Trabzon’a ilk uçak ne zaman ve nereye indi?

   Üç beş yıl önce bu köşede Trabzon Havaalanının yer tespiti hikayesini yazmıştım. İkinci Dünya Savaşı sonrası, 1947- 48! Trabzon Milletvekili Hasan Saka Başbakan… Son Osmanlı Meclisinin ve Ankara hükümetinin ilk vekillerinden ve bakanlarından olan ve Lozan görüşmelerine katılan üç isimden biri olan Hasan Saka, Trabzon Limanının, Trabzon merkez ve Akçaabat’taki Tekel işleme tesislerinin yapımında var.
Merhum Sabri Pasinler havaalanı yer tespitini şöyle anlatmıştı:
Ankara’dan bir mühendis ve bir de Amerikalı subay geldi. Trabzon’dan da heyete ben dahil oldum. Havaalanı yer tespitine başladık. Önce Şarli’ye (Beşikdüzü) gittik. Amerikalı burada olmaz, dağ kesiyor, dedi. Sonra, Şana’ya baktık. Şana, çoraktı. Amerikalı subay ile birlikte biz de Gamboz’u (bugünkü yer) uygun bulduk. Bizim evimiz, bugünkü havalimanı terminalinin o civarda idi. Akşam eve gittim, eşime, “Hanım zengin olduk. Bizim buralar istimlak edilecek, havaalanı yapılacak” dedim. Bir süre sonra  istimlaklar başladı’.
                                                    ********

trabzona-ilk-ucak.jpg  Dün İstanbul’dan Mehmet Karaali aradı, ‘Trabzon’da ilk uçak ne zaman nereye indi’ başlıklı bir yazı gönderdim. Trabzon havaalanında ilk istimlakların 1948’de, ilk müteahitin işi bırakmasını ve ardından yeniden ihale edilme sürecini biliyordum ama ilk uçağın havaalanının toprak zeminine ne zaman indiğini bilmiyordum’dedi. 
Mehmet Karaali abimiz, benim gibi çoklarının da bilmediği olayı şöyle anlattı:
‘Yıl 1949. Cumhuriyet Mahallesi (Eski ismi Hacıkasım) Kurtuluş İlkokuluna gidiyorum.
 
Bahçe duvarı, okula bitişik. Aldıkaçtı sokak no 69’da babamın dedesi Mehmet Ali beye ait evde oturuyoruz. Evimizin karşısında anneannemler oturuyor (Anneannem; Hacıkasım cami imamı Dedeoğullarının en büyüğü olan Behram efendinin kızı).
 
O günler  evimizde  konuşulan  konu; Trabzon’a THK uçakları gelecek. İsteyen ahaliyi  gezdirecek. Köyümüzden haftada iki gün bazen de daha sık marabamız veya komşular gelirdi. Öğrendik ki gelecek olan uçaklar için; bizim arazimiz iniş kalkış için hazırlanıyor.
Annem; babama ‘Necdet ben köye gidiyorum. Sende işten çıktıktan sonra köye gel bir kaç gün köyde kalalım’ dedi ve köye gitti. Babam Necdet Karaali Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasında veznedar olarak çalışıyordu. Köyümüz şehir merkezine beş kilometre mesafede, vasıta yok ama vasıtaya da ihtiyaç yok bir saatlik yaya mesafesinde.

  Askerler arazimizdeki irili ufaklı bütün taşları toplamış, çukurları doldurmuş tarlayı uçakların iniş kalkış yapabilecekleri hale getirmişler.
Uçaklar Trabzon semalarında dolaşıyor ve broşür atıyorlardı (belki de THK reklamını yapıyorlar). Mektepler henüz kapanmamıştı sanıyorum. Mayıs veya Haziran ayı idi. Hafta sonu olunca bende köye gittim. Gördüklerim; bir uçak fındıklığa yakın bir yerde Kafulluk (Diken yığını) yanında park halinde. Uçaklar Trabzon’a doğru kalkıyor, Değirmendere ve şehir merkezine doğru ilerlediklerinde broşürleri atıyorlar. Park halindeki uçak ve onu seyreden annem ve komşularımızın iki adet fotoğrafları vardı ama maalesef bulamadım.  Kolay değil yetmiş yıl geçmiş. Uçaklar iki kişilik ve üzerleri açıktı.
 
Bizim köyümüz, Hosdimasya (bugünkü Bostancı) köyü Gamboz mevkii. Trabzonluların bir çoğu uçakların Trabzon Havaalanına inip kalktığını zanneder. Yanılmıyorsam Havaalanı 1948’de başlamış 1949’da henüz fındık bahçesi ve tarla idi.                                                   
  200 dönüm olan arazimizin tamamı (büyük kısmı ilk istimlakta olmak üzere 1957’de ve 1963’de tamamı KTÜ tarafından istimlak edilmiştir.
Bugünkü Farabi Hastanesinin önünden geçen köy yolu arazimizi hastaneden ayıran yol olup Zefanos’a kadar gider.

Farabi Hastanesinin yerinde Gamboz bataryası ismi ile beş adet çakılı top, cephanelik ve askeri birlik vardı’

Hasan KURT

                                                   *************

TOKİ Başkan Yardımcısını o göreve kim getirdi?

  Önce Erzincan Üniversitesi rektör yardımcısı Prof.Dr. Ahmet Uğur Nalçacıoğlu, ardından TOKİ Başkan yardımcısı Ömer Faruk Karabayır, sosyal medyada Trabzonspor’u hedef alan açıklamalar yapmıştı. İki isim de gelen tepkilerden sonra sosyal medya hesaplarını kapattılar.
 toki-baskan-001.jpg Trabzonspor ve Trabzonsporlular için, ‘Bu Trabzonspor da aynı Fetullah Gülen gibi ağlaya ağlaya gözleri şişti. Elinizden bir şey gelmiyor, bari susun. Acizliğiniz ortaya çıkmasın’ şeklinde twit atan TOKİ Başkan yardımcısı Ömer Faruk Karabayır, AKP eski milletvekili Zeki Karabayır’ın oğlu. Ömer Faruk Karabayır’ın, Ankara Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden Metropol’de çalışırken, Çevre ve Şehircilik eski bakanı Erdoğan Bayraktar döneminde, Bayraktar’a yakın isimlerden Sadık Soylu oluru ve desteği ile TOKİ Başkan Yardımcılığına getirildiğini duyduk. Karabayır’ı o göreve Soylu mu getirdi, net bilmiyoruz. Duyumlar o yönde. Kars kökenli ve Muşlu olan Ömer Faruk Karabayır’a TOKİ’de Trabzonlu bazı isimler sahip çıkmasına rağmen, Trabzonsporlulara yönelik böyle bir söylemde bulunması kafaları karıştırdı. Ömer Faruk Karabayır’ın açıklaması TOKİ’nin üst kademesinde görev yapan Trabzon kökenli bürokratları da rahatsız etti. 

                                           ***********

  Yazar Nihat Genç'in kitle kaygılı Fenerbahçe sempatisi mevzuuna gelirsek; Trabzonspor'un ilk şampiyonluklarına şahit olmuş körkütük bir Trabzonspor taraftarı olmuş olması hasebiyle doğrusu bu durumu ona yakıştıramadım. Yani Türk siyaseti ve Türkiye'nin toplumsal yapısı ile ilgili sözünü hiç esirgemeyen, en kritik konuların üstüne gözü kara bir şekilde giden Nihat Genç sempatimiz birden buhar oluyor. Onun yerine Habil ile Kâbil'in kanlı kavgasına şahit olmuş tarih öncesi obez bir karga figürü beliriyor. Bir de tuhaf bir şekilde kutsadığı ''Fenerbahçe Türkiye'dir!'' Türkiye'nin özetidir değil, Türkiye'deki imtiyazın, şımarıklığın, gaddarlığın yerine futbol üzerinden konuşlandırılmış bir şeydir. Yani spor üzerinden siyasetin imtiyazını gölgeleyen bir tür paratoner görevi görüyor Fenerbahçe! Madem bu kulübün on yıllar boyunca Türkiye'de futbol sistemini sabote eden keyfi tavırlarını açık yüreklilikle eleştirmeye cesaretiniz yok, o halde neden yerleşik siyasal sistemi bu denli acımasızca eleştirme hakkını kendinizde görüyorsunuz. Bileşik kaplar teorisi üzerinden bakıldığında bu açık bir çelişki. Zira Türkiye'de siyasal iktidarlar hangi haltları yiyorlarsa varlıklarını siyasetin dağıttığı cülus bahşişlerine borçlu olan spor kulüpleri de aynı herzeyi yiyor. Dolayısıyla ''Fenerbahçe  Türkiye'dir!'' demekle ''Trabzonspor, Galatasaray, Beşiktaş ve diğer Süper Lig takımları hiçbir şeydir!'' demek aynı şeydir. Dahası siyaset üzerinden ''AKP Türkiye'dir!'' demek de aynı şeydir. Bütün siyasal analizlerinizde özetle AKP'nin dışında başka bir ülke var, Türkiye AKP'den hatta CHP'den ibaret değil, diyorsunuz. Ama futboldaki bu tekelci bakışı anlamak mümkün değil. Aslında anlaşılmayacak bir şey de değil. Sadece taraftar sayısı fazla bir futbol kulübünün taraftarını kendinize edebi müşteri olarak görüyorsunuz. Kısaca cesaretiyle tanıdığımız Trabzon kökenli bir taşra yazarı, Ankara da taşradır, İstanbul'un bir imtiyaz kulesine hayran kitlelerle sırnaşma gereği duyuyor. Bunu yaparken de kendini inkâr ediyor. 

(Metin Kondel)

Önceki ve Sonraki Yazılar