Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

TÜRK KÜLTÜRÜNDE DEVLET VE DEVLET ADAMI

DEVLETİN TANIMI

Nedir devlet, sözlük anlamı, insan topluluklarını belli kurallara göre yöneten örgüt. İlkel insan çoğaldı kabile oldu, kabile yönetimi oldu, kabileler büyüdü küçük devlet ve büyük devletten imparatorluğa, günümüze geldi. Büyük bilimsel araştırmaya gerek yok. Kabilelerde güçlü kişiler daha iyi yaşamak için güçsüzlere egemen oldu ve bu egemenlik esasından devletler oluştu.

Devlet bu... Ancak her toplumun devlet anlayışı farklı. Batılı düşünürlerin anlayışına göre devlet sınıf esasına göre kurulur. Bazı özellikleri ile üstün olan insan etrafına aldığı insanlarla egemenlik kurar. Kimi kez diğer insanlar köle olarak çalıştırılır kimi kez de yarı özgür yaşar egemen olanın isteği doğrultusunda verilen görev ve emirleri yerine getirir. Ezilenler zaman zaman kavga vermiş başkaldırmış, haklarını genişletmiş ve insanlık adım adım özgürleşmiş ve en ileri yönetim biçimi olarak Cumhuriyeti kurmuş, demokrasiyi düşünmüş ve yaşadığımız yüzyıla gelmiş

İnsanlık çok kanlı savaşlar vermiş özgürlüğü için hak için adalet için. Bugün en ideal noktaya hala ulaşılamamış. Hala ezen ve ezilenin var olduğu bir dünyada yaşıyoruz. En uygar ülkelerde bile sınıfsız bir toplum yok. Sınıflar arası fark biraz daha aza inmiş. İnsanlık hep arayış içinde.

TÜRK TOPLUMUNDA DEVLET

Evet, her toplumun bir devlet geleneği var. Batıda genellikle sınıf mücadelesi sonucu basamak basamak yükselen bir toplum var. İlkel toplumlarda sınıflar çok belirgin. Egemenler ve köleler. Ara sınıflar da var.

Türk toplumu biraz farklı. Türk toplumunda devlet sınıf mücadelesi esasına göre kurulmamış. Elbette önce kabileler var. Sonra küçük devletler ve sonra çok büyük devletler. Irkçı bir yorum değil bu. Bilimsel bir tarih yorumu. Türk toplulukları kabilelerden boylara ulaşmış beylikler olmuş ve tarih sahnesine güçlü devletler olarak çıkmış. Genelde göçebe bir toplum. Çok gösterişli saraylar konaklar evler yok. Büyük çadırlar, donanımlı çadırlar var. Boyların beyleri var. Bir esasa göre yönetiliyorlar. Yönetim köle bey yönetimi değil. Belki hizmetçi var, ancak köle değil. Kadınlar erkeklerle eşit. Toplum içinde kadın HANIM’dır . Yani handan gelir. Yönetimde söz sahibi.

Türk Beyleri mutlak egemen değil. Beyliğin güvenliğinin sağlanması esas. Beyliğe bağlı insanların giyimi kuşamı, doyurulması, güvenliği namusu bey tarafında güven altında. Halk, beyi büyük bir baba gibi bilir. Daha sonra devlet, DEVLET BABA olur... DEVLET ANA olur. Halk her şeyi devletinden bekler. Devlet halkı sömürerek, devlet adamlarını, devlet yöneticilerini farklı bir biçimde yaşatmaz. Devleti yönetenler halk gibi yaşar.

Bu anlattıklarımın kanıtı çok basit. Türk devletlerinin egemen olduğu yerlerde görkemli devlet sarayları köşkler yok. Selçuklu’nun merkezi Konya’da var mı o yüzyıldan kalan gösterişli devlet sarayları? Oysa o yüzyılda Avrupa’da yapılmış çok gösterişli saraylar var, kaleler var, şatolar var. Halk kralın sarayına ulaşamaz. Saraydakiler halk gibi yaşamaz. Halk köle gibi çalışır kralları bakar. Halk aç olsa da saraydakiler çok şaşaalı bir yaşam sürer.

İster Orta Asya’ya bakın, ister Ortadoğu’ya, ister Anadolu’ya, yok öyle saraylar şatolar. Ancak devletin yaptırdığı hanlar, hamamlar, kervansaraylar, çeşmeler, camiler ve medreseler var. Camiler bir külliye içinde yer alır; bu külliyede kütüphane var, aş evi var, hamam var medrese var. Padişaha, hana ait bir köşk yok.

SON YÜZYILLARDA TÜRK DEVLETLERİ DE DEĞİŞTİ

Avrupa ile ilişkiler yoğunlaştıkça bizim devlet adamları da kıskanmış mı, aşağılık duygusuna mı kapılmış onlar da önce küçük sonra büyük saraylar yaptırmış. Saraylar büyüdükçe devlet de şekil değiştirmiş. Padişahlar saraylara taşınmış, gösterişli giysiler kürkler giymiş, halktan farklı olmuş, bir bakıma batılılaşmayı böyle gerçekleştirmiş. Hem de onlardan saray ustaları almış Dolmabahçeler, Yıldızlar, Beylerbeyi sarayları inşa edilmiş. Oysa devletin yükselme devri o mütevazı Topkapı Sarayından yönetilmiş, devlet saraylara taşınınca devlet de gerilemiş. Bakın duraklama gerileme ve yıkılma devirleri hep bu saraylardan yönetilmiş. Ekonomi bu saray inşaatlarına harcanan borçlarla çökmeye başlamış. Ancak biz batının Ortaçağını örnek alırken onlar ortaçağdan çıkmış yeniçağa geçmiş, artık saraylar müze olmuş,  sistem değişmiş, cumhuriyet kurulmuş. Demokrasi gelmiş yönetici halk gibi yaşamak zorunda kalmış. Biz geriledik onlar ilerledi insanlık olarak.

CUMHURİYET, DEMOKRASİ NE DEMEK

Evet, insanlık çok can verdi, kan akıttı ve sınıfsal farkları biraz azaltmaya başlamış. Ne ezilen ne ezen, ne aç, sefil gezen. Devlet artık ezenin değil ezilenin yanında olmak zorunda. Bu noktaya öyle bir lütufla gelmedi insanlık. Canı ile kanı ile geldi. Sendikalar, partiler örgütler insanlığı bu basamağa çıkardı. Ancak insanlık biraz uykuya daldı, egemen sınıf iyice egemen oldu ve yine ezilen bir sınıf oluşuyor.

Oysa dünya gelişti, teknoloji gelişti. İnsanlar daha da rahat yaşayabilir. Yeter ki sınıflar arası fark aza indirgensin.

Bu sistemde yöneten yönetilenlerden biridir. Onların içinden çıkan onlar gibi yaşayan. Demokraside yönetici köşkte, sarayda villada yaşamaz. Halkı en iyi yönetebileceği yerde oturur, halkın üstünde değil, altında değil yanındadır.

KÜLTÜRÜMÜZDE DEVLET VE DEVLET ADAMI

Osmanlı’nın manevi kurucusu Şeyh EDEBALİ HAZRETLERİ beyliğin başı OSMAN GAZİ’YE nasıl öğüt veriyor. Bir zahmet açıp okusun şu andaki yöneticiler. Devlet başkanı halkın babası gibi halkın anası gibidir sevgi ile şefkatle halka yaklaşır. Kendinden olsa da olmasa da o tüm halkın başıdır. Seven sevilen, bağışlayan yüksek sesle değil en güzel sesle seslenen bir başkandır. O açların, çıplakların, yoksulların, zavallıların koruyucusudur.

Allah aşkına bir bakın bu sistemde bu anlatılanları görme olanağı var mı? Demokrasi salt bir tanım, bir kitap, bir kurallar dizini değil. Bir yaşam biçimi. Ey yüce halk onu kurmak da senin ellerinde. “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” diyor büyük  ATATÜRK  bu temeli iyi karıştıralım ve  bu temele yapıyı oturtalım.                                                                                           

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.