Trabzon’daki Ayasofya’nın Bilinmeyenleri -2-

           Osmanlı’da Fetih Camisi Uygulaması ve İstanbul Örneği
 
   Osmanlı Devleti’nin fetih siyasetinin kaynağı İslam fıkhı olmuş, yapılan uygulamalar

İslam tarihindeki uygulamalarla paralel gerçekleştirilmiştir. Buna göre, Arapça’da “açma, yol
gösterme, hüküm verme, galibiyet ve zafere ulaştırma” anlamlarına gelen fetih, terim olarak
İslam’da meşru görülen savaşlar hakkında cihad kelimesine benzer şekilde, Müslümanların
gayrimüslimlerden gerçekleştirdikleri toprak kazançlarını tarihte ve günümüzde bilinen diğer
istila ve sömürü savaşlarından ayırmak amacıyla kullanılmıştır; kaynağı da Müslümanların
geçmiş ve gelecekteki maddi manevi zaferlerinden bahseden Feth suresidir. İslamiyet, cihad ve onun tabii sonucu olan fetihlerle Müslümanların hakimiyetine geçen ülkelerin halkının İslam dinini kabul etmeye zorlanmasını doğru bulmaz. Fethedilen yerlerdeki insanlar, Müslüman olma veya cizye ödemek şartıyla eski dinlerinde kalma hürriyetine ve her iki durumda da İslam devleti hakimiyeti ve himayesi altında yaşama hakkına sahiptiler.(16)
a0fb8493-955e-4c7a-b8f3-77f5fe0ab1e7.jpgİslam dininin bu esasları, Osmanlı Devleti’nin fetih siyasetinin de temelini oluşturmuştur.
Bu nedenle fethedilen yörelerdeki gayrimüslim ahali, kendi rızası dışında din değiştirmeye
zorlanmamış, onların inanç ve ibadet özgürlüğü ile ibadethaneleri güvence altına alınmıştır.
Osmanlı Devleti’nde yeni fethedilen yerlerdeki kiliselerin câmiye çevrilmesi, hem fonksiyonel hem de simgesel açıdan önemli bir durumdu. Bir savaş sonunda gayrimüslimlerden alınan şehirlerin Osmanlı topraklarına katılması durumunda kentin merkezindeki en önemli kilise câmiye çevrilir, ilk Cuma namazı ile serdar kente girer ve sultan adına okunan hutbe ile fetih tamamlanırdı. Bu seremoniye paralel olarak, Osmanlı tarihlerinde en önemli fetih alametlerinden biri olarak “kiliselerin câmiye tebdili” görülmektedir. Kilise câmiye çevrildiği zaman orası artık sultan adına hutbe okunarak şehrin yeni sahibinin ilan edildiği bir mekân olarak kurgulanmıştır.(17)
15 Sebahattin Usta, Trabzon’da Vakıflar 1550-1650, (Basılmamış Doktora Tezi, Trabzon 2015), s. 79.
16 Mustafa Fayda, “Fetih”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, XII, s. 467-468.
17 Nuri Adıyeke, “Bir Siyasi-İdari Kurum Olarak Osmanlı’da Cami”, Kebikeç, 30 (2010), s. 8-9.
                                           ********************************
   Semavi Eyice de; Osmanlı Devleti’nin fethettiği şehir ve ülkelerdeki en büyük ve
görkemli mabedi câmiye dönüştürdüğünü, bunun bir Osmanlı prensibi olduğunu ifade etmekte ve böylesi camilerin fetih camileri olarak isimlendirildiğini belirtmektedir.(18)
Nitekim Fatih’in İstanbul’u fethi sırasında da süreç böyle gelişmiş; şehrin en büyük kilisesi olan Ayasofya, padişah tarafından câmiye çevrilerek ilk Cuma namazı burada kılınmıştır. Şehrin en büyük kilisesi câmiye çevrildikten sonra diğer mabetlere dokunulmamış, şehirde yaşayan gayrimüslimlere, İslam fıkhının öngördüğü şekilde diledikleri gibi ibadetlerini yaşama hakkı verilmiştir. Ancak fetihten sonra şehirdeki Müslüman nüfusun artması ve gayrimüslim nüfusun azalması ile beraber mabetlerdeki cemaat yokluğundan ve camii ihtiyacından dolayı bazı Hristiyan mabetleri câmiye dönüştürülmüştür. 1453 yılından 1923 yılına kadar İstanbul’da câmiye çevrilen kilise sayısı yalnızca 20’dir. Bunların içerisinde ise Fatih Sultan Mehmet döneminde câmiye dönüştürülen mabet sayısı altıdır.(19)
db86f254-f18b-4969-bb5c-d814ff118458.jpgFatih Sultan Mehmet’in, İstanbul’u fethettikten sonra ilk yaptığı işlerden birinin Ayasofya
Kilisesi’ni câmiye dönüştürerek Müslümanların hizmetine sunması olduğu bilinmektedir.
Bu tutum, siyasal egemenlik öğesi olan bir devleti ya da bir şehri askeri güç kullanarak ele
geçirmek, orada kendi siyasi egemenliğini kurmak ve kurduğu bu egemenliği bütün tebaasına
göstermek açısından en tabii hak olarak kabul edilmekteydi. Zira Fatih, uzun bir süre tarih
sahnesinde varlığını sürdüren Bizans’ın başkenti olan İstanbul’u ele geçirdikten sonra egemenlik simgesi olan Ayasofya’yı câmiye dönüştürüp şehre Türk ve Müslüman mührünü vurarak fethi perçinlemiştir. Çünkü İstanbul’daki Ayasofya, yalnızca yıkılan Bizans’ın değil, aynı zamanda Ortodoks dünyasının en önemli dinsel mabetlerinden biridir.
 
