Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

TRABZON’UN  ARNAVUT  KALDIRIMLARI

Arnavut Kaldırımı; Türk Dil Kurumu’nun Sitesi’nde “Yollarda irili ufaklı taşlarla gelişigüzel yapılan kaldırım” olarak açıklanıyor. Osmanlı’da kaldırım tanımı genel olarak yol için kullanılırdı. 1850’den itibaren ise sadece yaya yolu olarak kaldırım tanımlaması yapıldı. 
Osmanlı Tarihçisi Cengiz Orhonlu’nun, “Mesleki bir teşekkül olarak kaldırımcılık ve Osmanlı şehir yolları hakkında bazı düşünceler” adlı makalesinde Arnavut Kaldırımı hakkında şu bilgi yer alır;
“İstanbul ve civarında yapılan yol, suyolu vb. inşaatta çalışan kaldırımcılar genellikle Silivri Bölgesinden temin edilirlerdi. Bunların da pek çoğu buraya Rumeli’den, bilhassa Arnavutluk’tan gelmekte idiler. Bundan da anlaşılmaktadır ki kaldırımcı esnafının çoğunluğunu Arnavut asıllı kimseler teşkil ediyordu.”
Bu makaleye göre kaldırımcılık yol yapımıyla ilgilenen bir meslek dalıydı.
Arnavut Kaldırımı’nın yoğun olarak kullanıldığı kentlerden biri de Trabzon’dur. Karadeniz Bölgesi’nin doğal taş kullanımına olanak veren kaynaklara sahip olması Arnavut Kaldırımı’nın kullanılmasını kolaylaştırmıştır. Ancak en önemli tercih nedeni yağmur suyunun akmasına olanak tanımasıdır. Yani bir başka deyişle doğal drenaj olmasıdır. Trabzon’un bol yağışlı ve rutubetli bir bölgede yer alması, sürekli sel riski ile karşı karşıya kalması, Arnavut Kaldırımı’nı gerekli kılmıştır. Özellikle yağmur sularının ağaç köklerine taşınmasında Arnavut Kaldırımı’nın payı büyüktür.
Yine Tarihçi Cengiz Orhonlu’dan öğrendiğimize göre kaldırımcı esnafına İstanbul, Bosna, Halep, Şam, Bursa ve Adana gibi şehirlerde rastlanmaktadır. Trabzon’un adı geçmemekle beraber burada Arnavut Kaldırımları’nı hangi ustaların ne zaman yaptığı hususunda net bir bilgimiz yoktur.Ama bildiğimiz bir şey var ki o da çocukluğumuzdan bugüne belediyenin bünyesindeki maharetli ustalara bu işin teslim edildiğidir.
Doğduğum yer olan Boztepe Mahallesi, Mustafa Rıfat Sokak tipik Arnavut Kaldırımı kaplamaydı. İrili ufaklı taşların döşenmesi ile oluşturulmuş bir sokaktı Mustafa Rıfat. Otomobiller çok yavaş ilerlerdi üzerinde. Zaman içinde sokakta yeni binalar yapıldı. Yol genişledi ve Arnavut Kaldırımı döşeme, beton kaplama yola eviriliverdi.
Sokağımızın bu hikâyesi esas itibarıyla geleceğe hazırlıktı. 
1900’lü yılların ilk yarısında Trabzon’un bazı ana yollarında stabilize ve toprak yol kaplaması kenarında Arnavut kaldırımı yaya yollarına rastlamaktayız. Ancak birçok cadde ve sokakta ise yaya kaldırımı yoktu. Otomobiller ve yayalar aynı yolu kullanmaktaydılar. Günümüzde hâlâ bazı sokaklarda bu ortak kullanım devam etmekle beraber yeni yapılaşmalar ve yollar beraberinde yaya kaldırımlarını da getirmiştir.
Yeni yolların malzemelerinde de kökten değişiklikler olmuştur. Genellikle beton veya sıcak asfalt kullanılmakta, Arnavut Kaldırımı sadece nostaljik bir uygulama olarak kalmaktadır. Ancak zaman zaman Arnavut Kaldırımı’nın taklidi olan beton parke taşlara da rastlanılmaktadır..
Trabzon’un Arnavut Kaldırımı yolları, ilk dönemlerde at arabalarına ve hafif tonajlı motorlu araçlara ev sahipliği yapardı. Yol üzerine gelen yük sınırlıydı. Hal böyle olunca yolun bakımı ve işçiliği kolaydı.
Günümüzde ise tıpkı yol anlayışı gibi ulaşım araç ve gereçleri de değişti. At arabalarının hatta develerin geçtiği yollarda çeşitli tip ve ağırlıkta motorlu araçlar kullanılmaya başlandı. Gelişmeyle beraber yol altına su, kanalizasyon, elektrik, telekomünikasyon, doğalgaz, vb. hatlar döşendi. Bütün bunlar Arnavut Kaldırımı’na sürekli müdahaleyi gerektirdi. Ayrıca yağışlar ve özellikle büyük vasıtaların ağırlığı ile yolun üst sathı devamlı bozuldu. Devamlı bozulma beraberinde düzenli bir bakımı getirmeyince otomobil ile seyahatin hatta yürümenin dahi konforu kaçtı. Otomobiller adeta stabilize yolda gidiyormuş hissi verdi. Yürüyen insanların ayakkabıları açıldı, bilekleri incindi, özellikle kadınların ayakkabılarının topukları kırıldı. Hal böyle olunca fatura Arnavut Kaldırımı’na kesildi. Sürücüler, şoför esnaf bu kaplamadan şikayetçi oldular. Meseleyi salt araçlarına verdiği zarara kadar indirgediler.
Oysa dün bu yollardan at arabaları geçiyordu. Yol suçlu olmamalıydı.
Birçok kimse esas meselenin alt yapı olduğunu anlayamadı. İnsanlar dünyanın eski kentlerindeki Arnavut Kaldırımları’nın nasıl kullanıldığını incelemedi. Eleştiri sahipleri bu yolların kentlerin tarihi değerini yükselttiğini unuttu veya hatırlamak istemedi.
Peki insanların haklı oldukları husus yok mudur?
Elbette vardır. 
Periyodik bakımı yapılmayan, alt yapısı sağlam olmayan Arnavut Kaldırımı’nın bırakınız araçların, ayakkabıların yıpranmasını görüntü olarak da hoş olmadığı bir gerçektir. Dolayısıyla bu yolların dünyada sürekli bakımı nasıl yapılıyorsa aynı teknikle kentimizde de ivedilikle ele alınmalı, kaderi ile baş başa bırakılmamalıdır.
Ayrıca unutmadan söyleyelim;
Trabzon’da Arnavut kaldırımlarının tarihi tescili yoktur. Sadece koruma planları çerçevesinde korunması gereken bir doku olarak ele alınmaktadır. 
Vakit geçirmeden koruma bölgeleri dışındaki Arnavut kaldırımlarının da tarihi bir doku olarak muhafazasını sağlayacak bağlayıcı kararlara ihtiyacımız vardır.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.