Trabzonlu belgeselci Turgut Bayraktar hayallerinin peşinden koşuyor

Çocukluğundan itibaren hayallerinin peşinden koşan Trabzonlu belgeselci Turgut Bayraktar: “Trabzon’dan ayrı kalamam, yaşadığım bölgenin dertleriyle dertlenmeliyim. Denizi, doğası, yaylaları, yolları, yazı, kışı, insanları benim esin kaynağım. Daha yapacak çok iş, çekecek çok belgesel var…”

Trabzon Haber 10.02.2022, 10:03 10.02.2022, 11:34
Trabzonlu belgeselci Turgut Bayraktar hayallerinin peşinden koşuyor

Trabzonlu belgesel yapımcısı Turgut Bayraktar, Kayseri Erciyes Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü bitirdi. Üniversiteden mezun olduktan sonra Trabzon’a dönen Bayraktar bir yıl işsiz dolaştı. Trabzon’dan ayrılmayı düşünürken yerel bir televizyon kanalında iş bularak çalışmaya başladı. Küçüklüğünden beri hayalini kurduğu belgesel çekimlerine de zaman ayıran Turgut Bayraktar, “Karadeniz’de Bir Yer” adlı ilk projesiyle ABD’deki Türklerin düzenlediği Boston Türk Filmleri Festivalinde mansiyon ödülü aldı. İzleyicilerini insan hikayeleri sunan, bazen yaylada bir çobanla, bazen de deniz kenarındaki bir balıkçının özel hikayesi ile izleyiciyi buluşturan, birçok kısa filme imza atan Turgut Bayraktar ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Röportaj: İnan KALYONCU

“BEN BURALARDA MUTLU OLUYORUM”

Turgut Bayraktarı tanıyabilir miyiz?

“1992 yılında Trabzon’da dünyaya geldim. İlk-orta ve lise eğitimimi Araklı ilçesinde tamamladım. Kayseri Erciyes Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü bitirdim. Bir dönem Trabzon’da özel sektörde çalıştım. Sonrasında bir karar aldım ve sevdiğim işe yapmaya başladım. Kısa film çekimlerini çok seviyordum. Çocukluğumda arkadaşlarımla çekimler yapıyorduk ancak arkadaş arasında kalıyordu çektiğimiz klipler. Sonrasında bu mesleği yapabilir miyim diye düşündüm ve üniversiteyi kazanmak için dershaneye gittim. O yıl sıkı bir çalışma ile Kayseri Erciyes Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü kazandım. 4 yıl eğitim aldıktan sonra memleketime geri döndüm. Burada bir yıl kadar işsiz kaldım. Sonrasında buradan göçmeyi düşündüm. Tam Ankara’ya gidecekken burada yerel bir kanalda iş buldum.  Vazgeçip burada çalışmalarıma devam ettim. Oradayken şunu fark ettim, ben dışarda kalamazdım. Buranın insanını kültürünü gösteren projelere imza atmalıydım. Çünkü ben bunlarla mutlu oluyordum. Burada ilk “Balıkçının Şarkısı Faroz” diye bir belgesel çektim.”

“BOSTON’DAN MANSİYON”

Bugüne kadar kaç belgesel çalışmanız oldu?

“Şu ana kadar 50 civarı bir belgesele imza attım. Bunlardan en çok beğeni alanlar “Karadeniz’de Bir Yer” ve “Karadeniz'de Kanser oldu.” Sosyal medya da ise en çok beğenilen belgeselimse “Kışın Çobanlık” belgeseli oldu. İlk çektiğim belgeseldi. Birinci ve ikinci bölümü çok beğenildi. “Karadeniz’de Bir Yer” ilk yaptığım projeydi, ABD’de Türklerin düzenlediği Boston Türk Filmleri Festivalinde mansiyon ödülü aldı. Bu beni çok mutlu etmişti ve bu işe kendimi daha çok vermemi sağlamıştı.

Açıkçası özgüvenimi de arttırmıştı. Çünkü insan üniversiteden sonra işsiz kalınca özgüveni kırılıyor. Biz mi çok hayal kurduk diye düşünmeye başlatmıştım. Bunu da yine kıran kendi çabalarım oldu. Benim gibi tüm mezunlara da bunu tavsiye ediyorum. Çünkü özel sektörün ve işsizlik döneminin insana çok zarar verdiğini düşünüyorum. Benimde birçok yakın arkadaşım şu anda bu durumdan mustarip. Hepsi bir çabanın içerisinde.”

“BİR ŞEYLERİN DEĞİŞMESİ İÇİN UĞRAŞACAĞIM”

Yeni projeniz var mı?

“Çok fazla proje yaptım diyemem. 40-50 proje iyidir. Bunların çoğu Karadeniz’de geçti. Ama hala istediğim tarzda işler olmadı. Karadeniz’in yaşadığı büyük sıkıntılar var. Özellikle Trabzon’un kültürel değerlerini koruma hakkında büyük problemleri var. Bunları ben de dert ediniyorum. Bunla alakalı da çok güzel ve etkili bir proje yapmayı düşünüyorum. Ne olabilir diye sorarsanız, sahillerimiz başta olmak üzere, ayrıca bu sorun rahmetli Kazım Koyuncu’nun da en büyük dertlerindendi.

Benimde en büyük dertlerimden biri olan sahillerimiz ve yaylalarımız üzerini bir proje yapmak istiyorum. Köylerimiz de aynı şekilde ancak bir şeylerin değişeceğine inanıyorum. Bu yüzden çaba göstereceğim. Her yönüyle Karadeniz’in kültürel ve doğal yapısının bozulduğunu düşünüyorum. Mesela sahillere ne oldu derseniz, Karadeniz Sahil Yolu geçtikten sonra kendini hala toparlayamadı. Üstüne hala gidiliyor. Trabzon ve ilçeleri dahil olmak üzere merkezlerine gittiğimiz zaman nefes alacağımız hiçbir yer kalmadı. Sahiller hep dolgu ve liman oldu.

Kumsalı neredeyse kalmadı. Yaylalarımız betonlaşmaya başladı. El değmemiş, yaylara yollar yapıldı. Turistik anlamda gidilsin isteniyor ancak bunların farklı yolları da var. Herkesin ağzı açık fotoğraflarına baktığı İskandinav ülkeleri var. Bunlar nasıl fotoğrafla insanı hayran bırakıyorsa bizim yaylarımız aynı öyle olabilir. Bununla alakalı çalışmalar olabilir. Yeter ki yöneticilerimiz bu konuda istekli olsunlar. Turistik anlamda çok güzel yerlere gelebilir.”

“GÜÇLÜ BİR EKİPLE ÇALIŞMAYI İSTİYORUM”

Projelerinizi tek başınıza mı yapıyorsunuz?

Çekim, kurgusu, ses kaydı, çekilecek mekanlar falan hepsini ben ayarlıyordum. Hatta çalıştığım yerel kanalda da ben ayarlıyordum. Bu işe daha çok hevesli olduğum için böyle yapıyordum. Ekiple çalışmaya daha yeni yeni başlıyorum. Herhalde 40. Belgeselden sonra başladım. Kardeşim ve arkadaşlarım geliyor benimle. Onlar mikrofon falan tutuyor, o şekilde bana yardımcı oluyorlar. Ben, işten anlayan, daha güçlü bir ekiple çalışmayı istiyorum. Onunda zamanla olacağını da düşünüyorum.

“SPONSOR İŞİN DOĞASINI BOZAR”

Çalışmalarınıza kaynak bulmakta zorlanıyor musunuz?

“Bana sponsor olmak isteyen bir yer olmadı. Şu anda yavaş yavaş olmak isteyenler var. Sponsorluk biraz işin doğasını bozacağı için çok sıcak bakmıyorum. Zamanla projelerin doğasına uygunsa olabilir. Onun dışında masraflı bir iş tabi ki. İlk başladığım zaman otostopla bile belgesel çekmeye gittiğimi hatırlıyorum. O sayede işime devam ettim. YouTube’a içerik ürettiğim zamanda baya zorluklar yaşadım. Şu an daha iyi durumdayım. İlk çekimlere başladığımdan bu zamana kadar ekipmanlarım olsun imkanlar olsun çok daha iyi. Birçok kişinin bu imkanları yok.”

Yorumlar (1)
Gökhan Uzunhasanoğlu 3 ay önce
Ülkemizin emek veren genci çok,sadece bir yerlerden başlamak için gerekli motivasyonları eksik. Bu haberle ve Turgut arkadaşımızla güzel bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Sorunlar hep olacak, yeter ki düştükçe kalkmayı bilelim. Dünya şikayet edenlerle dolu, mesele işe başlangıç yapabilmek. Sonrası gelecektir. Başarılar...