Trabzon’un Fethi ve Altınbaş Meryem (Panagia Chrysocephalos)
Kilisesi’nin Fatih Camii (Cami-i Atik) Olarak Dönüştürülmesi

 
Trabzon’un fethine dair yukarıda tasnif edilen dönem kaynaklarından, Fatih’in Trabzon’u
fethettikten hemen sonra yaptığı ilk işlerden biri, tıpkı İstanbul’da yaptığı gibi, varlığına son
verdiği Trabzon Rum Devleti’nin vaftiz/başkilisesi olan Ortahisar’daki Panagia Chrysocephalos Kilisesi’ni câmiye dönüştürmek ve burada Cuma namazı kılmak olmuştur.(20)
19 Nermin Taylan, Fetihten Sonra Camiiye Çevrilen Kiliseler,
20 Heath W. Lowry, Trabzon Şehrinin Türkleşmesi ve İslamlaşması 1461-1583, (İstanbul: 2012), s. 69.
1. Uluslararası Geçmişten Günümüze Trabzon’da Dini Hayat Sempozyumu
                                            ******************************
 
    Zira Komnenos krallarının taç giyme törenlerinin yapıldığı bu kilise, aynı zamanda ölen Komnenos krallarının mezarlarına da ev sahipliği yapmak gibi kutsal bir statüye de sahipti. Maddi tarafından çok manevi açıdan Trabzon Rum Devleti ve Ortodokslar için önemli olan bu kilisenin fetihle birlikte câmiye dönüştürülmesi, tıpkı İstanbul örneğinde olduğu gibi hem kentin egemenliğinin Osmanlı Devleti’ne geçtiğini, hem de manevi olarak da kılınan Cuma namazı ile Türk İslam mührünün vurulduğunu açıkça simgelemektedir. Dolayısıyla Trabzon’un fethi sırasında fetih camii olarak dönüştürülen kilisenin yalnızca sur içinde kalan Ortahisar’daki Fatih Camii olduğu, bunun dışında herhangi bir kilisenin câmiye çevrilmediği açıkça görülmektedir.
Zira fetihten önce Trabzon’da Müslüman nüfus bulunduğuna dair herhangi bir veri mevcut
değildir. Fetih sırasında Osmanlı ordusuyla birlikte gelen ve fetihten sonra Trabzon’da kalan
Müslümanlar da burada meskûn olan gayrimüslimlerin sur içinden sur dışına çıkarılmasıyla
birlikte Ortahisar’da yerleşmişlerdir. Bunların sayılarının ne kadar olduğuna dair ilk kayıtlar,
1486 tarihli tahrir kayıtlarında mevcuttur. Buna göre fetihten sonra bizzat Fatih’in emriyle
Niksar, Kalanik, Ladik, Amasya, Bafra, Osmancık, İskilip, Çorum, Merzifon, Tokat, Samsun ve civarlarından sürgün yoluyla 202 hane Müslüman Trabzon’da iskan edilmiştir. 1486 yılı itibarıyla kentteki toplam Müslüman nüfus yaklaşık 1290 kişiden ibaretti.(21).
Dolayısıyla fetih sırasında Osmanlı ordusundakilerin dışında Müslüman bulunmadığı, ahalinin Hıristiyan olmasından dolayı Ortahisar Fatih Camii dışında herhangi bir kilisenin câmiye dönüştürülmesine ihtiyaç bulunmadığı ve Fatih’in de buna göre uygulama yaptığı anlaşılmaktadır.
 
                    Trabzon Ayasofya Kilisesi’nin Câmiye Dönüştürülmesi
 
   Ayasofya Kilisesi’nin ne zaman câmiye dönüştürüldüğü konusuna geçmeden önce
değerlendirmemize kaynak teşkil edecek veriler sunması bakımından fetihten 25 yıl sonra
yapılan ilk tahrir kayıtlarına göre Trabzon’daki nüfus durumuna bakmak yararlı olacaktır. Bu
konuda iki ayrı akademik çalışma yapan Heath Lowry ve Hanefi Bostan’ın eserlerine göre
Ayasofya Mahallesi’nin nüfus durumu belirtilmiştir.(22)
33ad8ce6-5dd7-4356-a5d0-5862cdbacb1b.jpgBahse konu olan şehrin batı varoşlarındaki Ayasofya Mahallesi’nde 1486, 1520 ve 1554 tahrirlerinde hiç Müslüman yoktur. Ancak 1583 tarihine gelindiğinde ise artık Ayasofya Mahallesi tamamen Müslüman Mahallesi haline gelmiş ve burada artık hiçbir Hıristiyan kalmamıştır. Başka bir ifadeyle 1554 tahririnden itibaren bu mahallede hızlı bir Müslüman iskânı yaşandığı, yaklaşık otuz yıllık süre sonunda mahallenin yalnızca Müslümanların yaşadığı bir mahalleye dönüştüğü görülmektedir. Yine Tahrir kayıtlarına göre 1486’da Müslümanların en yoğun yaşadığı yer Ortahisar’daki Azebler Mahallesi, Hıristiyanların
en çok yaşadığı yer ise Ayasofya Kilisesi’nin çevresinde kurulu Ayasofya Mahallesi’dir. 1520’de ise, en çok Müslüman nüfus Ortahisar’daki Cami-i Atik Mahallesi’nde, en çok Hıristiyan nüfus yine Ayasofya Mahallesi’ndedir.(23)
Dönem nüfusu hakkında aktardığımız bu veriler ışığında yukarıda tasnifi yapılan
dönem kaynaklarda Ayasofya Kilisesi’nin câmiye dönüştürülmesi şu şekilde değerlendirilebilir.
Konu hakkında bize bilgi veren önemli bir kaynak Tahrir Defterleri’dir. Bu defterler, devletin
egemenliği altındaki arazilerde gerçekleşen üretimi tespit etmek üzere tutulan kayıtlardan
oluşmaktadır. Trabzon’un fetih tarihi olan 1461’den kısa bir süre sonra, yani 1486 tarihinde
bölgenin ilk tahriri yapılmış, ardından 1520, 1554 ve 1583 tarihli tahrirlerle devam etmiştir.
1486 tarihli Tahrir Defteri’nde yer alan kayıtlara bakıldığında, üretim yapılmakta olan önemli bir miktar araziye dair tespit yapılırken buralara dair düşülen kayıtlarda “daha önce … manastırının vakfı idi. Padişah emri ile timara çevrildi” ibaresi dikkat çekmektedir. Bu ibarelerin Ayasofya ile ilgili olanında “Aslında Ayasofya Manastırı’nın vakfı idi. Padişah emri ile timar oldu” ifadesi kayıtlıdır. (24)
Bu durum da bize 1486’da Ayasofya’nın henüz câmiye çevrilmediğini, ama mülklerinin elinden alındığını göstermektedir. Bu veriyi tevsik eden diğer bir kayıt da 1520
tahririnde geçen, “1515 yıllık mukata’ası 1300 akça olan Ayasofya Manastırı’nın...” ifadesidir. (25)
…Ki bu kayıt da bize 1520 tarihinde Ayasofya’nın henüz câmiye çevrilmediğini göstermektedir.
21 M. Hanefi Bostan, 15 ve 16. Yüzyıllarda Trabzon’da Sosyal ve İktisadi Hayat, (Ankara: 2002, s. 97.

22 Bostan, Trabzon’da Sosyal ve İktisadi Hayat, s. 155.
23 Bostan, Trabzon’da Sosyal ve İktisadi Hayat, s. 125.
24 Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), MAD, nr. 828, s. 17; BOA, A.DFE, nr. 85, s. 16.
25 Bostan, Trabzon’da Sosyal ve İktisadi Hayat, s. 400.

                                           *************************** 
 
   
Tahrirlerde geçen bu veriye karşın aynı tahrirde Panagia Chrysocephalos Kilisesi(Ortahisar
Fatih Camii/Cami-i Atik) için “Aslında cami olan Manastırın Vakfı idi. Padişahımız emri ile
timar oldu” ifadesinin kullanılması, Ortahisar’daki eski Komnenos Kilisesi’nin 1486 tarihi
itibarıyla cami olarak işlev gördüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

Tarihçi-Yazar Veysel Usta; araştırdı ve yazdı…
 
                                                                                       -DEVAM EDECEK-


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum