TRABZON'UN KURTULUŞU VE AİLE TARİHLERİMİZ

photo-2020-02-20-09-52-50.jpg  Aslında her ailedeki geçmişe dönük anlatılan anılarda yakın tarihimize ait izleri bulmak mümkün. Çünkü her evden Balkanlar’da, Çanakkale'de, Yemen'de, Sarıkamış’ta, Dumlupınar'da vatan için şehit düşen insanımız vardır.
Bu şehitlerimiz ve gazilermize ait anılar, nesilden nesile aktarılmış ve geçmişin acı hatıraları dimağlara nakşedilmiştir. 
  Bir 24 Şubat’ta yine geçmişte yaşanılan zorlukları anlatmak istedim. Adına Trabzon’un Kurtuluş Günü dediğimiz bugüne gelene kadar neler yaşandı... Her ailede olduğu gibi bizim ailemizde yaşananlar aslında yakın tarimizin bir özeti gibi.... 
Savaş bazen karlı dağlara bazen de çöllerin yakıcı sıcaklarına savurduğunda insanımızı, hep yanıbaşında ay yıldızlı bayrağını bulmuştur.
                                               ***********    
 
Önce Sarıkamış'ta başlar KANSIZOĞULLARININ öyküsü binlerce ailenin gidip de geri dönmeyenlerinki gibi... Sonra Yemen, sonra Rus işgali, sonra  Muhacirlik, sonra İstiklal Savaşı... Sonra  İkinci dünya savaşı. Türkiyemin zamanın akışında yaşadığı bekâ mücadelesi. AHMET EMİCE derler adına... Kardelen çiçekleri gibi Sarıkamış'ın ölümcül soğuğunda beyaz örtünün üzerini süsleyen meçhul şehitlerimizden biri... Babamın babasının amcası. Gitmiş ve bir daha dönmemiş.
Nasıl gitmiş onca yolu?
Nerde nasıl şehit düşmüş?
Bilinmez.
photo-2020-02-20-09-42-29[2].jpgSadece ocak başlarında anlatıldı. İki sözcük:
Gitti, gelmedi... Ateşin bütün sıcaklığına rağmen buz gibi iki sözcük.
Bir de HALİM var...
Yemen çöllerinde kefensiz yatan... Çantasında bir çift potin ile fesinden başka bir şeyi bulunmayan. ÇAVUŞLULULARIN HALİM (Helim)...
O da gitti ve gelmedi, gelemedi. Sarıkamış'tan Yemen'e aynı aileden iki şehit...
Yokluk zamanı. Çavuşluluların KANSIZOĞLU HACIİBRAHİM henüz askerliğini yapmamış bir delikanlı.
  Batum'da çalışmış... Kendi anlatımı ile "bir kaç kırmızı lira" kazanmış.
Bir kaç dönüm yer alınır bu parayla bir de karşı köyden ANAHAROĞULLARINDAN ZEHRA ninemizle evlilik yapılır. Ölmeden, sorunca torun torba "niye almadın şehirde bir yer" diye...
photo-2020-02-20-09-43-17.jpg   Cevabı hep aynıydı: "Bilemedik uşağum. O zamanlar şehirde sıtma sinek hastalık kol geziyordu."
Çok enteresandır.
Bir kaç yıl önce ekmek parasını çıkarmak için çalıştığı Çarlık Rusyasının BATUM'undan sonra yine aynı ülkeden gelen Rus askerleri ile savaşmak kaderin bir cilvesiydi.

  İki taraf ta farkında değildirler belki de, bu savaşlar, bu işgaller hem Osmanlı'nın emperyalist güçlerce parçalanmasının hem de kurulacak olan SSCB 'den önce Çarlık Rusyasının son hamleleri olduğunu.
Görev yeri OF SOLAKLI.
Görevi doğudan gelen Rusları durdurup geri püskürtmek.
Özel görevi: Of Solaklı'ya Erdoğdu kışlasından cephane taşımak. Atı vardı. Hem de bakımlı. Bir koşuda gider gelirdi Of'tan Trabzon’a.
Solaklı'da Türk askeri büyük bir mücadele verdi. Bir ara Ruslar bu hattı aşamayacakları hissine kapıldılar. Ama Rus donanması bomba yağdırıyordu.

Herşey bitti. Trabzon işgal edildi.
Rus ordusu Erzurum Caddesinden şehre girerken enterasandır bugün Baro binasının bulunduğu yerdeki Amerikan Konsolosluğu önünde işgalci kuvvetler Amerikan bayrakları ile karşılanıyordu... İbretlik bu fotoğraflar arşivlerdeki yerini koruyor. Bugüne baktığımızda da değişen birşey olmadığını görüyoruz.
                                                   **********  

photo-2020-02-20-09-43-53.jpg  Trabzon işgal edilmek üzere iken Vali beraberindeki heyetle Ordu’ya taşındı. 
Askerimiz dağıldı. HACIİBRAHİM atıyla CANBUR'A (DOLAYLI) geliyor. Ama Lansa mahallesindeki evlerinde kimse yoktu.
Haber saldı.  Öğrendi ki ZEHRA nine DİVRANOZDAKİ (Gölçayır) ailesi (Anaharoğulları) ile muhacir çıkmıştılar.
Durum ciddi. Ruslar kentte kuş uçurtmuyor.
Dağlardan, savaş yorgunu atını sürüp henüz Trabzon’u terk etmemiş ailesini akrabalarını buluyor Hacıibrahim.
Aç susuz eşkiyalarca kesilen yollarda ölenler...
Sakatlanıp yaralananlara rağmen, Çorum'un Osmancık kazasına kadar giderler. O zamanlar Avran diye bilinen bu köyün bugünkü ismi Akören...
Çiftçilik, işçilik derken aç kalmadan üstüne üstlük Hacıibrahim'den olma Zehra'dan doğma bir çocukla Abdulhalim'le geri dönerler. 
Ne hazindir ki  Halim, Yemen'de şehit olan büyük dedenin adını taşırken büyük dedesinin yaşadığı kadere benzer bir hayatın içine doğmuştur.
Ruslar Trabzon'u terketti.
Muhacirler geri dönüyor.

Ama bıraktıkları gibi değil artık o güzelim Trabzon...
Yanmış yıkılmış. Açlık had safhada. Açlığa direnenler hastalıktan ölüyordu.
Köyler ıssız.
Toprak verimsiz.
Çift yok çubuk yok.

Yiyecek ekmek, içecek su ,yatacak yer lâzım.
Bir müddet zor bela geçim sağlanır.
                                             **********

Yeniden çağrılır askere KANSIZOĞLU HACIİBRAHİM.
Bu sefer son Türk Devleti işgal edilmiş, Osmanlı dağıtılmış.
Artık Yunanlılar, İngilizler, Fransızlar her ne kadar düşman varsa üşüşmüş Anadolu toprağına...
photo-2020-02-20-09-42-29.jpgSamsun, Amasya, Sivas, Erzurum… Toplandı Türk Milleti Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde  ve başladı Kurtuluş Savaşı.
KANSIZOĞLU HACIİBRAHİM yine askerde...
Görev yine vatan savunması.
Ve kurtuluş. Sağ salim evine döner HACIİBRAHİM.
Devletimiz İSTİKLÂL MADALYASI
ile onurlandırır.
Bir hayat, iki savaş, bir Muhacirlik.
Ve yokluk, yoksulluk bütün Anadolu gibi...
Ve dahası hep vatan savunması, bağımsızlık, özgürlük için...
Geldikleri gibi gitmeleri için Emperyalist güçlerin...
Hiç arkalarına bakmadılar... Söz konusu vatan din iman bayrak namus olduğu için...
Ya şehit ya da gazi.

Sarıkamış’ta, Yemen'de, Kurtuluş Savaşı'nda iki şehit bir gazi bizim aileden...
Ülkemin her ailesinden olduğu gibi.
                                                    **************

   Sonra muhacirlikte doğan Halim büyür askere gider.
Erzurum tabyalarında Halim Çavuş olarak nöbet tutar.
Bu sefer ikinci dünya savaşı...
Aslında bu birlikte yurt edindiğimiz ve üzerinde birlikte yaşadığımız bu topraklardaki hepimizin ailesinin gerçek öyküsü....
Sonra Kıbrıs...
Bitti mi?
Hayır.
Bitecek mı?
Bitmez.

Bu coğrafyada yurt edinmek nasıl zorduysa, ayakta kalmak ta öylesine zor...
Ama bazen Sarıkamış'ın öldürücü soğuğunda karlı dağların donmuşluğunda üşüdüğümüzde, al bayrağımızın kızıllığında ısınıp; bazen de çöllerin yakıcı sıcaklığında gölgesinde serinlenmesini bilen insanımızın sayesinde bu yurt sonsuza kadar bize vatan olacaktır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar