Trabzon’daki Ayasofya’nın Bilinmeyenleri -5-

Tarihçi-Yazar Veysel Usta; araştırdı ve yazdı…

   Müslüman nüfusun yoğunlaşması sonucu câmiye çevrilen Ayasofya’nın hizmetlerinin yürütülmesini sağlamak üzere muhtemelen 1573’ten sonra Ayasofya Cami-i Şerifi adlı bir vakıf kurulmuştur. Bu vakıf eldeki verilere göre 19. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüş, ancak bu tarihten itibaren adına rastlanılamamıştır.

                                                ***

ayaszofya-2.jpg   Trabzon Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde mahfuz iken 1990’lı yılların sonlarında Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne intikal eden 13 adet Vakfiye Kayıt Defteri üzerinde çalışan Mustafa Oflaz, bunlardan 1842-1843 tarihli kayıtları içeren “1 No’lu Vakfiye Kayıt Defteri”nde 30 adet vakıf camii bulunduğunu belirtmektedir. Defterdeki verilerden hareket ederek Trabzon vakıfları hakkında değerlendirmeler yapan Oflaz’ın çalışmasındaki 30 vakıf arasında Ayasofya Cami-i Şerifi Vakfı’nın yer almaması dikkat çekmektedir.(44)
   Bu veriden hareketle, 1600’lerden 1900’lere kadar faaliyetini sürdüren Ayasofya
Cami-i Vakfı’nın 19. yüzyıl başlarından itibaren kayıtlarda adının geçmemesi, çok değişik
şekil ve sistemlerle idare edilmekte olan vakıfların idarelerinin belli bir çatı altında toplanarak
denetiminin kolaylaştırması amacıyla 1826’da Evkaf-ı Hümayun Nezareti’nin kurulmasıyla ilgili bir gelişme olarak düşünülebilir. ayaszofya-1-001.jpgZira bu tarihten itibaren hem Osmanlı hanedan mensupları tarafından kurulan ve “Selatin Vakıfları” olarak da adlandırılan mazbut vakıfların, hem de mülhak vakıfların yönetim ve denetim yetkisi bu nezarete verilmiştir. Hal böyle olsa da Osmanlı döneminde Selatin Vakıflarının kapatılması veya başka bir vakıfla birleştirilmesi gibi bir örneğe rastlanmadığı, buna karşın diğer vakıfların çeşitli nedenlerle ve kadı kararına dayalı olarak birleştirildiği veya faaliyetine son verildiğine dair uygulamalar mevcuttur. Bu uygulama dikkate alındığında, Ayasofya Cami-i Şerifi Vakfı’nın da takriben Evkaf-ı Hümayun Nezareti’nin kurulmasından sonraki süreçte adının kayıtlarda yer almaması, bu vakfın bir şekilde tasfiye edilerek uhdesinde bulunan Ayasofya Cami-i Şerifi’ne dair görev ve yükümlülüklerinin Fatih Sultan Mehmet Vakfı’na devredilmiş olduğu düşünülmektedir. Nitekim 1842-1843 tarihli kayıtları içeren “1 Nolu Vakfiye Kayıt Defteri”nde Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nın uhdesinde bulunan mülkler arasında Ayasofya Cami-i Şerifi’nin de adının bulunması, yukarıdaki değerlendirmemizi anlamlandırmaktadır. Bu yaklaşımın, Ayasofya Camii’ne ait 19. Yüzyılın ikinci yarısındaki arşiv belgelerine de yansıdığı görülmekte, yazışmalarda “Trabzon’un fethinden sonra Sultan Mehmed Han tarafından kiliseden câmiye çevrilen Ayasofya Camii”
ibaresi kullanılmaktadır.(45)

                                                           ***

   19. yy.da meydana gelen değişikliğin belgelere bu şekilde yansıması, tarihin doğal akışı içindeki gelişmeyi değil, içinde bulunulan günden geriye doğru suni bir tarih oluşturma çabasına işaret etmektedir. Hiç kuşku yok ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bütün kurumlarda olduğu gibi 1826’da kurulan Evkaf-ı Hümayun Nezareti’ni devralmış ve bundan sonraki uygulamalar bu nezaretin uygulama veya tanımları üzerinden gerçekleştirilmiştir.
ayaszofya-3.jpgBu nedenle bugün Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan Ayasofya Camii’ne dair tapu
kaydı da her ne kadar 1572/73 yıllarında câmiye çevrilerek adına kurulmuş olan Ayasofya
Cami-i Vakfı’nın uhdesinde bulunan ancak Evkaf-ı Hümayun Nezareti’nin kurulduğu tarihten
itibaren Fatih Sultan Mehmet Vakfına intikal etmesine rağmen sanki fetih sırasında Ortahisar
Fatih Camii (Cami-i kebir) için kurulan vakfın fetihten itibaren mülkiyetinde bulunuyormuş
gibi yanlış bir değerlendirmeye konu olagelmiştir.(46)
   Oflaz, sözkonusu defterin kapağında 1834-1853 tarihlerinin yazılı olduğunu ancak içeriği incelendiğinde yalnızca 1842-1843 yıllarına ait kayıtların bulunduğunu ifade etmektedir. Yine bu defterde toplam 68 vakfın kayıtlarının tutulduğunu belirten Oflaz bunlardan 30’unun camii, 13’ünün mescid, 2’sinin medrese, 19’unun şahıs, 1’inin camii imamı, 1’inin camii müderrisi, 1’inin de camii ders-i âmmı vakfı olduğunu belirtmektedir.
   Böylesi bir yanlış değerlendirmeye, yani 19. yüzyıl belgelerinden hareketle 15. yüzyıl dönemi olayına ait çıkarım yapılmış olmasına, kimi akademik çalışmalarda da rastlanmaktadır. Nitekim “Trabzon Ayasofya Camii’nin “Mülkiyet Hakkı” Üzerine Bir İnceleme” adlı makalede yer alan; “Trabzon Ayasofya-i Kebir Camii’nin 1461 yılında Trabzon’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet Han tarafından kiliseden camiiye dönüştürülen eski eserlerden olduğu 23 Muharrem 1318 (23 Mayıs 1900 M.) tarihli belgeden anlaşılmaktadır. 
(BOA, EV.M KT-03030.00152)” ifadesi de aynı yanlış değerlendirmenin kurbanı olmuştur. 
44- Mustafa Oflaz, “1 Nolu Vakfiye Kayıt Defteri’ne Göre 1842 Yılı Trabzon Merkez Vakıfları”, Akademik Yorum, Güz, (1992), s. 20-21. 
45- BOA. MKT.MHM., nr. 312/14.
46- Bkz. Yakup Emre Çoruhlu-Osman Demir, “Trabzon Ayasofya Camii’nin
“Mülkiyet Hakkı” Üzerine Bir İnceleme”, Vakıflar Dergisi, 42, (Aralık 2014), s. 90.
                                                    ***

ayaszofya-5-001.jpgSONUÇ

Trabzon Ayasofya Kilisesi’nin câmiye dönüştürülme tarihi ve buna bağlı olarak mülkiyet
durumu üzerine ileri sürülen görüşlerin dönem kayıtları üzerinden değerlendirilmesi sonunda
şu sonuçlara ulaşılmıştır:
1- Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461’de Trabzon’un alınması sırasında Osmanlı
Devleti’nin fetih camii uygulaması gereğince şehrin en önemli Hristiyan mabedi olan Panagia
Chrysocephalos Kilisesi Ortahisar Fatih Camii (Cami-i Atik) adıyla câmiye dönüştürülmüştür.
2- Bu camiinin her türlü ihtiyacının karşılanması için Fatih’in emriyle Fatih Sultan
Mehmet Vakfı adlı bir vakıf kurulmuş ve akarlarıyla söz konusu camiinin faaliyetlerini
desteklemiştir. Dönem kayıtlarına göre bu vakfın uhdesinde Ayasofya Camii’nin olduğuna
dair herhangi bir veri bulunmamaktadır.
3- Osmanlı tahrir kayıtlarına göre Ayasofya Mahallesi, 1461’deki fetihten 1554’e kadar
Trabzon’daki en çok Hıristiyan nüfusun yaşadığı mahalle olup bu tarihe kadar bu mahallede
hiç Müslüman nüfus yoktur. Dolayısıyla dönem kayıtlarının da işaret ettiği gibi Ayasofya
Kilisesi, Ayasofya Mahallesi’nde Müslüman nüfusun yoğunlaşmaya başladığı ve camiinin
ihtiyaç haline geldiği 1572-73 yıllarında câmiye dönüştürülmüştür.
4- Ayasofya Kilisesi’nin câmiye dönüştürülmesinden sonraki süreçte bu camiinin
faaliyetlerini sürdürmesine destek olmak amacıyla Ayasofya Cami-i Vakfı adlı bir vakıf
kurulmuş ve 19. yüzyıla kadar vakfın faaliyetleri devam etmiştir.
5- 19. yüzyıldan itibaren Ayasofya Camii Vakfı kayıtlarda yer almazken Ayasofya
Camii’nin Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nın uhdesine geçtiği bu döneme ait belgelere yansımıştır.
Bu yeni durumun, 1826’da Evkaf-ı Hümayun Nezareti’nin kurulması ve bütün vakıfların
denetimini devralmasıyla ilgili bir düzenleme olduğu düşünülmektedir.
Sonuç itibarıyla bugün tapu kaydında mülkiyeti Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı’na ait olan Ayasofya’nın câmiye dönüştürülme tarihi üzerinde yapılan değerlendirmelerin, 19. yüzyıl kayıtlarından hareketle 15. yüzyıl olaylarına dair bir çıkarım yapmak gibi anakronik bir maluliyet taşıdığı görülmektedir. Hâlbuki 15 ve 16. yüzyıl kayıtlarından günümüze doğru ilerlendiğinde Ayasofya Kilisesi’nin bir fetih camii olmadığı, mahallede Müslüman nüfusun yoğunlaşmasıyla doğan bir ihtiyacın karşılanması için daha sonraki yıllarda câmiye dönüştürüldüğü ve bugün Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nın mülkiyetinde bulunsa bile bu kaydın 19. yüzyıldan itibaren yürürlükte olduğu açıkça görülmektedir.

        MÜDÜRÜN RAPORU!

ayaszofya-6.jpg    Veysel Hoca Ayasofya’nın Osmanlı’dan bugüne geçirdiği evreleri, dönemleri belgeleriyle ortaya koydu. 
Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesi olarak kabul edilmesi, 1940’lı yıllarda Trabzon’da Vakıflar Müdürlüğü yapan Mehmet Kurnaz’ın hazırladığı raporda 1842 tarihli Vakfiye kayıt defterini referans göstererek, ‘Ayasofya Cami Vakfı, Fatih Sultan Mehmet ‘in Trabzon’u fethettiğinde Kiliseden camiye çevrilmiş ve Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı ünvanı verilmiştir’ diyor. Kurnaz’ın bu referansı doğrultusunda Ayasofya’nın Fatih’in Vakfiyesi olduğuna karar verildiği ileri sürüldü.
KTÜ öğretim görevlisi tarihçi yazar Veysel Usta’nın Sempozyumda sunduğu ve kitap haline getirdiği belgeli ve kaynaklı bildirisinde Mehmet Kurnaz’ın bu tespitinin gerçek dışı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
    Bir başka tarihçi, Prof. Dr. Mustafa Oflaz da, 1842-43 tarihli kayıtları içeren, ‘1 nolu vakfiye kayıt defteri’ üzerinde yaptığı çalışmada bu tarihte Trabzon’da 30 adet vakıf cami bulunduğunu ve Ayasofya’nın bu vakıflar arasında yer almadığı belirtti.
    Uzmanların yaptığı araştırma, irdeleme ve inceleme sonucunda Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesi olmadığı net bir şekilde ortaya çıkmasına rağmen, birileri Ayasofya’yı Fatih Sultan Han’ın vakfiyesine dahil etti ve Ayasofya’nın yarısı camiye dönüştürüldü, yapının içinde, dışında ve  bahçesinde de aslına uygun olmayan restorasyon yapıldı ve yapılıyor.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum