Trabzonspor için toplandılar!

trabzonspor.jpgTrabzonspor Divan Kurulu Başkanı Ali Sürmen, dün Ortahisar Belediyesi salonunda Trabzonlu siyasiler, Belediye Başkanları ve parmakla sayılacak kadar Divan Kurulu üyesi ile bir toplantı düzenledi. Sürmen, Trabzonspor’un dünden bugüne uğradığı haksızlığı dile getirdi. 1995-96, 2010-11 sezonlarında yaşananları anlattı. Bu sezon Trabzonspor’un çalınan puanlarını aktardı. Başakşehir FK Başkanı Göksel Gümüşdağ’ı eleştirdi.  Toplantıda bir de ortak deklarasyon yayınlandı. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in okuduğu deklarasyonda, ‘Çok başarılı geçirdiğimiz bir sezonun sonlarına yaklaşırken, yine bildik, tanıdık ve şerbetli olduğumuz senaryolarla karşı karşıyayız! Efsane Kaptanımız, saygıdeğer futbolcumuz Cemil Usta’nın adının verildiği sezonda Süper Lig yarışını lider olarak sürdüren Trabzonspor’umuz; ne yazık ki bazı çevreleri rahatsız etmekte, bu çevreler Trabzonspor’umuzun şampiyonluğunun önünü kesmek için üstün gayret sarf etmektedirler’ denildi ve ardından bu sezon Trabzonspor’un hakkının yendiği maçlar, kararlarda etkili olan hakemler sıralandı. Genç, yerel gazetelerin manşetten verdiği ‘Her yol O’na çıkıyor’ haberinde yer alan bilgileri aktardı.  Trabzonspor’un bu süreçte en az 8 puanının çalındığını, Trabzonlu siyasetçilere büyük görev düştüğü belirtti ve, ‘Trabzonspor hiçbir zaman imtiyaz, kayırma, ayrıcalık istememiştir! Trabzonspor’un istediği sadece adalet ve hakkaniyettir… O yüzden bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ki; Trabzonspor bu sene hakkı olan Cemil Usta Sezonu Şampiyonluk Kupasını söke söke alacaktır!!! Bakınız bir kez daha tekrar ediyorum. Söke söke alacaktır! Bunu ne Göksel Gümüşdağ ne de onun ortakları engelleyemeyecektir’ dedi.

Komik toplantı

Trabzonspor Divan Kurulu’nun Ortahisar Belediye Meclisi’ndeki toplantıya, divan üyeleri pek ilgi göstermedi. İstanbul’dan arayan eski yöneticilerden bir isim, toplantıyı ‘komik’ olarak nitelendirdi ve, ‘2010-11 sezonu sonunda Trabzonspor’un şampiyonluğu elinden alınırken bu arkadaşlar neredeydiler. O gün neden seslerini çıkarmadılar’ dedi.

Eski yönetici, toplantıya katılanların büyük bölümünün geçmişte yaşananlardan haberleri olmadığını, olanında sesini çıkarmadığına işaret ederek, ‘Herkes şov peşinde. Bu toplantıyı kim düzenledi, Divan kurulu. Peki bu toplantıda mevcut yöneticilerden kim vardı. Hiç kimse. Neden? Çünkü başkan Ahmet Ağaoğlu, toplantıya hiçbir yönetici katılmayacaktır, diye haber yolladı. İstanbul’dan takip ettiğimiz kadarı ile bu toplantı, komik bir toplantı oldu. Korkarım bu toplantı Trabzonspor’a yarar değil zarar getirecek’ dedi.

Eski yönetici, İstanbul kulüplerinden birinin Divan toplantısında belediye başkanları ve siyasilerin öne çıkmadığına işaret ederek, ‘İstanbul’da kulüplerin üyeleri konuşur, tartışır. Kulübü, Kadıköy, Beşiktaş, Beyoğlu ilçeleriyle, hatta İstanbul ile sınırlamazlar. Türkiye’nin kulübü olduklarını söylerler. Bizim Trabzon’dakiler de Trabzonspor’u bir il, ilçe takımına indirgerler. Trabzonspor dünyanın en büyük şehir takımlarından biridir. Bu büyüklük yalnız Türkiye’de değil dünyanın dört bir yanında taraftarı olmasından gelir. Trabzonspor’a siyasetten ve özellikle de yerel siyasetçilerden destek gelseydi, 2010-11 sezonunda hak ettiği şampiyonluk elinden alındığında gelirdi’ iddiasında bulundu.

Yönetime tam destek

Eski yönetici, Trabzonspor yönetim kurulunun zaman zaman hata ve yanlış yapmasına rağmen başarılı olduğunu, Trabzonspor’u uçurumun eşiğinden kurtardığını belirterek, ‘Yönetime en büyük desteği Trabzon dışındaki siyasiler ve Trabzonsporlu olanlar verdi. Ve ayrıca, Trabzonspor TFF’nin her kurulunda etkili, istediğini yaptıracak güçte’ diye konuştu.

****************

Dut yemiş  bülbül gibiler!

dut-yemis.jpg

Trabzon’daki muhalefet partilerin il ve ilçe başkanları, kenti ilgilendiren önemli olay ve gelişmeler karşısında adeta dut yemiş bülbül gibi, iki cümle eleştiri getiremiyor, doğruyu yanlışı söyleyemiyorlar.

Bunun son örneğini, Çevre Bakanı Murat Kurum’un Trabzon gezisinde yaptığı açıklamalar ve ardından Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk’ün Trabzon’u ilgilendiren yazısı sonrası gördük. 

Muhalefet Partilerinin il ve ilçe başkanlarının, gelişmeler karşısında sus pus olmalarını yorumlayan gazetemiz yazarı Hasan Kurt, ‘CHP eski il başkanı Güzide Uzun olsaydı, bangır bangır konuşurdu. İYİ Parti’de Azmi bey ise hala uykuda. İki partinin belediye meclis üyeleri olmasa bu partilerin varlığından Trabzon’da kimsenin haberi olmayacak’ dedi.

***********

''FETÖ’cüler duygusuz insanlardır, renksiz, ifadesiz, heyecansız surat ve tavırlarıyla kendilerini ele verirler. Bu FETÖ’cüler, alayı, kararlarını önceden vermiş insanlardır, yani, herhangi bir konuda fikir geliştiremezler, tartıştıktan sonra fikirlerini değiştirmezler yani suratları gibi fikirleri de ‘mekaniktir’, gönüllü danışmanlık yaparım, çağırın beni elimle koymuş gibi tek tek bulayım size, çok kolaydır, çünkü hiçbirinin gözlerinin içi hiç gülmez.
İçten gülemezler, samimi bir hikâye anlatamazlar, laf şakası yapamazlar, dünya yıkılsa donuk duygusuz robot ifadelerini değiştirmezler. Herkesin gördüğü olayda bile paso yalan söylerler. Akılları deliktir, ne söyleseniz nafile. Mekanik bir disiplin içinde çalışırlar.''

(Nihat Genç)

*************

Fransız donanmasına ait bir gemi, Türk donanmasına ait bir geminin tacizine uğradık o yüzden kaçtık açıklamasını çok beğendim!
Kaçtık!!
Yunan'a yanındayız diye oraya gelmişti, Türk'ü görünce Yunan'ı kendi başına bıraktığı gibi geri kaçtı.
Kimmiş Akdeniz'in Amirali?

(Metin Yılmaz)

************

Çocukluğumdan beri, komünistler camii bombaladı veya kuran yaktı, gibi provokasyonları duyarak büyüdüm. Benim gibi bu dedikodularla büyümüş birçok arkadaşım vardır.
Bu tür şeylerin hepsini istihbarat elemanlarının yaptığını çok çok sonra anlayabildik. Komünistlerin veya devrimcilerin bu kadar aptal olamayacağını akıl edemezdik.
O günlerden bugünlere geldik sistem hiç değişmemiş. Hâlâ Ayasofya... Gerçekten ne yapmayı düşünüyorsunuz? Çan sesinden rahatsızlık duyan sahtekarlar, onca restorasyonu yapılan kiliselerde Ferdi Tayfur mu çalıyor? Her şey elinizde değil mi? Ne istiyorsanız yapın, ister camii, ister kilise veya müze... Bu arada Ayasofya'da çan çalmaz. 

(Temel Kahveci)

Doktorunuz diyor ki!
Deli Bal: Arı deli balı orman gülünün mor (komar) ve sarı(çifin) çiçeklerinden yapar. Deli bal herkesi zehirlemese de çoğunluğu etkiler. Şikayetler bir kaşık (15 g) bal alımıyla başlayabilir. Yenilen bal miktarı durumun ciddiyetini belirler. Şikayetler balın yenilmesinden yarım ila üç saat sonra başlar. Kalp atımı yavaşlar, tansiyon düşer, deri kızarır, boğaz yanar, terleme, bilinç değişiklikleri, bayılma, kusma, ishal, geçici körlük, ateş nöbetleri görülür. Zehirlenme genellikle yirmi dört saatten uzun sürmez. Erken tanınıp tedavi edilirse nadiren ölümcüldür. Geleneksel tedavi yöntemleriyle vakit kaybetmemeli. Hemen bir sağlık kuruluşuna baş vurulmalı.

(Dr. Kemal Küçükali)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar