Trabzon’un ‘Liberal Bolşeviği’ Rıfkı Kulaç!

Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Yücel Yiğit ve Emniyet Genel Müdürlüğü eski arşiv dairesi başkanı Eyüp Şahin’in, ‘Pontusçu mu, casus mu, masum mu? Kafato Biraderler’ adlı makalenin bir bölümünde Trabzon’da emniyet tarafından fişlenip takip edilenler ve fişlemede olmayıp da takip edilenlerin isimleri veriliyordu. Bu isimlerden biri Mahmut Natık oğlu Halit Rıfkı Kulaç’tır. Trabzon Halkevinin yayın organı İnan Dergisinde yazan Halit Rıfkı Kulaç için, “Fındık yetiştirir, Sürmene’deki kayınbiraderi ile Erzurum’daki kardeşine maddi yardımda bulunur. İşsizdir.” ifadesine yer verilir.

Yiğit ve Şahin’in bu makalesini eleştirmiştim. Ardından beni aramışlar ve uzun süre sohbet etmiştik.

Halit Rıfkı Kulaç’ın adını, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki yerel gazetelere göz gezdirirken, Yeniyol Gazetesi’nde de görmüştüm. Yıllar önce 1980’li yılların sonlarına doğru rahmetli Ziyad Nemli de bir sohbette Halit Rıfkı Kulaç’tan bahsetmişti. “İyi bir yazar abimiz, beyefendi ve Türkçüdür” mealinde bir şeyler söylediğini hatırlıyorum. Rıfkı Kulaç’ın Türkçülüğü de tahminim o ki Şevket Süreyya’nın ilk dönemlerindeki Türkçülüğü gibiydi! Ziyad Nemli’nin, Kulaçoğlu ailesinde en yakın dostu avukat Ahmet Rıza Kulaçoğlu abimizdi. Kulaçoğlu, o yıllarda Nazmi Kalafatoğlu’nın bir şirketine de ortaktı. Kalafatoğlu’nun İskele caddesindeki ve daha sonra Ahmet Rıza Kulaçoğlu’nun Cumhuriyet Caddesindeki ofisine sık sık gider, sohbet ederdik.thumbnail-img-1695.jpg

Burada bir not daha ileteyim; sevgili Atilla Aşut, Ziyad Nemli için, “Yirmi yaşından beri sanat dünyasının içinde olan Ziyad Nemli, çok güçlü bir kalem, pırıltılı bir öykücü idi. Ne yazık ki, askerlik dönüşü Trabzon’da gazeteciliğe başlayınca öykü yazmaktan uzaklaştı. Daha sonra içinde yer aldığı, Ülkücü Hareket ise onu sanat dünyasından büsbütün kopartarak bambaşka mecralara ve maceralara sürükledi” demişti. Ziyad Nemli, Trabzon’a dönmeden önce de gazeteci idi ve Demokrat Parti’ye muhalif bir çizgide, Türkçülük ekseninde CHP’ye yakın bir isimdi. Alpaslan Türkeş’in kurduğu Milliyetçi Köylü Millet Partisi’nin ve daha sonra MHP’nin de Türkçü kanadında idi. Yakın dostları ve arkadaşları ise ağırlıklı olarak CHP’lilerdi.  1960’lı yılların ortalarında Yaşar Kemal Trabzon’a geldiğinde ilk aradığı isim o idi…

***

Önceki gün yayıncı Fethi Yılmaz, elinde iki kitapla gazeteye geldi. “Abi, bu kitapları Ankara’dan Trabzon Vakfı Başkanı Bilgin Aygül gönderdi. ‘Hasan beye ilet’ dedi. Kargodan aldım, size getirdim” dedi.

Kitapları elime aldığımda önce kitabın adına değil de yazarına bakarım.  Kalın kitapta Kudret Emiroğlu, yarı kalınlığındaki kitapta ise Rıfkı Kulaç yazıyordu. Kalın kitaba bir daha baktım, ‘Trabzon’un ‘Liberal Bolşeviği’ Rıfkı Kulaç (1896-1962), diğerinde ise ‘Milletleşen Adam ‘S. Kamucan’ yazıyordu. Kudret Emiroğlu’nun büyük bir emek ve zaman harcayarak hazırladığı, ‘Trabzon’un ‘Liberal Bolşeviği’ Rıfkı Kulaç’ adlı yapıt tam 664 sayfa… Rıfkı Kulaç’ın 1936 yılında yazdığı ‘Milletleşen Adam’ adlı romanı 296 sayfa.

***

Kudret Emiroğlu’nun, Rıfkı Kulaç’ın hayatını kaleme aldığı esere ‘Trabzon’un ‘Liberal Bolşeviği’ adını vermesi anlamlıydı. Hem Bolşevik hem de Liberal!

Trabzon tarihinin istisnasız hemen her döneminde yaşanan olaylar, diyebilirim ki dünyanın hiçbir bölgesinde olmamıştır.

‘Trabzon’un ‘Liberal Bolşeviği’ adlı yapıt, her ne kadar Rıfkı Kulaç’ın hayat hikayesini anlatıyorsa da Trabzon’un bir dönemine ışık tutan büyük bir araştırma. Trabzon’un özellikle Cumhuriyet sonrasının ilk yıllarını merak edenler bu kitabı mutlaka ama mutlaka okumalıdır. Kitapta neler yok ki! Rıfkı Kulaç’ın, Mısır İskenderiye’deki esir kampında çıkardığı gazeteleri mi ararsınız, Moskova’da, Asya Dilleri Enstitüsünde yıllarca Türkçe ders vermesini mi, Trabzon Yeniyol Gazetesi’nde yazdıklarını, Trabzon’un siyasi, sosyo-ekonomik durumunu mu?.. Dün gece sabahın ilk ışıklarına kadar kitaba göz attım. Kesinlikle bir kez daha okuyacağım.thumbnail-img-1696.jpg

***

Kudret Emiroğlu kitabın arka yüzündeki tanıtım yazısına, ‘Ülkü, maddenin marabasıdır’ sözüyle başlıyor ve şöyle devam ediyor:

“Trabzon liman burjuvazisinin Batum’da kâr, İstanbul’da ayrıca emniyet ve de siyaset arayan temsilcilerinden Sürmeneli Kulaçzadelerin oğlu Halit Rıfkı, 1915’te Hicaz Cephesi’nde Birinci Dünya Savaşı’na dahil edildiğinde, ‘Dünya kavimlerinin Marx ümmeti’ olmaya başladıklarını görmekteydi.

Esaret kampında çıkardığı gazetelerde ve 1920’de Trabzon’da bu düşüncelerini dile getirdi. 1921’de Tiflis, 1922’de Moskova’daydı. 1927’de Trabzon’da bir gazetenin başyazarı oldu.

Verimli bir köşe yazarı olan Halit Rıfkı, siyasi görüşleri nedeniyle suskunluğa mahkum edildi; buna karşılık 1936’da özgün bir Kurtuluş Savaşı romanı (Milletleşen Adam) kaleme aldı. Ölene kadar 1917 öncesi Marksizmi’ne bağlı kaldı. Trabzon’da kendi köşesini, bilgisi ve dirençli duruşuyla yarattı.

Kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunuyla bağlantılı olarak, üretimin gelişmişliği, ekonomizm, legalizm, dünya devrimi ve parti kavramları üzerinde tartışırken, Mustafa Suphi, Esat Ömer, Zeki Baştımar’ların Trabzon’unda siyaset -aile reisliği, komşuluk ve de ‘insanlık’- hangi toplumsal bağlamın hangi söylemiyle yürüyecekti…”

Kudret Emiroğlu, bu eseri hazırlarken yüzlerce kaynaktan ve kişinin söylemlerinden yararlanmış. Zaten kitabın arka bölümündeki indekste kaynaklar belirtilmiş.

Milletleşen Adam

Rıfkı Kulaç, yazarlık yaşamı boyunca iki roman kalem aldı. Biri yayınlandı, diğeri yayınlanmadı.  ‘Milletleşen Adam’ın ilk sayfasında Rıfkı Kulaç hakkında şu kısa bilgi yazılı:

“Sürmeneli tüccar ailenin oğlu, Birinci Dünya Savaşı’nda Hicaz’da İngilizlere esir düştü, Kahire’de esir kampında gazeteler çıkardı ve başmakaleler yazdı. Yurda dönüşte önce Batum, sonra Tiflis’e ve Moskova’ya gitti, 1926’da Trabzon’a döndü. Yeniyol Gazetesine ortak ve başyazar oldu. 1930’lardan itibaren sakıncalı görüldü, 1936’da Milletleşen Adam romanıyla polis takibine alınarak kamusal yaşamın dışına itildi.”

Romanın arka yüzünde ise özetle şu bilgiler veriliyor:

“Rıfkı Kulaç, 1915’te Birinci Dünya Savaşı’na katılmadan önce Marksist olmuş ve devrim öncesi Rusya’yı da görmüştü... Trabzon’da gazetecilik yaparken kendi özgün çizgisini ömrünün sonuna kadar korudu, suskunluğa mahkum edilişine karşılık 1936’da Milletleşen Adam romanını yayınladı.

Milletleşen Adam, tezli bir roman, yalnızca, ‘tez’i açısından değil, yazarın kahramanlarıyla kurduğu yakınlık ve uzaklık mesafesi, kurguyla gerçek arasındaki ilişkinin ifadesi ve Rıfkı Kulaç’ın uzgörüşlülüğü ile zamanın insanı olmasındaki gerçeklikle de ilginç hatta benzersiz. Bu ülkede ‘sol duyu’nun dilinin oluşturulması gayretinde etkin olmamış, ‘çaresiz’ bir dürüstlüğün çilekeşliğiyle…’

Son söz olarak; Trabzon Maçkalı, araştırmacı- yazar Kudret Emiroğlu’nun büyük bir emek sarf ederek, zaman harcayarak, kılı kırk yararak hazırladığı; Halit Rıfkı Kulaç’ın yaşamı ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Trabzon’daki siyasal ve sosyal olayları belgeleriyle kitaplaştırdığı, “Trabzon’un ‘Liberal Bolşevikliği’”adlı yapıtının, Trabzon’un yakın tarihini merak edenler için okunması gereken bir eser olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca;  Kudret Emiroğlu’nu, unutulan ve toplumun büyük kesiminin adını dahi duymadığı önemli bir şahsiyetin hayatını gün yüzüne çıkardığı için tebrik ediyorum.

 HASAN KURT

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.