Turizmde ilk misafirler Çin’den mi gelecek?

  Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Turizm Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada coronavirüs sonrasında turizm sektörü için sertifikasyon süreci başlatacaklarını söylemişti. 555d81d9-b4c6-4f2c-ab4a-2411daf68b0e.jpgTrabzon Kültür ve Turizm İl müdürü Ali Ayvazoğlu da bakanın bu haberini yerel turizmcilerle paylaşarak, ‘hayırlı olsun’ dedi. Ayvazoğlu, hızını alamadı şu açıklamayı yaptı; ‘Yeni bir projeyi hayata geçiriyoruz. Coronasız alanları sertifika eden bir sistem. Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinasyonunda Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerin yanı sıra konuyla ilgili STK’larda bu komisyonda yer alacak. Öncelikli olarak uluslararası kabul gören bir sertifikasyon sistemi gerçekleştireceğiz. Bu sistem tüm dünyada örnek olacak. Mayıs ayının ikinci haftası vaka sayılarında normalleşmenin yaşanması halinde ülke içi turizm trafiğinin ay sonunda başlayacağına inanıyorum. Normalleşme ile vatandaşlarımız tatillerine gitmeye başlayacaklar’.
                                    ******************
  Trabzon Kültür ve Turizm eski müdürü ve gazetemiz yazarı İsmail Kansız, Bakan Mehmet Nuri Ersoy ile Trabzon il müdürü Ali Ayvazoğlu’nun açıklamalarına esprili bir cevap verdi ve ‘Bari oldu olacak Çin’in Wuhan bölgesi sakinleri ilk misafirlerimiz olsun’ dedi.
Bakan Ersoy ve İl Kültür ve Turizm müdürü Ali Ayvazoğlu’nun açıklamaları gerçekten ilginç!
 

AKP’nin en güçlü ismi!
  6ec37dd0-be15-412f-b947-1e4e5fdd041a.jpg  Trabzon’da ANAP iktidarları döneminde milletvekilleri kadar güçlü hatta yeri geldiğinde onlardan daha etkili olan isim il başkanı Azer Benli idi. CHP Trabzon teşkilatında uzun yıllar yöneticilik yapan bir isim, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nun da Azer Benli gibi etkili ve güçlü olduğunu öne sürerek, ‘Adalet ve Kalkınma Partisinde gördüğüm ve izlediğim kadarı ile Murat Zorluoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı olmasına rağmen milletvekilleri ve il başkanından daha güçlü. Dini derneklerin başkan ve yöneticileriyle milli görüşçüleri bile dinlemiyor. Başkanın bu gücü Cumhurbaşkanından aldığı söyleniyor’ dedi.  
   Murat Zorluoğlu, Büyükşehir belediye başkan adayı olmadan önce de icraatıyla etkili bir bürokrat olduğunu ispat etmişti. Zorluoğlu, ortak akıla inanan ve saplantıları olmayan, çalışanı ve üreteni seven bir isimdir.  Zorluoğlu’nun gücü de aslında bu özelliklerinden geliyordur.
 

Uyanık Gümrükçüoğlu!
   1ee04c49-2708-4c65-8b8c-494c2e1c5938-001.jpgAtatürk Köşkü ve çevresi Soğuksu Mahallesi muhtarlığına bağlıdır. Soğuksu mahallesinin muhtarı Bekir Aktürk aynı zamanda Türkiye Muhtarlar Federasyonu başkanıdır. Soğuksu Mahallesinin Atatürk Köşkü’nün kuzeyinde kalan konutların bir bölümüne geçen yıl doğalgaz verilmişti. Vali konutu ve güneyde kalan konutlara ise doğalgaz hattı döşenmedi. Mahalle sakinlerinden Hasan Kandaz, Büyükşehir eski belediye başkanı Orhan Gümrükçüoğlu’nun kendi konutunun bulunduğu bölgeye kadar doğalgaz bağlattığını geri kalan bölgeye ise bağlatmadığını ileri sürdü. Soğuksu’da oturan vali beyin konutunun ısınma sorunu akaryakıt ile çözülüyor. Diğer konutlarda ısınma soba ile. Soğuksu’da yol boyu doğalgaz hattı döşense, isteyen o hattan doğalgaz alsa olmaz mı? Olmasına olur da, AKSA’ya bu işi rütbeli birilerinin yaptırması gerekir. O bölgedeki rütbeli kişilerde belli…
                                       ************************* 
    İngiliz şair ve oyun yazarı 16. yüzyılda yazdığı Venedik Taciri adlı tiyatro oyununda Hıristiyanlar tarafından dışlanmış ve tefecilikle uğraşan Yahudilerin Venedik'te iktisadi hayattaki acımasızlığını anlatır. Venedikli bir soylu, Yahudi bir tefeciden borç almış ve süresi dolmuş olmasına rağmen borcunu Yahudi'ye ödeyememiştir. Tefeci Yahudi ile Venedikli soylu mahkemelik olmuşlardır. Noterde imzaladıkları sözleşmede şayet Venedikli soylu borcunu ödeyemezse Yahudi tefeci onun bedeninden yarım kilo et alma hakkına sahiptir. Yahudi tefeci mahkemede davayı kazanır ve hakim Yahudi tefecinin Venedikli soylunun bedeninden yarım kilo eti alabileceğine karar verir. Yahudi tefeci mahkemede hemen belinden bıçağını çıkarır. Öfkelidir, çünkü alacaklı olduğu Venedikli soylu bir zamanlar Venedik sokaklarında onun yüzüne tükürmüş ve onu aşağılamıştır. Yahudi tefeci tam bıçağı Venedikli soylunun etine batırmak üzereyken mahkemenin hakimi Yahudi'yi uyarır ve şöyle der; ''Anlaşmanızda sadece onun bedeninden yarım kilo et alabilirsiniz yazıyor, o eti almak için bıçakla kesebilirsiniz yazmıyor. Dikkatli olun.'' der ve Yahudi tefeciye aba altından sopa gösterir. Venedik Taciri Shakespeare'ın insan, onur, vicdan ve adalet üzerine yazdığı muhteşem bir oyundur. İnsanın onurunun (insanın dedik akp'lilerin demedik) mevcut kanunların, sözleşmelerin, mahkemelerin, paranın üzerinde bir yerde olduğuna atıf yapar. Michael Radford'un yönettiği, başrollerinde Al Pacino'nun oynadığı enfes bir filmi de vardır. (Metin Kondel)

                               ***************************** 
Soyutun somutlaştırılması
    İnanç soyut bir kavramdır, özneldir. İnsan inanırken inancını somutlaştırmak ister. Bakara suresi 260. ayette Hz. İbrahim "Rabbim! Ölüleri nasıl diriltiyorsun, bana göster!" deyince, rabbi "Yoksa inanmıyor musun?" demişti. O "Hayır inanıyorum, fakat kalbim tam kanaat getirsin diye" cevabını verdi", bu ayet insanın somutlaştırma ihtiyacının işaretidir.
İnancın zor tarafı "gayb"e olmasıdır. İnanılan şey somut, ortada olan, beş duyu ile varlığı bilinen olgu değildir.
Her tür dinde inananlar soyutu somutlaştırmak için aracılar ihdas etmiştir. Totem ve puttan tutunda Papaya, ilk kabiledeki büyücüden alın ALLAH'la ilham yolu ile haberleştiğini söyleyen şeyhe bu ihtiyacın yansımasıdır.
İnanç yollarının her birinin hedefi, kendine ve yaşadığı evrene saygılı olan insan yetiştirmektir. İnananlar iyi insan olmak için bu yola girer. İyi insan olmak yani inancını, bireysel çıkarına aykırı olsa da, her tür davranışı ile temsil etmek zordur. Bu zorluğu aşmak için inanç sistemleri ibadetler yani ritüeller önerir. Yani ibadetler iyi insan olamayanların kendilerini ritüeller yolu ile iyi insan gösterme çabasıdır da aynı zamanda.
   ALLAH her halükarda sizin ne olduğunuzu bilir. O'na kendinizi ispat etmeniz gerekmez. Toplum içinde yaşıyorsanız; tapınağa, sinagoga, kiliseye, camiye giderek içsel dünyanızı nesnelleştirmek ihtiyacı, sizi toplu ibadetlere zorunlu kılar. Bu aynı zamanda bir topluluğa ait olduğunuzun ispatı ile güç kazanma çabasının işaretidir de! Bu arada ateizm, deizm, teism, agnostizizm olarak tüm inançlar bu sınıflamaya dahildir.
  İnsana düşen iyi insan olmaktır, "Çıplakları giydirmemektir" yani yalan konuşmamak, riyaya sapmamaktır.
Soyutunuzu somutlaştırmak, bu noktada, hesap görücü ve yargılayıcı ALLAH'nın işidir. Siz kurtuluşa erdirici üretim ve koruma eylemleri içinde (amel-i salih) olun yeter.
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

Önceki ve Sonraki Yazılar