Trabzon’daki Ayasofya’nın Bilinmeyenleri -3-

Tarihçi-Yazar Veysel Usta; araştırdı ve yazdı…
 
Fetih sırasında Fatih tarafından câmiye dönüştürülmesi gerekli görülmeyen Ayasofya

Kilisesi, fetihten yüzyılı aşkın bir süre sonra, 1572-73 tarihinde dönemin padişahının izniyle
câmiye çevrilmiştir.

                                         *************************************
   Ayasofya Kilisesi’nin Ayasofya Camii’ne dönüştürülmesi hakkında en açık ve ayrıntılı bilgi, ünlü Osmanlı bilgini Trabzonlu Aşık Mehmet tarafından verilmektedir.
Trabzon’un fethinden yaklaşık yüzyıl sonra 1556-1557 yıllarında Tekfur Sarayı Mahallesi’nde Hatuniye Medresesi müderrislerinden birinin oğlu olarak dünyaya gelen, Katip Çelebi’nin ünlü “Cihannüma” adlı kitabına öncüllük yapacak düzeyde coğrafya çalışmalarında bulunan ve çalışmasını “Menazirü’l- Avalim” (Âlemlerden Manzaralar) adlı bir kitapta toplayan Trabzonlu Âşık Mehmet’in kitabı, 16. yüzyıl Trabzon’u hakkında ayrıntılı bilgi veren tek eser niteliğindedir. Mahmut Ak tarafından doktora tezi olarak çalışılan kitapta Âşık Mehmet’in bildirdiğine göre, önceden kilise iken padişah emri ile Kürd Ali Bey tarafından 980 H. (M.1572-73 M.) tarihinde câmiye çevrilen Ayasofya’da ilk Cuma namazı kılındığında hutbe, babası tarafından okunmuş ve hatiplik vazifesi de ona verilmiştir.(26)
Türk Tarih Kurumu tarafından üç cilt olarak yayımlanan kitabın Trabzon camiilerinden bahsedilen kısmında Ayasofya hakkındaki bilgiler (parantez içleri bize aittir) aynen şu şekildedir. (27)
Salis (üçüncü) cami-i Ayasofya, sahil-i bahr üzere ebniye-i kafiriyyeden (Hristiyan
binalarından) bir kinîse (kilise) idi. Sene semânin ve tis’a-mi’e’de (H. 980/M. 1572-73) veyahut dahi sonrada Trabzon ayanından Kürd Ali Bey nam bir sahibü’l-hayr bu Ayasofya ila haysümâ-lâ-yentehî (sonsuza kadar) Nasara yedinde (Hristiyanların elinde) olmağı münasip görmeyip emr-i sultani (padişah emri) ile yed-i Nasara’dan ahz edip (alıp) salât-ı cum’a ikameti (Cuma namazı kılınması) için minber ve mahfil-i müezzinin ihdas etmiştir.
Ayasofya Kilisesi’nin câmiye dönüştürülme tarihi hakkında bilgi veren bir diğer kaynak
ise ünlü seyyah Evliya Çelebi’dir. Çelebi, Seyahatnamesinin Trabzon bölümünde Ayasofya’dan şu şekilde söz etmiştir:(28)
   Ayasofya Camii, Süleyman Bey Camii’nin garp tarafındadır. Derya kenarında vakidir.
Küffar asrında bina edilmiştir. Sonra Kürlet Ali Bey namında bir vali hazret-i padişaha arz
ettikten sonra bunu bâ emr-i sultani (padişahım emriyle) zabt ederek sene H. 991/ M. 1583
tarihinde bir mahfil ve minber-i dil-güşâ (gönül açıcı) bir cami haline koymuştur.
Bu konuda bilgi veren diğer bir dönem kaynağı ise Fransız seyyah Julien Bordier’in
eseridir. Kitabının Ayasofya Kilisesi kısmında 1609’da Trabzon’a gelen Bordier’in çalışmasına atıfta bulunan Anthony Brayer, yapının 1609’dan hemen önce câmiye dönüştürüldüğüne işaret etmektedir.(29)
Brayer’in atıfta bulunduğu Bordier eserinde Ayasofya’ya ilişkin şunları aktarmıştır:(30)
Kilise kapalı durumdaydı; zira bu kilise, camii yapmaları ve ibadetleri için Türklere
teslim edilmişti. Çok yaşlı bir Rum kadın bize kapıyı açtı... Ayin yapılan yerden ana kapıya kadar olan kısım içerisinde, mimarisi hayranlık uyandıran küçük küçük, mihraplı bölümler vardı.
26 Aşık Mehmed, Menazirü’l-Avalim, s. XXXIX.
27 Aşık Mehmet, Menazirü’l-Avalim, c. III, s. 1025.
28 Evliya Çelebi, Seyahatname, C. 2, (Dersaadet İkdam Matbaası, byy. 1314), s. 88.
29 Anthony Brayer, David Winfield, The Byzantine Monuments and Topography of the Pontos, Vol: I, (Washington: 1985), s. 234.
30 Relation D’un Voyage En Orient, Par Julien Bordier, Ecuyer de Jean Gontaut, Baron De Salignac, Ambassadeur a Constantinople (1604-1612), (Atina: 1934), s. 117-119.
1. Uluslarası Geçmişten Günümüze Trabzon’da Dini Hayat Sempozyumu
 
                                          ************************************
 
141645d4-8b9f-4c27-95d6-0b1441c2c0cc-001-002.jpgTürkler ayin yapılan sunakları ortadan kaldırmışlardı; artık burada hiç ibadet yapılmamaktaydı…
Sütunlar üzerinde zarif tonozlar bulunmakta ve büyük duvar ile buna bağlı diğer duvarlar
üzerinde, Ahdicedit’teki aziz kişiler ile İsa’nın çektikleri ve İncil’de bunları anlatan konuların
figürleriyle zenginleştirilmiş çok güzel resimler yer almaktaydı... Öğrenebildiğim tek şey, bu
kilisenin Rumlar tarafından kurulup, daha sonra tamamen kendi haline bırakıldığı, Türklerin
burayı bir câmiye dönüştürmek istedikleri, fakat her nedense, onların da bu eseri kendi haline
terk edip artık burada ibadet yapmadıklarıydı…
Bordie’nin ifadesinden 1609 yılında Ayasofya Kilisesi’nin, kilise olarak fonksiyonunun
sona ermiş olduğu, ancak henüz camii olarak da aktif bir ibadet yeri olmadığı izlenimi
edinilmektedir.
Konuya dair ayrıntılı bilgi veren diğer bir çalışma ise Heath W. Lowry’nin “Trabzon
Şehrinin İslamlaşması ve Türkleşmesi” adlı eseridir. Fetihten sonra tutulan Osmanlı Tahrir
Defterleri merkeze alınarak yapılan bu çalışmada da şehrin batı varoşlarında bulunduğu
belirtilen Ayasofya Mahallesi’nin 1486, 1523 ve 1583 tahrirlerine göre Hıristiyan toplumunun
geleneksel merkezi olma niteliği taşıdığını belirten Lowry, St. Sophia Kilisesi’nin Ayasofya
Camii’ne dönüştürülmesinin 1572 yılında ya da bundan kısa bir süre sonra gerçekleştiğini
ifade etmektedir.(31)
Aynı kayıtlardan aynı dönem hakkında bir çalışma yapan M. Hanefi Bostan da Âşık Mehmet’e atıfta bulunarak Ayasofya Kilisesi’nin H. 980 (M. 1572-73 M.) veya daha
sonraki bir tarihte câmiye dönüştürüldüğünü teyit etmektedir.(32)

