TURİZME UZUNGÖL YAKININDAN BAKALIM

TURİZM ÖNEMLİ DE HER ŞEY DEĞİL

Turizm çağımızda çok önemli. Ancak turizm salt para kazanma kapısı değil. Birçok türleri var ve amaçları da farklı. Sağlık turizmi, kültür turizmi, seyahat turizmi gibi türleri var. Ekonomik yönden bakılınca bacasız sanayi deniyor.  Önemli bir gelir kapısı. Ancak her gelir kapısı bir şeyler getirir bir şeyler götürür. Getirdiğine götürdüğüne bakmak gerekir. Para kazanmak için her şey feda edilmemeli. Örneğin sanayi amacı ile bir fabrika kurulurken karı ve zararı hesaplanır. “Para kazanalım da ne olursa olsun” denmemeli. Elbette her ilacın bir yararı varsa birçok yan etkisi ve zararı da var. Buna dikkat edilmeli. Gerçi bir yarar için birçok ilacın zararları vücudu adeta yıkıyor.

İşte turizm de böyle. Evet, çok önemli bir gelir kaynağı. Mutlaka yararlanmalı da turizm uğruna her şey feda edilmemeli.  Çok iyi hesap edilmeli. Ne getiriyor ne götürüyor. Belki kabataslak bakınca “Ne götürecek,  turist döviz bırakıyor, para bırakıyor...” Peki, uğruna her şey feda mı? İşte burada durmalı. Turist kalıcı değil gidici. Bir şeyler bırakıyor da neler götürüyor? Turist ne ister ne arar... Uygun tesis, iyi ulaşım, iyi hizmet... Geliyor, görüyor, yiyor, içiyor, eğleniyor, gidiyor... Tesisler nerede, nasıl yapılacak? Çevreye verilebilecek zarar. Bir kültür getiriyor, bir kültür götürüyor. Bizim kültürümüzü örnek alacak tabi örnek alınabilecek durumda ise. Onların da bir kültürü var ondan da bırakacak… İşte bu denge çok önemli. “Aman canım ne isterse verelim, nasıl isterse olalım yeter ki ceplerimiz, cüzdanlarımız dolsun” böyle mi? Hayır,  bizden iyi örnekler alacaklar,  biz de onlarla bozulmadan daha da düzelerek hem ekonomik yönden kazanacağız hem de kültürel yönden.

O halde turizmi çok iyi planlamalı. Çevremizi, kültür değerlerimizi koruyarak çekici duruma gelmeli ve gelenler yoz değerlerini unutarak soylu değerler kazanıp gitmeli. Bu yörelerdeki halk da kültürlü ahlaklı zengin bir halk durumuna gelmeli.

 

YAKIN ÖRNEKLERDEN GÖRELİM

Uzungöl çok önemli bir turizm merkezimiz. Özellikle eşsiz doğası ile görenleri hayran bırakıyor. Ben Uzungöl’ün komşu köylerinden birinde doğdum büyüdüm. Uzungöl memleketimiz. Uzungöl’de dört yıl öğretmenlik yaptım, seksenli yıllarda. O yıllarda bakir bir doğası vardı. Uzungöl’den yetişmiş bir evladı, Uzungöl ü iyi tanımış, Avrupa’da gördüğü güzel örneklerden yararlanmış ve burada kafasında kurduğu projeleri gerçekleştirmeye çalışmış. Önce suyunun değerini görmüş ve gölündeki alabalığınının kültür ırkını geliştirmiş. Benim orada çalıştığım yıllarda bıkmadan usanmadan çalıştığının tanığıyım. Kısa vadeli değil uzun vadeli düşünmüş, güzel işler yapmış. En güzel yanı da çevreyi koruyarak, kendisi de hiç yabancılaşmadan örnek bir girişimci olmuş. Dursun İnan ve kardeşleri. Halen yaşıyor Allah’tan sağlıklı uzun ömür diliyorum. O yıllardaki Sayın Valimiz Enver Hızlan o küçücük tesiste düzenlediği kaymakamlar toplantısında onu keşfettiğini ve her yönü ile destekleyeceğini belirtti.  O beldedeki bir öğretmen olarak bu toplantıyı kıyısından izlemiştim. Daha sonra daha da iyi anladım ne demek istediklerini. İşte bu maya bugün sadece ilimiz için değil ülkemiz ve belki dünya turizmi için Uzungöl çok önemli bir merkez oldu.

ALTIN YUMURTLAYAN TAVUĞU KESMEK

Son yıllarda yurdumuzda turizm hızla gelişiyor, önemli bir sektör haline geldi. Belki turizmin her türü gelişiyor da daha çok günlük hızlı para kazanmak kapısı olarak görülüyor. O zaman hızlı para kazanılıyor da yazının başında belirttiğim yan etkileri de ortaya çıkıyor. Kısa bir sürede çok para kazanıyor ancak kaynak kuruyor. Altın yumurtlayan tavuk kesiliyor.  İçinden toplu altın beklerken kaynak yok oluyor.

Evet, öncelikle turizmin en önemli öğesi çevre yok oluyor. Doğal kaynaklar tahrip oluyor. Güzellikler yok oluyor, kültür yozlaşıyor ve bakıyorsunuz o altın yumurtlayan tavuk yok.

Çevre sadece turizm yatırımları ile yok olmuyor, akarsular doğanın kan damarları HES uğruna feda edildi, ediliyor. Böylece doğa ölüyor ve turizm için de kaynak kuruyor.

Çevre bilinci olmadan günlük kazanç ve görüntü uğruna yapılanma oluyor ve doğal güzellik bozuluyor. İşte Uzungöl örneği... Gölün çevresini güzelleştirelim diye göl adeta beton bir havuz oldu.  Belki havuz olarak güzel de doğal bir güzellik yok oldu. Benim zamanımda göl de sazlıklar, bataklıklar vardı. Onlar kurutuldu da aşırıya gidildi, göl yapay bir havuz gibi oldu. Elbette bu olmadı.

Çok hızlı bir yapılanma ile doğa ile uyumsuz bir yapılanma ortaya çıktı. Elbette görüntü bozuldu da belki turizm için bol yıldızlı oteller ortaya çıktı, çok turist gelebiliyor, ağırlanabiliyor da biraz sonra nitelikli bir turizm ortadan kalkmış olacak. Bu olmamalı.

 

UZUNGÖL’DEKİ SON DURUM

Çarpık yapılanma ve mimari için önlem alınıyor. Uzun bir süre gelişigüzel yapılanmaya ses çıkarılmadı, bu çirkin görüntü ortaya çıktı birden bire “Vay be Uzungöl ne duruma geldi” dendi ve korkunç bir yıkım oldu. Bu çarpık yapılanmanın suçlusu oradaki halk mı? Şimdi destursuz, birden bu yapıları yıkanlar, bunlar yapılırken nerdeydi? Belediye yok muydu? Kimse görmedi mi? Bu yıkım sırasında bizzat gitmedim, görmedim. Gazetelerde TV’de gördüm. Halk mağdur duruma geldi. Belki devlet bir kısım zararı karşılayacak da nerden alıp nereye verilecek. Yazık değil mi?

Hani Uzungöl merkez için bir mazeret uydurulur da halkın yaylalarda yaptığı evleri de yıkılmış yıkılacak… Büyük maddi bir zarar. Halkın moralini de bozuyor… Halk tedirgin, üzgün. Ağlayarak yıkımı izliyorlar… Allah aşkına başka bir devlet mi geldi... Bu yapılar, bir gecede, birkaç saatte kaçak mı yapıldı. Gecekondu mu bunlar. Bu inşaatlar günlerce sürdü. Belediyeler ilgililer nerdeydi?

Şimdi ne olacak? Uzaktan bakınca sanki bir felaket olmuş deprem olmuş. Bu bir çevre duyarlılığı mı? Yıllar yılı kültür değerleri, çevre değerleri hiç dikkate alınmamış da birden bire bir emir gelmiş, ortalık hallaç pamuğuna dönmüş.

 

SALT UZUNGÖL MÜ?

Yurdumuzda yıllar yılı özellikle kültür çok ihmal edilmiş. Birçok tarihi eser, kültür değeri yok edilmiş. Kültür ve Turizm birleşmiş. Ben bu bakanlıkta bir süre değişik illerde il müdürlüğü yaptım. Kültür korumaya yönelik bir sektör, turizm bu kültür değerlerinden yararlanarak ekonomik kaynak yaratmaya yönelik. Aslında aynı elde yönetilmeleri çok doğru değil.  Kültür çok yönlü bir koruma. İnsanlık var olduğundan bu yana ne oluşmuşsa, süzgeçten geçirip korunacak. Kutsal bir miras bu. BM milletlerin en önemli kurumlarından biri UNESCO bu amaçla kurulmuş uluslar arası bir örgüt. Ülkemiz de üyesi… Kültür kutsal bir değer birikimi. Bu değeri turizm uğruna yok etmemeli.

Yurdumuz her yönü ile eşsiz bir hazine. Korunmalı, kurtarılmalı, yaşatılmalı ve her yönü ile derinliklerden çıkarılıp gün yüzüne çıkmalı ve artık ülkemiz her yönü ile kalkınmış, hak ettiği yerde olmalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.