleri kuramaz. Kursa bile çok ta doğru durmaz. Ortak bir kalıp olabilir ancak herkesin cümlesi başka. Benim baktığım yer farklı bir yer, arkadaşımın baktığı yer daha farklı bir yer. Bu takım taraftarlığı gibi değil, herkes hissettiğini döküyor. Biri sadece klavye ile müzik yapıyor, o onun seçimi. Ben başka bir enstrüman kullanıyorum. Herkesin dünya görüşü farklı, ben farklı bir dünya görüşüne sahibim, başka bir şey hissediyorum.

KARADENİZLİYİM ANCAK…

Sadece Karadeniz’den beslenmiyorum, sadece Karadeniz müziği dinlemiyorum. Gitar çalıyorum, yabancı müzikler dinliyorum. Beslendiğim yer burası, Karadenizliyim ancak kafam başka bir yerde. Bu coğrafyayı, bu kültürü başka şekilde de anlatmak mümkün diyorum. Şive yaparak konuşmak şart değil. Benim dilim var, ana dilim Lazca ancak sadece o kalıba da girmiş hissetmiyorum kendimi. Ben dünyalıyım, bu dünyada yaşıyoruz.

TAM BİR DEVRİMCİYDİ

Bu toprakların müziğini yapıyorum. Acıları, sevinçler bir şekilde ifade etmek istiyorum. Ancak başka bir taraftan bakıyorum. İstanbul’da yaşıyorum. Buradan oraya bakmak, oradan buraya bakmak, çok farklı şeyler. Abim çok yenilikçi bir insandı, müzisyendi. Her zaman söyleyeceği bir sözü olurdu. Bizim göremediğimiz şeyi görürdü, o cümleyi kurardı. Ağabeyim olmasına rağmen onun adına konuşmak çok zor bir şey. Tam bir devrimciydi, ön görüsü yüksekti, olayların sonrasını çok iyi görebiliyordu.

BU YAŞAM BİZİM

Bu doğa, bu yaşam bizim. Bazı şeylere hepimizin sahip çıkması lazım... Hepimizin gömüleceği topraklar burası. Her gün onlarca cenaze geliyor Karadeniz’e, orada defnediliyor. Ben de orada defnedilmek istiyorum. Çünkü ben bu toprağın çocuğuyum. Burada doğdum, burada büyüdüm ve öldüğümde de bu topraklara karışmak isterim.

 

ÖZGEÇMİŞ

Niyazi Koyuncu, (20 Nisan 1984, Hopa, Artvin)

Sanatçı, 20 Nisan 1984'te Artvin ilinin Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy'de doğdu. İlk öğrenimine Sugören köy okulunda başladı. Lise eğitimini Hopa Lisesi'nde tamamladı. 17 yaşında Karadeniz Teknik Üniversitesi'ne girdi; fakat eğitimini bitirmedi. Daha sonra Eskişehir'e üniversite okumak için gitt.

Kalabalığın önünde ilk kez şarkı söylemesi Eskişehir'de bir tesadüfle başladı ve daha sonra "Seritana" (Karanlıktaki Ӏşık) adlı etnik müzik grubunu kurdu. Grubuyla İstanbul'a gelen Niyazi Koyuncu, kısa bir süre sonra grubun dağılmasıyla müzik hayatına tek başına devam etmiştir. İlk albümü olan Muço Pa!'yı 7 Ağustos 2012 tarihinde çıkarmıştır. Liva albümünü ise 2016 yılında çıkardı. Niyazi Koyuncu, müzisyen Kazım Koyuncu’nun kardeşidir.

Yorumlar (0)