Dönem kaynakları üzerinde yapılan çalışmalar ışığında Ayasofya Kilisesi’nin, câmiye
dönüştürülmesine dair Âşık Mehmet’in birinci el kaynak olarak verdiği bilgiye itibar etmek
en akla uygun durum olsa gerektir. Hiç kuşku yok ki bu durumu dönemin nüfus kayıtları da
teyit etmektedir. Şöyle ki; Osmanlı Devleti’nin fetih siyaseti gereğince, fethedilen gayrimüslim şehirlerindeki en büyük ve görkemli mabedin câmiye dönüştürülmesi bağlamında Trabzon’daki başkilise Fatih tarafından Ortahisar Fatih Camii olarak Müslümanların hizmetine sunulmuştur.
Bu tarihlerde şehrin batı varoşlarında yer alan ve Ayasofya Mahallesi’nde bulunan Ayasofya
Kilisesi, hem ücra bir yerde bulunduğu için sembolik bir anlam taşımaması, hem de 1461-1554 tarihleri arasında bu mahallede hiç Müslüman nüfus bulunmadığı gibi Trabzon’un en büyük Hıristiyan Mahallesi olma özelliği taşıması nedeniyle Fatih tarafından câmiye çevrilmemiştir.
Kaldı ki hiç Müslüman’ın yaşamadığı Ayasofya Mahallesi’ndeki Hıristiyanlara ait mabedin
câmiye çevrilerek Hıristiyanların ibadethanesiz bırakılması, Osmanlı millet sistemi ve hoşgörü anlayışına da aykırılık teşkil edecek bir durumdur.
   Bütün bu değerlendirmeler ışığında Ayasofya Kilisesi’nin câmiye çevrilmesi, başta
İstanbul olmak üzere başka Osmanlı şehirlerinde de örnekleri görüldüğü gibi, zaman içinde
Müslüman nüfusun yoğunlaşarak ibadethane ihtiyacının ortaya çıkması süreciyle ilgili
bir gelişmedir. Nitekim Trabzon Ayasofya Kilisesi’nin Müslümanların ibadethane ihtiyacı
hasıl olduğu dönemde câmiye çevrilmesi örneğinde olduğu gibi bir tartışma İstanbul’da da
yaşanmış, hatta konu dönemin mahkemelerine de taşınmıştır. Konu hakkında “Hukuki Bir
Tartışmanın Tarihi Zemini: İstanbul Nasıl Alındı” adlı bir makale kaleme alan Feridun Emecen olayı özetle şöyle aktarmıştır:
   İstanbul’un fethinden sonra Çarşamba ile Draman arasındaki Pammakaristos kilisesi Fatih tarafından patrik Gennadius’a patrikhane olmak üzere tahsis edilmişti. 1490’a doğru söz konusu mahalde Hıristiyan cemaatinin azalması, buna mukabil Müslüman cemaatin artması üzerine buranın câmiye çevrilmesi için bir kısım ahali tarafından başvuruda bulunulmuş, ancak bu başvuru reddedilmiştir. II. Bayezid döneminde başlayan bu hadise I. Selim (Yavuz) döneminde yeniden gündeme gelmiştir. Osmanlı-Safevi mücadelesinin sebep olduğu dini hassasiyetlerin hayli arttığı bu dönemde Müslüman Mahallesi içinde kalan patrikhane ile ilgili tartışmalar yeniden alevlenmiştir. Ulemanın bir bölümü, kılıç gücüyle alınmış bir şehirde ibadete açık kiliseler üzerinde ihtiyaç olduğu halde Müslümanların istediği gibi tasarrufta bulunamamaları şiddetli bir şekilde eleştirilmeye başlanmıştır. Bunun üzerine çıkan dini tartışmalarda sonuç; Hanefi fıkhı içinde kiliselerin kılıçla alınmış bir şehirde mevcut olabileceği ve zimmet hukukunun da bu durumda uygulanabileceği kanaatine varılmıştı.
31 Lowry, Trabzon Şehrinin Türkleşmesi, s. 100-104.
32 Bostan, Trabzon’da Sosyal ve İktisadi Hayat, s. 65.
 
                                                    **************************************
 
   Bunun sonucu olarak da bir şehir ister kılıçla ister barış yoluyla alınsın, tasarruf hakkı sultana
geçmiştir ve o istediği şekilde uygulama yapabilir.
Bu düşünceden hareketle de Fatih, Patrik
Gennadius’a kiliseyi muhafaza edecek bir ferman vermekte beis görmemiştir.(33)
İstanbul’da yaşanan ve kimi padişahların gündemine kadar uzanan bu gelişmede olduğu
gibi Trabzon’da da Ayasofya Mahallesi’nde Müslüman nüfusun yoğunlaşması üzerine bir câmiye ihtiyaç hasıl olmuş, bu bağlamda cemaati kalmayan kilisenin câmiye çevrilmesi meşruiyet kazanmıştır. Nitekim fetihten önce Hıristiyanlara ait Trabzon’da mevcut başkaca bazı kiliselerin de faaliyetlerini sürdürdüğü, zaman içinde bu kiliselerin bulundukları mahallelerde Müslüman nüfusun yoğunlaşmasına ve ihtiyaç hâsıl olmasına bağlı olarak bu kiliselerden bir kısmının câmiye dönüştürüldüğü bilinmektedir. Bunlardan Bunlardan Esentepe Mahallesi’ndeki Aziz Philip Kilisesi 1665’de Kudreddin Camii’ne(34), Pazarkapı Mahallesi’ndeki St. Andrea Kilisesi 1550’li yıllarda(35) Molla Siyah Camii’ne, Kemerkaya Mahallesi’ndeki kilise (şapel) XVI. Yüzyıl ortalarında Sarmaşıklı Camii’ne(36), Çömlekçi’deki Kilise 1953’te Hüsnü Göktuğ Paşa Camii’ne dönüştürülmüştür.(37).
   Bu bağlamda Ayasofya Kilisesi’nin de mahallede Müslüman nüfusun yoğunlaştığı ve câmiye ihtiyacın ortaya çıktığı 1572/73 tarihinde câmiye çevrilmiş olduğuna dair dönem tanığı Âşık Mehmet’in ifadelerinin gerçeğin tezahürü olduğu söylenebilir. Burada dikkat çeken bir diğer husus da eserinde olayın tanığı olduğunu belirten Âşık Mehmet’in, Ayasofya’nın câmiye çevrilmesi için padişah izni alındığı ifadesidir. İstanbul’da yaşanan olaya dair verilen fetvada, fetihten sonra tasarrufun padişaha geçtiği, dolayısıyla söz konusu mekânlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkının padişaha ait olduğu hükmünden hareketle, Trabzon Ayasofya’sının câmiye dönüştürülmesi için bizzat mülk üzerinde tasarruf hakkına sahip olan dönem padişahından izin alınmış olmasıdır. Her ne kadar tutarlı olmasa ve dayanaktan yoksun olsa da Ayasofya’nın fetih sırasında mescide, daha sonraki yıllarda Cuma namazı da kılabilmek için câmiye çevrildiği iddiaları bu bağlamda boşa çıkmaktadır. Zira şayet tasarruf hakkına sahip bulunan Fatih Sultan Mehmet tarafından Ayasofya’nın mescide çevrilmesi söz konusu olmuş ise, câmiye dönüştürmek için yeniden padişah izni alınmasına ihtiyaç olmaması, bu iznin yerel dini otoriteler tarafından verilmesi gerekirdi. Dolayısıyla bu durum da bize Ayasofya Kilisesi’nin Fatih tarafından fetih sırasında câmiye/mescide çevrilmemiş olduğunu göstermektedir.
33- Feridun M. Emecen, “Hukuki Bir Tartışmanın Tarihi Zemini: İstanbul Nasıl Alındı”, Osmanlı İstanbul’u I, ed. Feridun M. Emecen-Emrah Safa Gürkan, (İstanbul: 2004), s. 38-40.
34- Murat Yüksel, Trabzon’da Türk İslam Kitabeleri, C. I, (Trabzon: 2000), s. 110.
35- Bordier’in 1609’da Trabzon’a yaptığı ziyarette camii olduğunu belirtmektedir. Bkz. Ömer İskender Tuluk- Halil İbrahim Düzenli, “Yitik Mirasın izinde: Trabzon’da Osmanlı Camii ve Mescitleri (1461-1583)”, CIÉPO Osmanlı Öncesi ve Osmanlı Araştırmaları Uluslararası Komitesi XVII. Sempozyumu Bildirileri, (Trabzon: 2011), s. 141-142.
36- 1554 yılı tahrir kayıtlarında Mahalle-i Mescid-i Sarmaşık adlı Müslüman mahallesinin bulunması, bu tarihte buradaki kilisenin “Mescid-i Sarmaşık” adıyla camiiye dönüştürüldüğünü göstermektedir. Lovry, a.g.e., s.91.
37- Hamiyet Özen-Ömer İskender Tuluk-Hüseyin Emre Engin v.dğr., Trabzon Kent İçi Kültür Varlıkları Envanteri, (Trabzon: 2010), s. 57, 58, 59, 63.
 
                                                                     -DEVAM EDECEK


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum