Trabzon’a ışık tutan anılar ‘Tıpacı Harun’, ‘Kuklacı Sıdıka’!

 

Yazar, öğretmen Mehmet Akif Bal’ın, hazırladığı ‘Trabzon’a ışık Tutan Anılar’ adlı eserinde Mustafa Kemal Sayın, 1930 ila 1950 yılları arasında, Trabzon kent merkezinde kimin, kimlerin ne iş yaptığı, hangi mahallede ve evde oturduğunu anlatır. Sayıl, anılarında o günkü Trabzon’u en ince ayrıntısına kadar aktarır. Bugün bu güzel eserden birkaç alıntı yapacağız.

 

‘Tıpacı Harun’

Mustafa Kemal Sayıl, Tabakhane yokuşundan Uzunsokağa yönelir ve şöyle der;

‘Uzunsokak, Trabzon’un en renkli sokağıdır. Başlı başına anılar sokağıdır… Uzunsokağa girişte Cüce Agah’ın dükkanından sonra Harun Efendi’nin dükkanı gelirdi. Harun Efendi, Trabzon’a ilk elektrikli soğutucuyu getiren insandır. Buğday, pirinç dışında mükirat(içki) satardı. Her türlü içkisi vardı. Veresiye verdiği için müşterisi fazla idi. Sattığı içkilerin başında Trabzon’da imal edilen Neşe Rakısı gelirdi. Tapası, Trabzon tabiriyle tıpası, o kadar derin değildi. Harun Efendi, buradan enjektörle rakı çeker, kendi rakı ihtiyacını bu şekilde giderirdi. Bu olay uzun süre fak edilmedi. Fark edilince adı ‘Tıpacı Harun’ oldu… Sağdaki ev, Halkevi, Türkocağı, Doğum evi olarak kullanılan bir Rum eviydi. Evin sahibi Fostropula adlı bir Rumdu. Fakat ev, Atatürk’e bile hizmet verdi. Çok zaman, içindeki tezniyatı, vitrayları seyretmeye giderdik. Mermerler harika onniks mermerlerdi. Kapıdan girişte üç merdiven, sonra 5-6 merdivenle eve girilirdi. Altında bir bodrum, üstünde iki katı olan fevkalade bir binaydı. Yanılmıyorsam, Türkocağı olduktan sonra Halk Fırkası oraya geçti. Fakat gelin görünkü, sonradan yanındaki arsaya, çamaşırhane diyebileceğim, çarşaf, kılıf gibi sağlıkla ilgili eşyaların asıldığı bir bahçe yapıldı (Şimdiki sağlık ocağı olan yer).

 

Cemiyeti Akvam Hanesi

Tabakhane’den Uzunsokağa girdiğimizde, ilk çıkmaz sokak Fabrika çıkmazıydı. Bu sokakta bir ev Nizamettinlerin, diğeri Hasan Tarakçıoğlu’nun eviydi. Kimdir bu Hasan Tarakçıoğlu? Trabzon’un nev-i şahsına münhasır insanlarından biri olan Hasan Tarakçıoğlu, eğitimci Reşit Tarakçıoğlu’nun abisidir. Fabrika çıkmazına girerken sol koldaki meşhur ev, Trabzon Muhafaza-i Hukuki Milliye Cemiyeti’nin kuruluş beyannamesinin hazırlandığı evdir. Nemlizadelere aittir. Daha sonra orada Alemdar İsmail bey oturdu. En mühimi, Dersim harekatından dönen alay kumandanı Nuri Berköz oturdu.

Hasan Usta’nın (Tarakçıoğlu) birinci karısında bir, ikinci karısından üç çocuğu vardı. Hasan Usta’nın birinci hanımından olan Selahattin’in çalışma tezgahının bulunduğu mağazanın bitişiğinde gazeteci Parmaksız Ali’nin dükkanı vardı. Farika çıkmazına girerken o yerde bir aile otururdu. Hasan Usta’nın oğlu buraya kendine özgü bir isim takmıştı; Cemiyeti Akvam Hanesi. Sebi, evin beyi Gürcüydü. Hanımı ermeni, hizmetçileri de Rumdu. Üç ayrı milletten oldukları için bunu söyledi… Hasan Usta, dükkanın küçük bölümünde org çalardı. Bazen kapıyı açık bırakır, fevkalade etkileyici orgunu çalardı. Bir gün hocamız Süleyman Hatipoğlu oradan geçerken, bizi gördü dükkana girdi. Bir süre sonra bize, ‘Siz Hasan Usta’nın ne çaldığını biliyor musunuz’ diye sordu. ‘Sadece, Bach çalar’ dedi. Bach çalmak ne demek? Klasik batı müziğini hazmetmiş insanların yapabileceği bir iştir.

Hasan Usta’nın çaldığı org meselesi bakın nerelere kadar gitti?

Hasan Usta, Trabzon’un Dame de Sion’da okumuş ünlü bir Trabzonlu ailenin kızına aşıktı. Belki de bach parçaları bu sonuçsuz aşkın arayışlarıydı.Ama gel görki karısı Sabriye Hanım’dan müthiş korkardı.   

       

Fabrika çıkmazı
Fabrika çıkmazı sokağı, ‘çıkmaz’ ama, oradan çıkan insanlar enteresan insanlar olmuştur. Sokağın sonundaki fabrikanın mülkü. Hacıalihafızzadelere aittir. Fabrika, gazoz imal ederdi. Daha evvel de makarna imal etmişti. Gazoz fabrikasında en mühim yardıma muhtaç durum, şişelerin yıkanmasıydı. Ondan sonra gazoz içmek bedavaydı. Biz gider şişeleri yıkardık. Ondan sonra iç babam iç, karnımız şişerdi. Buranın sahibi, Meydan hamamını da işletmiştir. Ama gazozculuğu da bırakmamıştı, Trabzon’un gazozunu yapardı.   

 

Gazeteci Parmaksız Ali

Fabrika çıkmazı sokağın girişindeki o meşhur binanın son bölümünde, gazeteci Parmaksız Ali otururdu. Ali’nin parmaksız lakabını almasının sebebi, Osman Nuri Bey’in matbaasında baş parmağını giyotine kaptırmasıydı. Parmaksız Ali mücellitti, amatör enstrüman çalan Trabzon’daki tek kişiydi. Gazeteci Ali, bandolarda bas sesi veren basoyu çalıyordu.

Trabzon 143. Alayı Dersim harekatından dönerken. Trabzon halkı Alay’ı karşılamak için bir tören düzenledi. ‘Bir askeri birlik geliyor ama bandosu yok, ne edelim’ derken, nihayet halkevi bandosunu kullanalım, dediler. Halkevi bandosunun şefi Hüsnü bey diye İzmirli biri. Bandoyu derhal hazırlayacağını söyledi. Alay Değirmendere’de karşılanacak ve şehrin içerisinden geçecek. Bandodaki sivillerin askeri elbiseleri yok. Derken alaydan asker kıyafeti veriliyor. Fakat parmaksız Ali kilolu, elbise zar zor oluyor. Alay karşılanıyor. Arafilboydan Uzunsokağa girerken Ali’nin pantolonu cart diye yırtılıyor. Ali, hem pantolonunu hem de çalgısını tutamıyor. Ali’ye oradan hemen kenara alıyorlar. Ali’nin enstrümanını bir askere veriyorlar ve hiçbir şey yapmamasını, çalar gibi davranmasını söylüyorlar.

 

Kuklacı Sıdıka Hanımın evi!

Şehir Kulübü binası, Kuklacı Sıdıka Hanım’a ait bir evdi. Burayı bir ara tiyatrocu Kemal Sahir kiraladı. Kemal Sahir, Trabzon’a mevsimlik, 6 aylık ya da yıllık gelirdi. İki meşhur komiği vardı. Hüsamettin ile Hayri. Bunlar futbol delisiydi, yani Trabzonlulaşmışlardı. Kemal Sahir, tarihi piyesler oynardı. Bütün tiyatronun oyuncuları o evde kalırdı. Meşhur dansöz Osman Ege’de bu evde otururdu. Kemal Sahir’in kaldığı ev sonradan Şehir Kulübü oldu.   

 

                    

Önceki ve Sonraki Yazılar