TRABZONSPOR'UN FUTBOL MÜHENDİSİLİĞİ

Türk spor medyasında binlerce asparagas transfer haberi okuyup futbol tutkumuzu iyice obez hale getirdikten sonra nihayet hazırlık müsabakaları başladı.

Aslında bu konuda çalıştırdığı takımlara hazırlık maçı oynatmaktan nefret eden Türk teknik direktör Mustafa Denizli ile aynı fikirdeyim.

Profesyonel futbol provası yapılacak bir oyun değildir. Sahaya çıkar aslanlar gibi oynarsınız, oynayamazsanız Galatasaray gibi on bir ecnebi topçuyla aleme rezil rüsva olursunuz.

Türk futbolunda trajik gerçek şudur. Bir ülkeyi komple ele geçiren iktidar Trabzonspor'un şampiyonluğuna da el koydu ve petro-dolar Araplara kakalamayı düşündüğü Başakşehir'i hakemlerin hin düdükleriyle şampiyon yaptı.

Dolayısıyla önümüzdeki yıl Süperlig öyle zannedildiği gibi 21 takımla değil hayalet Ak Sarayspor'un da oynadığı 22 takımla oynanacaktır. Herkes bu gizli gerçeğe hazır olsun!

Gelelim Trabzonspor'a!

Yeni sezonda becerip bir forma dikemeden başladılar. Renk körü olduklarından 70'lerin Babaeskispor'u gibi garip bir forma ile çıktılar Samsunspor'la oynanan hazırlık müsabakasına.

Eddie Newton her iki yarıda sahaya farklı bir on bir sürünce yeni yapılan transferlerle ilgili sahici bir analiz yapmamız mümkün olmadı.

Ama müsabakanın yekununa bakarak elde edindiğimiz ilk izlenim yeni transferlerin o kadar da kazma olmadığı yönündedir.

Ekvatorlu Stiven Plaza dâhil hepsi futbola hazır topçular. Türk topçular gibi topu ayağında fazla gevelemeden, oyunun akışını bozmadan modern futbolun gereğini yerine getirebilecek çapta bir görüntü verdiler.

 Trabzonspor'da esas mesele kariyerli futbolcularla skoru koparmak olmamalı. Oyunu 90 dakikaya yayarak, alan ve saha parselasyonunu mevcut personelle koordine edebilme meselesidir.

Eddie Newton'un bunu Alanyaspor ile oynanan kupa maçının ilk yarım saatinde yaptırabileceğine dair bir umut belirmişti bende ve Trabzon'daki spor yazarlarının ekâbir takımında. Lakin o işin sonrası bir türlü gelmedi.

Bu türden bir futbol mühendisliğini Trabzonspor'a oturtabilecek tek teknik direktörün Mustafa Reşit Akçay olduğunu az buçuk futboldan anlayan her Trabzonsporlu bilir.

Ama Trabzonspor Eddie Newton'a emanet edildiği için Trabzonspor'un transfer ve Süperligdeki futbol kaderi onun scout bağlantıları üzerinden şekillenecek gibi.

Onun için neler olup biteceğini hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Yukarıda da değindiğim gibi Trabzonspor için geçen yıl esas mesela skor üretmek değildi. Aksine ürettiği skorun, attığı her golün sanki iş bitmiş gibi takımın motivesyonunu etkiliyor olmasıydı. Yani Trabzonspor'da asıl vakıa gol attıktan sonra sahada göstereceği performansla ve oyun organizasyonuyla alakalı.

Yeni transferlerden Brezilyalı Marlon Trabzonspor'a katkı yapabilecek çapta bir görüntü verse de Latin Amerika'dan transfer edilen topçularda ciddi bir fundamental sorunu olduğu ve o sorunların müsabakaların eşref saatinde sırıttığı bir gerçek.

Hatta önceki dünya kupası finallerinde Almanya'nın Brezilya'yı 7-1, bu yıl CL'ndeBayern Münih'in çeyrek finalde Barselona'yı 8-2 ile sürklase etmiş olmasının arkasında anlatmaya çalıştığım bu temel olgu var.

Kısacası Trabzonspor'un bu yıl modern futbolun o olmazsa olmaz türünden katı kuralarını göz ardı etmeden, kişiler üzerinden değil, yeteneklerin eritilip bir sisteme dönüştüğü 90 dakikaya yayılmış bir futbol mühendisliği üzerinden ligde futbol oynayıp şampiyonluğu kovalaması gerekiyor.

Bunu yapabilirler mi? Bence yapabilecek potansiyele sahip Trabzonspor.

Lakin Samsunspor ile oynanan hazırlık müsabakasının skoruna bakmadan tablonun geneline baktığımızda Trabzonspor'un geçen yıl Süperligde kronikleşmiş arızaları yerli yerinde durduğu görünüyor.

Modern futbol sürekli akan bir olgu, öyle bir takım taraftarlığı üzerinden diktatörlük yapmayı kaldırmaz.

Onun için Trabzonspor'un Eddie Newton ile 90 dakika futbol oynamayı denemesi gerekir. Geçen yıl olduğu gibi skora saldırıp her şeyi eline ayağına bulaştırmaması değil.

Trabzonspor için esas sorun şudur; Trabzonspor Eddie Newton ile modern futbol oynayacak mı, yoksa sırf şampiyonluk hevesiyle hemen skora saldırıp yeniden o klasik korkularıyla yüzleşecek mi?

Ben Trabzonspor'un oyununun önce belli bir felsefesi olan futbol mühendisliğiyle ısrarla ve inatla biçimlendirilmesinden yanayım.

Almanların otomotivde ve futbolda yaptığı ama Türklerin yapmaya bir türlü muvaffak olamadığı üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken yapısal bir şeyden bahsediyorum.

Bu arada A Milli futbol takımı teknik direktörü Şenol Güneş'in Türk futbolu adına TRT Sporda ettiği sözler sosyolojik açıdan temelsiz sayıltılardan ibaret. Azıcık sosyoloji, toplumbilimi okuyun. Ve şu futbolu etrafındaki birçok sosyal disiplin ile ilişkilendirin. İlişkilendirin ki, koca bir ömür savaştığınız yel değirmenlerinin ne olduğunu görün!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar