31.05.2022, 10:01

Trabzonspor’un Otuz Sekiz Yıl Sonra Gelen Şampiyonluğu

Facebook’tan arkadaşım Turgay Çepni birgün beni telefonla arayarak 'Sizin yazılarınızı zevkle okuyorum. İnanıyorum ki Trabzonspor’un bu şampiyonluğuna da güzel bir yazı yazarsınız diye düşünüyorum!' demesiyle bu yazı ortaya çıktı. Ben altı şampiyonluğu görmüş ve muhteşem futbolcularla büyümüş ve karşılıklı oynamış biri olarak bu yazının otuz sekiz sene içinde şampiyonluğu yaşamamış oğlumun duygularını benden daha iyi aktaracağını düşündüm ve ondan rica ettim. İyi okumalar.

'Nereden başlasam? Nasıl anlatsam? Yok Bodrum değil, ama en az onun kadar güzide bir şehrin spor ile alakalı bir hikayesi bu! Tabii konu spor özellikle de futbol olunca Trabzon sadece bu konu başlıklarına sığdırılamıyor. En azından benim yaşımdakiler için söyleyebileceğim doğmadan ya da henüz doğduklarında başarının zirvesinde bir şehir takımının gelecek taraftarları olarak büyük bir sorumluluk ile doğduğumuz...

Bu sorumluluk ve aidiyet hissi o kadar güçlüdür ki o dönemlerde yaşamış, Trabzonlu olan ve kendi hayatını anlatan herkesin aslında bir şekilde Trabzon ve Trabzonspor’u anlattığını fark edersiniz. Bazılarımız artık Trabzon’da yaşamasalar da bu etki içimize öyle işlemiştir ki halen Trabzonspor ve Trabzon, günlük hayatın içinde önemli konulardan biridir.

Beş altı yaşlarımızda kız, erkek tüm çocuklar sokaklarda Hami olarak başladık futbol hayatımıza. Her ne kadar hiçbir futbol topu halen mükemmel bir küre olarak üretilemese de o zamanın küre demeye bin şahit plastik toplarına tüm gücümüz ile vurduğumuzda Hami’nin yıllar sonra Schalke 04 forması ile 1860 Münih’e attığı ve saatte 269 km hız ile kayıtlara geçen golünü attığımızı hissederdik. Aynı zamanda geçmiş şampiyonluklar, eski efsaneler bize anlatılırdı. Anlatılırdı diyorum, çünkü o zamanlar Trabzonspor tarihini internetten araştırmak mümkün değildi; zira henüz internet yoktu.

Ama her evde mutlaka, golleri dakikasına kadar hatırlayan, şampiyon kadroları ezbere sayan bir ayaklı kütüphane bulunurdu. Ve ilk maça gidiş... Dört ya da beş yaşındaydım. Bu kadar çok sayıda insanı ilk defa bir arada gördüğüm kalmış aklımda, bir de Avni Aker’in önünde yediğim köfte ekmek. Büyüdükçe futbola ilgisi olan birçoğumuz, alt yapı kulüplerinde futbol oynamaya heveslenirdik.

Kuruluşunda Trabzonspor’un omurgasını oluşturan İdmanocağı ve İdmangücü en revaçta olan kulüplerdi. Tabii ki en gözdesi Trabzonspor alt yapısı idi; ama benim futbol yeteneğim için ulaşılması zor bir hedefti. Yine de bir yıl oynadığım İdmangücü kulübünde Yavuz Selim toprak sahasında kah toz, kah çamur içinde geçen idmanları özlememek elde değil. İdmanın üzerine Erdoğdu yokuşunu tırmanırken yolda aldığımız lahmacunun tadını çok sevdiğim Antep’in lahmacunlarından ayıramam. Ama en az altyapı idmanları kadar zorlu taraftarlık süreci de o zaman başladı.

Maçları genellikle radyodan takip etmek, maça gitmek için izin, zaman ve finansman sağlamak o dönemlerde gerçekten zor konulardı. Ve tabii bir de idmanlara gidip yeni oyuncuları izlemek ne büyük keyifti. Hiç unutmam 1989’da takıma katılan Jean Marie Pfaff’ı izlemek için tesislere nasıl gittiğimizi!

Doksanların başında aklımdan hiç silinmeyen anı 1992 Türkiye Kupası finali ilk maçında Bursaspor’a 3-0 kaybettikten sonra sinirden nasıl ağladığım ve tabii ki rövanşı Şeyhmus’un golü ile 5-1 kazandığımızda nasıl ölçüsüz sevindiğim! Yine 1994’den aklımda kalan Aston Villa galibiyetini haftalarca konuşmuştuk. Trabzonspor’a gelmiş en iyi yabancı olduğu konusunda herkesin hemfikir olduğu Şota’yı ve futbolunu unutmak mümkün mü?

2000'ler ile artık dünya nasıl değiştiyse başta hayatımız olmak üzere futbol ve Trabzonspor da değişimden nasibini aldı. Her ne kadar şampiyonluk başta olmak üzere dönem dönem hedefinden şaşsa da Trabzonlu ve Trabzonsporlu olmak artık farklı coğrafyalarda ve sorumluluklarla devam ettiğimiz hayatın içinde değerine değer kattı.

Kısa bir şekilde Trabzonsporlu olmayı anlatmaya çalışırken daha önceden söylediğim gibi esasında kendi hayatımın bir kısmını anlatmışım. Çünkü Trabzon şehri ve Trabzonspor, bir Trabzonlunun hayatının her evresinde iş gibi, aile gibi büyük bir yer tutar. Ve bu yer hiçbir zaman sportif başarı ile doğru orantılı olmaz; çünkü yense de yenilse de 'Taraftarın seninle!' tezahüratı gerçek taraftarlar için gerçek manasında kullanılır.

Benim için Trabzonspor hep şampiyondu; ama kırk yılık hayatım içinde gerçek anlamda tadına vararak kutlayacağım ilk şampiyonluk, bu sene kazandığımız şampiyonluk! Dünyanın ve Türkiye’nin farklı illerinde 'Bize her yer Trabzon!' düsturu ile başladığımız kutlamaları İstanbul’da son maça gittikten sonra Trabzon’da, her şeyin başladığı yerde sürdürmek gerçekten büyük bir keyif oldu.

Hayatımızın sonuna kadar unutmayacağımız bu şampiyonluğun Trabzonspor’un 70'lerde yakaladığı başarı serisine benzer bir serinin ilk kupası olması temennisi ile…

BİZE HER YER TRABZON!

Kaner Eyüboğlu

Mayıs 2022

Dubai

Yorumlar (0)