Trabzon’da Haritacı Olmak

  Haritacılık, eğitim hayatı boyunca teorinin yanında, bir o kadar da arazi uygulamaları içeren, fiziksel kabiliyet-beceri gerektiren ve toplumsal sorumluluk içeren bir meslek disiplinidir. Katıldığım birçok etkinlik ve toplantılarda öğrenim hayatını Trabzon’da tamamlamış,  meslek faaliyetlerini Trabzon’da sürdüren bir harita mühendisi olarak Trabzon’da haritacı olmak nasıl, diye sorarlar çoğu kez.  Öğrencilik yıllarımda bu soruya çokça cevap bulmuştum aslında. Bunlardan bir tanesini anlatırım hep. Kanuni kampüsü içerisinde yürüttüğümüz arazi uygulamalarımızda Bostancı Mahallesi’ndeki TRT’nin verici anten kulesini, her yerden kolayca görünebildiği için ölçülerimizin başlangıç noktası olarak sıkça kullanırdık. Birçok arazi uygulamalarımız öncesinde planlamalarımızı bu verici antene göre yapıp ölçüm alanına giderdik. Bu mevsimlere denk gelen uygulamalarımızda, ölçü aletlerimizi kurana kadar geçen sürede çöken sis bu antenin kulesini görünmez hale getirirdi. Uzun bekleyişlerimizin ardından artık ölçü yapamayacağımıza karar verip toparlandığımızda, bizimle dalga geçermişçesine dağılmasına alışmıştık; yine yaptı Trabzon bize yapacağını, diye sitem ederdi il dışından gelen arkadaşlarımız.  
Bazen bu döngünün gün içerisinde defalarca tekrarlanıp bizi canımızdan bezdirir hale gelmesi, öğrencilik yıllarımızda bize Trabzon’da haritacılığın mesleki bilginin yanında daha birçok şeyi bilmemiz gerektiğini işaret etmişti aslında.
     Derin vadilere ve yüksek dağlara sahip bir coğrafyada bir gün içerisinde dört mevsimin yaşandığı kentin adı olunca Trabzon, haritacılığın teorik bilgileri bazen kifayetsiz kalıyor bu topografyanın ölçümünde. Hırçın akan Solaklı Deresi’nin, Heybetli Madur Dağı’nın, gökyüzünü gizleyen ağaçlarıyla Maçka ormanlarının haritasını yapmak Trabzon’da haritacı olmak aslında. Derin vadilerinde GPS sinyallerinin ve iletişin hatlarının kesildiği, yoğun bitki örtüsünden ve değişken meteorolojik şartlarda, teknolojinin bile çözüm üretmekte zorlandığı,  mesleği yaparken doğayla mücadelenin zafere eriştiği yerin tam da adı burası.
Kırsalda, doğayla mücadele ile emek yoğun sürdürülen bu meslek ya kent merkezlerimizde nasıl çıkıyor karşımıza? İmar planı uygulamaları, kamulaştırma haritaları ve inşa çalışmalarında sürdürülen haritacılık faaliyetleri daha mı kolay kırsala göre bu kentte? Bu soruya verebileceğim cevabım ise üzülerek hayır olacak. Tüm mühendislik hizmetlerinin altyapısını oluşturan mesleğimiz, planlama ve inşa ile ilgili alınan her kararların uygulamalarında, meslektaşlarımızın öncelikle sahada olmasını gerektirmektedir. Kentimiz imar planlarının sürekli tadilat edilmesi, büyükşehir yasası sonrası revize imar planlarının tamamlanamamış olması, bazı mahallelerde ulaşım akslarının kamulaştırma yolu ile açılırken bazı mahallelerde imar uygulamalarıyla açılmak istenmesinin yarattığı toplumsal tepki, kent sakinleriyle harita faaliyetlerini sürdüren meslektaşlarımızı sürekli karşı karşıya getirmektedir. Ya kentsel dönüşümün getirdikleri? Aslında götürdükleri karşısında toplumsal tepkilerin sahada mücadele veren biz meslek mensuplarına yöneltilmesi, çoğu kez çalışmalarımızın fiziksel güç ya da sözlü tacizlerle engellenmesi durumuyla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu kent içerisinde ölçü içeren her çalışmada vatandaşlarımızca sorulan ilk soru “ Buraları yıkacak mısınız?” şeklinde olmakta. Yıkmak değil yapmak görevi ifa eden biz haritacıları bu soruyla muhatap kılan kent insanımıza ve yerel yönetimlerimize, eleştirimi yapamadan geçemeyeceğim buradan. Yapılarının, hatta mahallelerinin kamulaştırılarak yıkılmasını maddi kazanım olarak görenler, bugün görmeliler artık yıkılanın sadece beton duvarların olmadığını, bu kentin yaşanmışlıkları ve kültürel değerlerin olduğunu… Ne giden mutluydu artık bu mahallelerden ne de geriye kalanlar…  Misket yuvarlanan mahalle araları, ilk bisiklet binmeyi öğrenilen dar sokakları, tuzun, şekerin eksikliğinde çalınan komşu kapıları özlenir oldu bu kentin. Bu kadim şehri kent yapan yaşanmışlıklara sahip çıkmalıyız artık. Haritacıların değil, koca iş makinalarının girişlerini yasaklamalıyız bu kenttin sokak ve caddelerine.
Tüm bu zorluklara karşı verilen mücadeleyle hizmet üretir, Trabzon’da haritacı. Toplumsal süreçlerle karşı karşıyadır hep; kentin huzur ve mutluluğu onda huzura, tüm karamsarlıkları ise hüzne dönüşür.  Zordur kendini anlatabilmek. Belki de sevmektir bunun adı tüm bu zorluklara karşı ne bu kentten ne de meslekten vazgeçememek.  Sözün özü, zordur vesselam bu kentte haritacı olmak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum