Trabzonspor Divan Kurulu Başkanı Sürmen'den özel açıklamalar

Trabzonspor Divan Kurulu Başkanı Sürmen'den özel açıklamalar

Şubat 2021’de gerçekleştirilecek olan Divan Kurulu seçimlerinde aday olan Mevcut Başkan Ali Sürmen tüzük çalışmalarında gerçekleştirdikleri devrimi yönetmeliklere de yansıtmayı hedeflediklerini Kuzey Ekspres Gazetesi’ne anlattı.

2 dönem Divan Kurulu Başkanlığını yürüten Ali Sürmen, Şubat 2021’de gerçekleştirilecek olan Divan Kurulu Başkanlığı’na yeniden aday oldu. 3.döneminin kendisi için son olacağını ifade eden Sürmen, Kuzey Ekspres Gazetesi’ne yeniden aday olma sürecinden, seçildiği taktirde önümüzdeki süreçteki projelerini anlattı

 

İşte Ali Sürmen’le gerçekleştirdiğimiz söyleşi;

 

Öncelikle adaylık süreciniz hayırlı olsun. Özellikle de başkan adaylığınızı açıkladığınız da bu dönem son dönemimdir diye bir ifadeniz vardı. Neden son dönem?

Seçilirsek 3. dönemimiz olacak. Ayrıca açıkladığımız gibi de son dönemimiz olacak. Çünkü divanda uzun süre kalmak belki tecrübe olarak görülebilir. Ama ben ilkesel olarak bir makamın sürekli birileri tarafından yönetilmesini o kurum adına doğru bulmam. Bu vesileyle kendimizi sınırladık. Bu son dedik. Bundan sonra bizim yapacağımız çalışmalar kulübün menfaatleri doğrultusunda olacaktır.

 

Divan Başkanlığı adaylık şartlarında tüzükte bir değişime gidildiği için konunun mahkemeye kadar taşınabileceği konusunda iddialar var. Keza bu söylemler yaklaşık 1 yıldır var. Neler söylemek istersiniz?

Trabzonspor’un şampiyonluğa oynadığı bir dönemde, Mart 2020’den beri Divan seçiminin yapılacağı ve benim divan kurulunu doğru yönetmediğim yönünde iddialar ortaya atıldı. Bazı kişiler yönetimimizden memnun olmayabilir. Ancak seçime 1 yıl kala başlayan bu asılsız politikanın camiada karşılık bulmadığını düşünüyorum. Bu asılsız iddialarda en büyük etken Divan Başkanlığı’na adaylık şartları konusundaki tüzük değişikliğidir. Eski tüzükte Divan’da bulunan 8 yöneticinin, 5 tanesinin en az 3 yıl yöneticilik yapma şartı vardı. Ama divan başkanı için hiçbir şartı yoktu. Bu tüzük komisyonu tarafından doğru bulunulmadı ve en az 5 yıl yöneticilik yapma şartı geldi. Durum bundan ibaret. Eleştirilen konu bu. Bu değişikliği sadece ben yapmışım gibi bir algı oluşturuldu. Ancak bu karar kurulda bulunan 14 kişinin aldığı bir karar olup, genel kuruldan geçmiş bir karardır. Bu konuda mahkemeye gitmek demek Trabzonspor’u mahkemeye vermek demektir.

 

Bu dönem Divan kurulu akılda Tüzük değişiklikleriyle damga vurdu. Önümüzdeki süreçte revize etmeyi düşündüğünüz maddeler var mıdır?

Daha federasyonunun dahi karar alamadığı bir konuda, biz tüzük değişlikleriyle yöneticilerin kendilerine tanınan harcama limitlerini aşması halinde sorumluluk yükleyen maddeyi tüzüğe koyduk ve bunun taahhüdünü de ıslak imza ile aldık. Yeni değişiklikler de olabilir. Mesela tüzük tadilatını yaptığımız zaman 26 bin üye vardı. Tüzük gereği 2 yıllık üst üste aidatını ödemeyeni çıkartılması gerekti. Üye sayımız 13177’ye düştü. Üyeliği iptal olan kişiler arasından geri müracaat edenlerin sayısı 100’ü geçmedi. Şimdi geri kalan 13 bin kişi aidiyet duygusuyla devam ediyorsa, bu kuralı biraz yumuşatmak ya da süreyi uzatmak lazım. Bu en önde gelen maddelerden bir tanesidir.

 

Geçtiğimiz sezon kamuoyunda “Divan Kurulu neden Trabzonspor’u denetlenmiyor?” diye ifade ediliyordu. Bu konuda gelen eleştirilerin haklılık payı var mıdır?

Denetim farklı bir şeydir. Ya resen yapılır ki, bu genel kurulda derneğin üyeleri tarafından yapılır. Ya da denetim kurulu tarafından her sene içerisinde 3 kere yapılır. Denetim Kurulu zaten denetlemesini yapıyor. Ayrıca Şirketi, Sermaye Piyasa Kurulu tarafından denetlenmektedir. Biz dernek olarak şirketin faaliyetlerini ancak uzaktan ve açıklanan kısmıyla değerlendiriyoruz. Ya denetim kurulunun ya da sermaye piyasası kuruluna sunulan raporlarla ile denetleyebiliyoruz. Bununla ilgili mali durumun kötü gittiğine dair rapor gelirse tüzüğün bizlere verdiği yetkileri ancak o zaman kullanabiliriz. Kaldı ki denetim kurulunun başında son derece tecrübeli ve geçmiş yönetimlerde de bu konuda çok ciddi mücadele veren Mahmut Ören gibi çok değerli bir arkadaşımız ve değerli bir ekibi var. Bu konuda gereksiz tedirginliklere yol açmamak lazım.

 

Görevde bulunduğunuz sürece en büyük sorun olarak neyi gördünüz?

Görev süremizde bizim çok önemsediğimiz, fakat bir türlü gerçekleştirmeye imkan bulamadığımız konular var. Trabzonspor’un en büyük sorunlarından biri birbirine küskün yöneticilerdir. Bu sorunu bir türlü aşamıyoruz. Kongrelerdeki yarışlardan birbirine dargın kırgın insanlar, bu küskünlüğü sürdürmemeli. Yönetimin, bizle olan istişarelerinde sorun yok. Mevcut yönetim tüm kurullarla istişaresini yapıyor. Ama yönetim Trabzonspor için hizmete hazır veya hizmet etmiş insanların yeteri kadar fikrini alıp, yoğurması lazım. İstişare kanalarını açık tutmak lazım. Ulaşabildiğimiz kadar taraftara ulaşmamız lazım. Fikir almak, o söyleneni yapmak değil, fikir almak; belki sizin düşündüğünüz şeyde, sizin göremediğiniz açıklıkları eksiklikleri tamamlamaktır. Sonuçta kazanan her zaman Trabzonspor olur, biz oluruz.

 

Bu söyleminiz aklıma Trabzonspor, Trabzon’dan yönetilir sözünü getirdi. Siz bu söyle katılıyor musunuz?

Bu söz benim de kullandığım sözlerimden biridir. Bundan hangi sonucu çıkartacağınıza bağlıdır. “Trabzonspor Trabzon’da yönetilir” cümlesiyle, “Trabzonspor Trabzon’dan yönetilir” cümlesi farklı sonuç çıkartabilir. Trabzonspor tesisleri burada, futbolcuları, antrenörü, çalışanları, maçları, stadı burada. Hal böyleyken burada ne yaşandığının farkına varamazsanız, işler sarpa sardığı noktada ipler birden gerilir. Yoksa Trabzonspor başkanı veya yöneticileri, İstanbul’dan Ankara’dan ya da yurt dışından olamaz demiyoruz. Böylesine bir iletişim çağında böyle bir cümle kurulamaz. Ancak biz insan yönetiyoruz. İnsan yönetmek dokunmayla olur. Biz Türk milleti olarak mekanik değiliz. Vefat eden biri için ailesini telefonlar arayıp başın sağolsun demekle, omzuna dokunup başın sağolsun demenin arasında dağlar kadar fark vardır. Bunu söylüyoruz…

 

Trabzonlu ve Trabzonsporlu iş insanlarını bir araya toplayıp yardım gecesi yapmayı hiç düşündünüz mü? Sonuçta Trabzonspor’un borcu her ne kadar yapılandırılsa da malum. Divan Kurulu çatısı altında böyle bir girişime ön ayak olur musunuz?

Bu tür çalışmalar yönetimle birlikte yürütülmeden olmaz. Neticede bunun muhatabı yönetimdir. Bu konuda bir çalışmaya girilir ve yönetimden destek olmazsa çalışma sarkar. Yönetim olarak bu konularda Ahmet Bey’le ilk başlarda çalışmalar oldu. Ancak istişare denilen kanal kesilirse toplantılar arzu edilen düzeye gelemez. Çünkü bir insanı ihtiyacınız olduğunda ararsanız o doğru sonuç vermez. Ama olmalı mı pek tabi ki… Bir de borcun sıfırlanması meselesi var. Her ne kadar borç sıfırlansa da sıfırlansın, bir başka yönetim bu borcu yine oralara çıkartacaksa nasıl olacak. Bu durum keskin ifadelerle yazılı ortama geçmeli. Yönetmelikler çıkarılmalı. Yoksa emekler ziyan olur.

 

Trabzonspor’da tüzük çalışması gerçekleştirdiniz. Şimdiler de ise yönetmelik ile ilgili çalışmalar yaptığınız biliyoruz. Bu konu hakkında açıklamalarda bulunur musunuz?

Evet böyle bir düşüncemiz ve çabamız var. Biz felsefemizi yazılı hale getirmek istiyoruz. Tüzük değişti ancak yönetmelikleri yapmaz iseniz tam randıman alamazsınız. Biz tüzükle harcama limitlerini kısıtladık. Ama harcamanın hangi kalemlere ait olduğunu biliyor muyuz? En önemlisi transfer değil mi? Peki transfer yönetmeliğimiz var mı? İşte bu noktada kulübün yönetilme felsefesi önem kazanır.

 

Örnek verir misiniz?

Federasyon yabancı oyuncu sayısını arttırdı. 16 yaptı. Onlar ne yaparsa yapsın… Biz transfer yönetmeliğimizle,gayri ihtiyari söylüyorum 8 yabancı oyuncu alınacak deyip, alınacak oyunculara da kıstas koyup ve bağlayıcı olabiliriz.. Mesela İngiiltere’deki yabancı oyuncu kuralda, milli takım da oynama şartı gibi. Yine yönetmelikle, saha içerisinde altyapıda yetiştirilen en az şu kadar oyuncu oynatma zorunluluğu getirebiliriz. Bunun gibi istişareye açık bir yönetmelikle, Türk futboluna bir kez daha örnek olabiliriz. Hem de böylece kulübün felsefesi yazılı olarak da kayıtlara geçer.

 

Kulüp felsefesi demişken, şuanda transfer dönemindeyiz. Bu süreçte Trabzonspor’da, sadece Berat kadroya dahil edildi. Ancak Transfer politikası ağırlıklı olarak yabancı oyuncular üzerinden dönmesini asıl yorumluyorsunuz?

Trabzonspor’un başarılı olduğu yıllardaki sırrı neydi? Biz öncelikle bunun farkına varmalıyız. Öncelikle kendi yetiştirdiğimiz çocuklarımızla ve Türkiye’nin çeşitli illerindeki sporcularla başarıyı yakalamış bir kulübüz. Bu nedenle yerli futbolcuyu önemsemek zorundayız. Ama bunu derken camianın bazı kesimleri,yerli diyor ama en çok yerli oyuncuya saldırarak çok büyük hatalar yapıyor.. 2 hafta önce Serkan’a edilmedik hakaretler kalmadı. Abdulkadir Parmak’a vs… Öncelikle kendi çocuklarımıza sahip çıkmayı kafamızın bir köşesine yazmamız gerekiyor. Çocuklarımıza hatalarıyla günahlarıyla şans vermemiz gerekir. Yine mi olmadı, o zaman arayışlara gidilmelidir. Ayrıca özenle altını çizmek gerekir ki, olmayınca alınabilecek en iyi futbolcu alınmalı. Sonuçta yabancı futbolcuya da karşı değilim.

 

Trabzonspor Divan Kurulu başkanının odasında Hekimoğlu Trabzon FK forması görmek beni memnun etti. Sizce Trabzonspor’un alt liglerdeki futbol kulüpleriyle ilişkisi nasıl? Hatta Bordo-Mavililerin diğer spor branşlarıyla ilgili daha aktif olması gerektiğine inanıyor musunuz?

Trabzonspor’un felsefesinde, alt liglerindeki takımlar ile ilgilenmek yatar. Trabzonspor’un felsefesi Trabzon amatör futbolu ile yazılmıştır. Trabzon’daki alt liglerdeki takımları ve amatör takımlarımızı mutlaka desteklemeliyiz. Trabzonspor’un bir gözü onlarda olmalı. Akçaabat Sebatspor, Arsinspor, Ofspor, Sürmenespor, Yomraspor, Yalıspor ve bir çok takımımız liglerde başarılı sonuçlar aldılar. Keza Hekimoğlu Trabzon FK da 2. Lig’de başarılı işler yapıyor. Gönülden destekliyorum. Diğer spor branşlarına gelince; Busenaz bir kez daha şampiyon oldu. Trabzonspor’un sporcusu. Bu sporcuların sayıları artmalı. Diğer spor branşlarına bakıldığında İdmanocağı Voleybol takımı Balkan Kupası aldı. CEV Challenge’de finale kadar geldi. Zağnosspor Hentbol takımı vardı. Güzel işler yapıyorlardı. Keza basketbolda Trabzonspor’un yaptıkları ortadaydı. Bu oluşumlar yeniden kazandırılmalı. Bunun maliyeti en fazla 3 hatalı transfer…

 

Trabzonspor Koleji bir dönem masaya yatırılmıştı. Yeniden rafa mı kalktı? Eğer ki böyle bir kolej kurulduğu taktirde sizce bu durum Trabzonspor’un yararına mı olur?

Çocuklarımızı spor için bir yandan fiziksel olarak eğitirken, diğer yandan da ruhsal ve öğrenim olarak da hazırlamalıyız. Bu konu Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun gündeminde olduğunu biliyorum. Ayrıca Özkan Sümer Spor Akademisi açıldı. Bu tip faaliyetler Trabzonspor’a her zaman kazandırır. Örneğin Manisa’nın altyapısındabir çocuk var mesela. Ailesi haklı olarak eğitimi düşünüyor. Kolej olsa ailesi de gönderir. Bu durum Trabzonspor’a çok şey kazandırır.

 

Abdullah Avcı’lı Trabzonspor’u nasıl yorumluyorsunuz?

Abdullah Avcı, Trabzon’a gedikten sonra futbol anlayışımız ve aldığımız sonuçlar alkışı hak ediyor. Bugünün şartlarında çok alt sıralarda olan bir futbol takımı, psikolojik ve ruhen çökmüş olan futbolcu gurubundan, kazanma hırsıyla oynayan bir Trabzonspor’a döndük. Bizlerin bile izleyici olarak eksik gördüğümüz yerlere transfer yapılırsa, Avcı’nın daha da başarılı olacağı kanaatindeyiz. İnşallah öyle olur ve o da biz de, Türk futbolundan alacağımızı alırız.

 

Fenerbahçe’nin Mesut Özil’i transferini nasıl yorumluyorsunuz?

Mesut Özil olayı bize ders olsun! Kendi değerlerimize siyaseten bakmamamız gerektiği yönünde bize ders olsun. Mesut Özil, Türk vatandaşı bile değil. Alman milli takımını tercih etmiş bir oyuncu. Bu ırkçılık olarak alınmamalı. Geçmişteki cümleleri arşivlerde. Ama onun Türkiye’ye geliş şekline bakalım. O fotoğrafta herkes var. Bizim Trabzonspor’un ekonomik sorunlarının çözümünde bir fotoğraf var denilerek neler neler söylendi. Bunu kendimize yine biz yaptık. Doğru, Trabzonspor’u siyasetten hep beraber uzak tutalım. Ama Trabzonspor’a hangi siyasi görüşten olursa olsun kim manevi destek veriyorsa, onu Trabzonsporlu taraftarımız olarak diğer kulüp taraftarlarından üstün tutalım.

 

Abdulkadir Ömür talihsiz sakatlıklar yaşamaya devam ediyor. Sizin görüşleriniz nelerdir?

Abdülkadir Ömür için çok üzgünüm. Hakemin Konyaspor takımının çok sert oynamasına müsaade edip erken sarı kart göstermemesi, bu sakatlığa çanak tuttu. Biz izlerken bu maç böyle bitmez diyorduk. Korktuğumuz oldu.

 

1934’de yayınlanan Yeniyol gazetesinin farklı nüshalarında, “8 yıl önce Trabzonspor kuruldu” ifadeleri yer alıyor... Kulübün 1926'da kurulduğu, yönetim kurulu listesi ve fotoğrafları dahil mevcut. Divan Kurulu olarak bu konuda bir araştırmanız olacak mı?

Bu konular çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca Trabzonspor takımının kuran kulüplerin rızalarının alınması gerekiyor. Yani bu karar sadece taraftarların ya da genel kurulların karalarına bırakılamaz. Çünkü bugünlerde dahi 1967 mi,1966 mı tartışması oluyor. Ama konsensüs sağlanırsa biz de mutlu oluruz. Bu konu ile ilgili çalışma gerçekleştirilebilir. Trabzonspor’un kuruluşunda aktif rol oynayan insanlar ve takımların düşünceleri önemli. Onların da bu durum kendi içerisindedeğerlendirmek haklarıdır.

 

Son olarak camiaya mesajınız nedir?

Camianın kuruluş felsefesinden hiç ayrılmamasını istiyorum. Trabzonspor’un geçmişi de geleceği de kuruluş felsefesidir. Ancak zamana uyarlamak gerekir. Trabzonspor’da yönetici olmak isteyen yönetime katkı sağlamak isteyen her kim varsa, onları ötekileştirmeden onları bir arada tutup istişarelerle birbirimize yardımcı olmak zorundayız. Bizim görevimiz budur. Ayrıca bugün çok başarılı işlere imza atan gençlere “henüz siz çok gençsiniz” demeye kimsenin hakkı yoktur!.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum