Turizm il müdürü hangi şartları taşımalı!

   Trabzon Kültür ve Turizm İl Müdürü Ali Ayvazoğlu’nun eş durumu nedeniyle Ankara Kültür ve Turizm İl Müdürlüğüne atanması ile boşalan Trabzon müdürlüğüne gelmek için onlarca okul müdüründen öğretmenine, memuruna, turizmcisine kadar çok sayıda kişi sıraya girmiş.  
Önceki gün Trabzon’daki beş yıldızlı otellerden birinin genel müdürüne,  ‘Trabzon il kültür ve turizm müdürlüğüne atanacak kişide ne tür özellikler olmalı’ diye bir soru yönettik.
63fd2e03-d4bc-4e45-a961-cd9b68959dc6.jpgTürkiye’nin farklı bölgelerindeki turistik tesislerde görev yapan otel müdürü şu cevabı verdi;
‘Kültür ve Turizm İl Müdürlüğüne getirilecek isim kesinlikte en az bir yabancı dil bilmeli. Bu dil de İngilizce olmalı. Çünkü gelen Arap misafirlerimizin hepsi İngilizce konuşuyor. Yeni müdür Trabzon’un kültürel alt yapısını, beşbin yıllık bir kentin dününü bugünü bilmeli. Turizm sektöründe dünyadaki gelişmeleri takip etmeli. Trabzon’un turizm açısından avantajlarını ve dezavantajlarını bilmeli ve ona göre proje üretmeli. Yeni müdürün kültürel bir derinliği olmalı’.
Turizm sektörünün duayen isminin, il kültür ve turizm müdürlüğüne gelecek kişide aradığı özellikler, aslında çağdaş ülkelerde bu tür görevlere getirilen kişilerdeki özellikler. Siyasiler veya karar vericiler Trabzon Kültür ve Turizm İl Müdürlüğüne bu vasıfları taşıyan bir ismi getirir mi?  Bize göre zor görünüyor!
  Bu arada, turizm il müdürlüğüne getirilecek yeni isimde bir de devletin aradığı özellikler olması gerekir. Mesela, değişmemişse 12 yıllık ve 1. Derece devlet memuru olması gerekir. Gerçi, bu özellikler vekaleten göreve getirileceklerde aranmıyor.
 

Düşünmek zordur!
    Trabzon’un sevilen ve sayılan doktorlarından biri olan Mahmut Haydar Ustaoğlu, okuyan, araştıran ve de korkusuzca yazan bir hekimdir. Dr. Ustaoğlu ‘Düşünmek zordur’  dedi ve şöyle devam etti;
‘Hele hakikati araştırmak için düşünmek daha da zor ve tehlikelidir. Hakikati araştıran ve söyleyenler insanlık tarihi boyunca en çok ceza çekenlerdir. Katiller, hırsızlar, şakiler, haramilerden daha tehlikeli kabul edilirler. Bilhassa kurumsallaşmış dini yapılar hakikat düşüncesinin düşmanıdırlar. Bütün Peygamberler, Hz.İbrahim'den başlayarak bizim peygamberimize, kurumsallaşmış dini yapıları yıkmak için ortaya çıkmışlardır, din kurmaktan çok!
Fikir suçlusu denir hakikat düşüncesi peşinde olanlara ve örneğin bugün hırsız, tecavüzcü, katilleri affeden devlet fikir suçlusu Barış'ları içerde tutmaya devam eder.
Birbirlerine düşman olsa da kurumsallaşmış dini yapılar kendilerini sorgulayanlara aynı tepkiyi verirler.
  Bunlardan bir örnek, Endülüs’te Kurtuba müftüsünün oğlu 39 kitap yazan, modern devlet ilkelerini, mantığı, felsefeyi, tıbbı yüzyıllar boyu etkileyen, batıda rönesansın ateşleyici etkenlerinden biri olan İbn-i Rüşt'tür. Papalık onu en büyük düşman ilan etmiştir, acı gerçek ise Kurtuba Müftülüğünün, halkın "dini duygularını tahkir ve tezyif" ettiği için malına el koyması, hapsetmesi ve sonra Merakeş'e sürmesidir. Yani hem Hıristiyanlık hem Müslümanlık çağını aşan düşünceye aynı tepkiyi göstermiştir. Bugün kurumsallaşmış İslami yapı ve batı düşünce dünyası onu Batıyı etkileyen büyük İslam filozofu olarak alkışlar.
Peki İslam dünyasında 12. miladi asırdan bugüne değişen nedir? Fazıl Say, Ömer Hayyam'ın bir rubaisini "retweet"ledi diye halkın dini duygularını "basın yolu ile tahkir ve tezyiften" hüküm giymedi mi? Hadi kalkın ve dini bir ritüeli veya akideyi düşünsel alanda eleştirin bakalım, yapabilir misiniz? Turan Dursun kurşunu yedi, İlhan Şükrü Arsel ABD'ye kaçtı, Salman Rüşdi ölümden zor kurtuldu..vs
Hakikatin meyvesi henüz olgunlaşmamış ayva gibidir, acı, boğucu, tatsız!’
 

