TRABZONSPORUN GERÇEK SAHİPLERİ

 Onlar için bir futbol sadece sahada oynanan bir oyun değildi. 
Onlar için hafta sonu değişiklik olsun diyerek evinden çıkılıp da mesire yerine gidilir gibi vakit geçirilen bir yer de değildi stat.
Onlar için zorla evden çıkartılıp da tribünlerde oturtulacak bir anlayış hiç de değildi futbol maçları.
Evet… Trabzonspor’un Akyazı Stadı tribünlerinde tıpkı daha önceden Avni Aker’in koltuklarında gördüğümüz gibi herkesten önce yerini alan analarımızdan, teyzelerimizden, ninelerimizden bahsediyorum.
Değil Türkiye’nin, dünyanın hiçbir stadında göremeyeceğiniz bu yaşı hepimizden büyük ama gönülleri bizden daha genç analarımızdan bahsediyorum.
Onlar için Trabzonspor’un maçları sadece sahada futbol oynayan yirmi iki futbolcudan renkleri bordo mavi olan futbolcuları seyretmek değildi önemli olan.
Onlar için önemli olan sahada futbol oynayan bordo mavili uşakların hünerlerini, maharetlerini, yeteneklerini sergiledikleri Karadeniz’in hırçın, asi, delişmen mizacının sahada göstereceği Karadenizlilik dik duruşuydu. 
Çünkü sahadaki uşaklar kendi çocuğu, komşusunun yeğeni, akrabasının kuzeni, dayısının yeni yetmesi, amcasının ele avuca sığmaz küçük uşağıydı. 
Onlar oraya o evinin misafir odası ya da salonuna gelen komşusuyla, akrabasıyla sohbet eder gibi el örgüsünü, el işisini alarak geliyorlar. Bu uşakları görmeye, izlemeye, seyretmeye ve bu uşaklarıyla da gurur duymaya geliyorlar. O stat, onlar için akraba, konu komşu buluşma yeri, birbirlerine yeğenlerini, çocuklarını gösterme, onlarla gurur duyma yeriydi her zaman.
Çünkü bu bir sahiplenişliktir. 
Çünkü bu, sahada oynayan her bordo mavili futbolcuyu, kendi uşağı gibi bakıp, sevmek, korumak, kollamaktır. 
Ekuban’ın Abdülkadir’den, Onazi’nin Yusuf’tan, Amiri’nin Olcay’dan, Sosa’nın Uğurcan’dan, Rodellega’nın Hüseyin’den, Batuhan’dan farkı yoktur bu analarımız için. Hepsi de kendi uşakları hepsi de kendi akrabasının, komşusunun yeğenleridir.
Mutsuz akraba, yeğenini, komşusunu görmeye, sohbet etmeye gider mi? Gitmez. Nasıl ki Trabzonspor maçlarını kaybeder bu da onlar için bir mutsuzluk, keyifsizlik kaynağı olur. Trabzonspor kazandıkça, daha çok goller atıp, coştukça, horono daha dik oynadıkça da bu analarımızın sayısı tribünlerde daha da artacaktır. 
Çünkü konu komşuluk, hısım akraba bunu gerektirir. 
Mutlu günlerinde oldukları gibi kötü günlerinde de bir arada olmayı. 
Bunu hep bilirler, yaşarlar. Çünkü onlar bizleri, bir elinde maşa diğer elindeki kaygana ile hem akıllı uşak olalım diye döverken hem de diğer yandan kıyamayıp doyuran analarımızdır.
Trabzonsporumuzun gerçek sahipleri de işte bu analarımızdır.
İyi ki varlar, Allah başımızdan eksik etmesin…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.