Trabzon’un sorunları ve çözüm önerileri (Yıl: 1927)

Trabzon’un sorunları ve çözüm önerileri (Yıl: 1927)

Geçenlerde bu köşede, Kudret Emiroğlu’nun uzun uğraşlar sonucu yazdığı, ‘Trabzon’un Liberal Bolşeviği- Rıfkı Kulaç’ adlı eserle ilgili kısa bir tanıtım ve değerlendirme yapmıştık.

Bugün Rıfkı Kulaç’ın 1927 yılında yazdığı ve bu eserde yer alan bir iki yazısını köşemize alacağız.

Rıfkı Kulaç, bir süre Moskova’da kaldıktan sonra Trabzon’a döner ve ortağı olduğu Yeniyol gazetesinde yazmaya başlar.

Kulaç, Trabzon’un iktisadi durumu ve çözüm önerilerini şöyle açıklar;

‘Trabzon! Her varlığın ilerlemek için didindiği bir dünyada senin her gün biraz daha küçülüşün, bir adım daha gerileyişin çok acıklı (…..) Trabzon kurulduğu günden bir ticaret şehri olarak yaşamış, büyümüş ve şöhret almıştır. Bir şehrin ticaretçe genişlemesi için aranılan vasıfların hemen hepsi Trabzon’umuzda bol bol mevcuttur. Bunlara rağmen son senelerde şehrimizin ticaret işlerinde acıklı bir durgunluk, daha doğrusu korkunç bir gerileyiş göze çarpmaktadır. Harp senelerine kadar 60-70 bin nüfusu refahla geçindiren Trabzon, bugün 20 bine düşen nüfusu bile barındıramayacak kadar işte, ticarette sönükleşmiştir. Eğer Hıristiyanların bıraktığı toprak ve mülkten faydalanmasaydık, şehrimizin insanlarını aşağı yukarı onbinlere düşmüş görecektik.(….) Trabzon’un bu baş döndürücü süratle gerileyişinde  bir çok sebep gösterilebilir.(…..)deve sırtında İran’a yapageldiğimiz transit, başka memleketlerin de demiryolu ve otomobil nakliyatı tarafından tabiatıyla körletilmektedir. İkincisi, şehrimizin ticari henterlandı gittikçe daralmaktadır. Erzurum, Diyarbakır, Kırklareli, Van ve sair vilayetler, kendilerine lazım olan şeylerin birçoğunu başka tariklerle getirmektedirler. Üçüncüsü, Trabzon’da debbağcılık, fındıkçılık, sütçülük, tütüncülük gibi kolaylıkla inkişaf ettirilebilecek birçok işler vardır ki bakımsızlık, sermayesizlik yüzünden körlenip gitmektedir. Dördüncüsü, Trabzon’un istihsalci unsurlarına müsait şartlarla kredi açılabilecek bir müessesemiz yoktur. Yardım görmeyen köylü, ancak mübrem ihtiyacını karşılayabilecek kadar ekip biçiyor, daha fazlasına gücü yetişmiyor.’

yaziya-2.jpg

Ziraatta çok geriledik

Rıfkı Kulaç, Trabzon’un özel olarak tarım yapısına baktığında da yapısal ve tarihsel çözümler yapar:

‘Trabzonlular son kırk sene zarfında ticaret sahasında oldukça mühim bir inkişaf geçirdiler. Geçinmenin yarısını toprağından alan köylümüz, yarısını da Rusya’da, Romanya’da, İstanbul’daki emeğiyle elde edebiliyordu. Bu yüzden artık toprağındaki meyvesini aşılamaya, fındık bahçelerini tımara, zeytin ağaçlarını üzüm asmalarını ıslaha pek lüzum görmüyordu. Halbuki harpten sonra harpten evvelki müsait vaziyet kalmamıştır. Vilayetimizin hariçte elde edebildiği iş ve kazanç kaynakları kurumuş gibidir. Bu vaziyet karşısında eski ziraat telakkilerimizi gütmekte ısrar değil belki en kestirme yoldan toprak hasılatını çoğaltacak tedbirlere başvurmak mecburiyetindeyiz.(….) Bizimle hemen aynı iktisadi şeraiti haiz olan Rize vilayetinde portakal, liman ağaçlarının ıslahı, çak ziraatının teşvik yolunda epeyce çabalayış vardır.(…) bu seneki para buhranının doğuran sebepler yalnız fındık mahsulünün azlığı değildir. Bunun için önümüzdeki fındık mahsulü de beklenildiği gibi derdimize çare olmaz.’

yaziya-1.jpg

Şehir ve köylüler

Rıfkı Kulaç; Üretim artışı içinde tarım sorunlarının çözümünde köy-şehir dengesine ilişkin şöyle yazar:

‘Avrupalı sayılan memleketler arasında bilhassa iki tanesi vardır ki şehir halkıyla köylüsü seviye ve yaşayışça  yekdiğerinden büyük farklar ayrılır:  Bu memleketlerden birisi Rusya, öteki Türkiye’dir.(….) mutlaka bir ahengin devamına ihtiyaç var. Akıl ve görgüsü toprağın hudutları içinde çalışan köylü; bu ahengin devamında şuurlu bir amil olamaz. Bu nazik vazife  daha ziyade şehirlinindir ve ahengin bozulup bozulmamasındaki başlıca mesuliyeti  de ona yükleyebiliriz.(….) köylü ne kadar okursa  topraktan alacağı mahsulün miktarını  çoğaltacak imkanları öğrenir.  Köylü mahsulünü de çoğalttıkça yanı başında yaşayış ve ihtiyaçlarını da çoğaltır ve şehirle daha çok mübadelede bulunur ki böylelikle şehrin iş ve kazancı da genişlemiş olur. (….)Şehrin köyleri istismar pahasına zenginleşmeye yeltenmesi  de bu iki varlık arasında  bulunması lazım olan ahenk namına çok tehlikeli, çok zararlı bir ihtirastır.(…) Bir kere köylü tahammülünden fazla borçlandı mı artık onda ticaret kanunlarına, alacaklısına karşı deruni isyanlar baş gösterir borcunu ödememek veya borcunu kapatmaya bile kafi gelecek mahsul uğrunda alın teri dökmeme düşüncelerine kapılır. Bu bizim duygulara saplanmış bir köylü ise, şehirler içir faydalı bir unsur olmaktan uzaklaşmış demektir.’

 

Yerli sermaye

Rıfkı kulaç; Sermaye birikimini, hükümet kuvvetinin vasi mevkiine çıkmasının çaresi olarak görür:

‘Paranın ve paralarımızın bu durgunluğu, daha doğrusu bu acemiliği yüzünden sınai sahada muhtaç olduğumuz bütün işler olanca ağırlığıyla hükümetin sırtına yükleniyor. Böylelikle iktisat ve ticaret aleminde ferdi teşebbüsün, ferdi teşekküllerin rolü azalıyor(….) Halbuki medeni dünyanın hemen her tarafında fabrika, banka, yol, ticaret, maden, ziraat gibi istihbal, nakil ve kazanç vasıtaları yüzde doksan nispetinde şahıs ve şirket sermayelerinin elindedir. (….) Bizde ise yerli sermayenin henüz körpe ve beceriksiz oluşu hükümet kuvvetini ister istemez vasi mevkiine çıkarmıştır.’

 

Şirket

‘Bir milletin sınai hayata atılması için ilk önce işte ve sermayede iştirake alışması lazım.(…) Tecrübe pekiyi gösteriyor ki yaşayan nesil, şirketçilik vadisinde özlediğimiz sınai inkişafa kafi gelecek nispette büyük işler yapamayacaktır. Ülkemizde bilek ve sermayenin birleşmesinden doğmuş müesseseler; ancak bizden sonraki nesile nasip olacaktır.’

Rıfkı Kulaç, bu anlayış doğrultusunda daha çok yapısal, arka planda sınıfsal sorunlar üstünde durmakla birlikte, güncel ve uygulamaya yönelik konuları da yazılarında işler.

Kulaç; Trabzon’da kalkınma ve sorunu açısından liman ve krediye verdiği önem yanında ilginç önerilerinden biri mesai saati konusunda sekiz saati kabul etmeyip dokuz saati önermiş olmasıdır.

Rıfkı Kulaç’ın 95 yıl önce yazdığı yazıları zaman zaman köşemizde okuyabilirsiniz.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.