Adını siz koyun!

4a5d1473-dbf3-4303-9fe1-c9c4e23fd8f4.jpgİstanbul’da yer kalmamış gibi,
Özellikle yeni yapılan “İstanbul havaalanı“ yolun da kamuya ait o kadar boş arazi varken,
Olası bir felakette lojistik için kullanabileceğimiz milli servet,
Atatürk havaalanının pistlerini kırıp sahra hastanesi yapmak ne demektir?
Yok illa ki orda yapacaksanız;
Atatürk havaalanına gidenler bilirler büyük bir otoparkı vardı..
Yetkililere sordum “180 bin metre kare,7 bin 76 araç kapasiteli,mono blok 3 bölüm 5 kat” hem de depreme dayanıklı ve yapılacak bir tadilatla çok rahat hastane olabilirmiş.!!
Ayrıca gidiş ve geliş binaları bomboş duruyor...!
Yanda otel mevcut..
Buyrun bu yapılanın adını siz koyun..?
Havaalanı yıkıp sahra hastanesi yapmak..!
Benim yorumum sadece “Akıl tutulması“
(Şükrü Kuleyin)
 

Kondel’den inciler!
 
 311289a1-d9fb-4b0d-8888-851a53f89d40.jpg  Bizim Eyyüb'ü gördüm sokakta. Selam verip karşısına dikildim. Nesneleri biraz zor gördüğünden beni tanımakta epeyce güçlük çekti. Tanıyınca selamımı alıp bu stresli günlerde sebepsizce gevşedi. Bizim Eyyüp değişiktir biraz. Of İmam Hatip Lisesi eski mezunlarındandır. Eskilerin tabiriyle mukaddesatçı gençliktendi, bir zamanlar. Eyyüp kardeşimiz biraz tipiktir, biraz saf bir yönü de vardır. O da önceden Milli Görüşçü sonradan muhafazakâr İslamcı kılıklı liberal bukalemunlardan olmasa da o aralarda bir yerlerde tutukluk yaptı, kaldı öyle. Trabzon'da esnaftır Eyyüp kardeşimiz. Eyyüb'e selâm verip elimi uzattım, zebani mızrağından kaçar gibi hemen yana seğirtti. Meğer benim sağlığım tutmuş, unutmuşum, coranavirüs salgını var. Eyyüb'ün maskesi var, eller eldivenli, modası geçmiş ama aksesuar ful Chavrolet gibi mübarek. İçimden, hani biz Müslüman insanlardık, ölümden korkmazdık, Allah için her gün cihat yapardık, şimdi bir virüsten korktuğunuz kadar Allah'tan korkmuyorsunuz, diye bir düşünce geçti.
  Hani kâfirlere meydan okuyan korkusuz mücahitlerdik. Hani siz Eyyüpcüğüm bu yola kefenlerinizi giyip çıkmıştınız. Viyana'yı kuşatacak adam bir virüsten korkar mı Eyyüp? Eyyüb'e bir adım yaklaşıyorum, Mike Tyson'dan ürken boksör gibi hemen distansı ayarlayıp kaçıyor! Off Eyyüp Off! Of'tan Milli Görüşü ve mukaddesatçı bir Müslüman olarak çıktın. Yirmi beş sene sonra Of'a bir acayip alamet olarak döndün, sokaklarını bilmiyorsun daha! Hani insan eşrefi mahlukattı Eyyüp! Şu Of'un yaşlı kadınları basit bir virüsten korkup sokağa çıkamadı, demesinler diye her gün sokağa çıktım ben Eyyüp. Biliyorum, sen bu mendeburlara bulaşarak zihnindeki bütün o pak düşünceleri kirlettin. Kendini ebedi riske attın. Ve bu durumdan geri adım atmayı bir acizlik olarak görüyorsun. Ve bu ülkeyi idare edenlerden günün birinde büyük bir mucize göstereceğine inanıyorsun. Sana hiçbir çıkarı olmaksızın yalın gerçeği hatırlatana ise bozuluyorsun. Boşuna bekleme Eyyüp, o mucize hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Dün benim fikirlerimden kaçıyordun. Bugün ise sana uzattığım elimden kaçıyorsun. Yarın neden kaçacağını ise sadece Allah bilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar