“Türkiye’yi gıdıklayarak öldürüyorlar”

“Ergenekon meselesi Türkiye çerisinde, yani Misaki Milli içerisinde bir hareket değildir”


Kim diyor bunu; Ergenekon iddianamesinin bir numaralı dayanağı Tuncay Güney.


Şu anda Kanada’da hahamlık (Musevi din adamı) yapan Güney, geçmişte Fethullah Gülen hareketine yakınlığı ile biliniyordu. Güney, iç ve dış pek çok çevre ile ilgi çekici ilişkileri olan, CIA ve MOSSAD adına çalıştığı iddia edilen biri.


Ergenekon soruşturmasının dayandığı bilgi ve belgelerin önemli bir kısmı Güney’den elde edildi. Güney’in evine 2001 yılında yapılan bir baskında altı çuval belgeye ve nota el konuldu. İşte Ergenekon dosyası da buradan çıktı. O dönem açılan soruşturma, bu bilgi ve belgelerin gerçeği çarpıtmaya dayalı olduğu gerekçesiyle sonlandırıldı. Ama geçen yıl Ümraniye’de bir gecekonduda bulunan el bombalarından sonra dosya yeniden açıldı ya da açılması istendi.


Güney, ortalığı karıştırmak için yabancı istihbarat örgütleri tarafından yönlendirilen bir kişi mi? Yoksa bazı kesimler tarafından kullanıldı mı? Ya da söyledikleri gerçeği mi anlatıyor?


Bunu göreceğiz. Ama bugünkü bulanık tablo, önemli ölçüde ona dayanıyor.


 


. NEDEN ERGENEKON, NEDEN ŞİMDİ


Güney, Cumhuriyet’ten Meltem Yılmaz’a oldukça dikkat çekici bazı açıklamalar yaptı.


Güney, 2001’deki baskını sırasında evinden altı çuval alındığını belirtti. Bu dosyalar içerisinde sadece Ergenekon dosyasının sızdırıldığını söyledi ve şöyle dedi:


”Bugün deşifre olması gerektiği için, yalnızca Ergenekon deşifre oldu”


Türkiye’de gazetecilik yaptığı dönemde birçok kesimin kendisine bilgi ve belge aktardığını söyleyen Güney, diğer dosyaların da kamuoyunda büyük ilgi toplayacağını, ancak bazı kesimler için bu dosyaların açılması ya da açtırılmasının zamanının gelmediğini vurguladı. Demek ki zamanı geldiğinde açılacak, Türkiye’yi sarsacak, yeni krizlere ve gerginliklere yöneltecek daha çok dosya var!


İşe bakın ki, ülkeyi bunca sallayan bir soruşturma ve davada, iddianamenin dayandığı kişilerin başında gelen Güney, ne tanık ne de sanık olarak dosyada yer almıyor.


Ergenekon davasında en çok tartışılan şey, bu olayın arkasında küresel güçlerin olup olmaması. Ayrıca, dosyanın şimdi bu dönemde açılmasıyla, dış odakların beklentileri arasında bir bağlantı bulunup bulunmaması.


 


 


. MEDYA KARARTMASI


Özellikle medyada büyük bir karartma uygulanıyor. İktidar yandaşı ve küresel güçler tarafından desteklenen medya organları, bu soruşturmayı muhalif kesimlere, yurtseverlere karşı bir saldırı aracı olarak kullanıyor. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne ve projenin  Türkiye ayağı olan AKP’ye karşı duran herkes, bu Ergenekon soruşturması ile ilişkilendiriliyor. Hatta çok yakın zamana kadar gladyoların, kontrgerilla ve bu örgütlenmelerin resmi uzantılarının hışmına, baskısına uğramış, yaşamlarını yitirmiş birçok kişi de yine bu örgütlenmenin parçası gibi gösteriliyor.


Peki amaç ne?


Amaç, gladyo örgütlenmesinin ve onun uluslararası uzantılarının karartma yoluyla gizlenmesi. Gladyonun hedefi olan yurtseverlerin gladyo artıklarıyla ortak gibi sunulması.


Tuncay Güney, gladyo örgütlenmesinin köklerinin yanlış yerde arandığını belirtiyor ve şöyle diyor¨


“Özellikle gazeteciler böyle yapıyor. Meseleyi içeriye gömülmüş toprakta arıyorlar. Böyle bakılırken de Ergenekon’u anlatamıyoruz. Ülkede demokrasi yok. Bu işi kapatan gazeteciler..”


Güney’in sözettiği elbet de iktidar yandaşı, küresel güçlerin işbirlikçisi medya.


ABD’yi, NATO’yu, kontrgerillayı gizleyip, ülkede yapılan pis işlerin üzerini kapatıyorlar. Büyük bir saldırı altında olan ülkelerini savunmaya çalışan insanların üzerine her türlü pisliği atmak için kampanyalar düzenliyorlar.


 


. İŞİN ASLI


bu gladyonun kökünü nerede arayacağız?


İşte sözcüğü sözcüğüne Güney’in anlattıkları:


“Ergenekon’un çalışma planlarına bakın. Ergenekon meselesi Türkiye içerisinde, yani Misakı Milli sınırları içerisinde bir hareket değildir. Amerika’ya, Ortadoğu’ya uzanır bu ilişki. Amerika şu an bastırıyor bu işin açıklanması için. Bir söz vardır: (İngilizler adamı gıdıklayarak öldürür) Amerika da aynen bunu yapıyor. Türkiye’yi gıdıklayarak öldürüyor. Gazeteleri okurken gülüyorum. Ergenekon’u Türkiye içinde aramak komik…”


Tuncay bu işin neresinde ve kim tarafından kullanılmış? Bu tartışılır. Ama bu sözleri işin aslını bize gösteriyor.


1970’li yıllarda CIA ve NATO tarafından Ergenekon adı altında bir gladyo örgütlenmesi gerçekleştirildi. Bu yapı, Türkiye’yi ABD çizgisinde tutmak için kışkırtmalara, katliamlara girişti, cinayetler işledi ya da işlettirdi.


Şu anda açılan Ergenekon davası bu örgütlenmeye mi anlatıyor?


Ne yazık ki hayır. Geçmişte bazı işlere bulaşmış insanlar var tabi. Ama kesinlikle gerçek gladyoyla hiçbir ilgisi yok.


İşte asıl gün ışığına çıkarılması ve yargılanması gereken gladyo, terör örgütü bu. Bunun kökleri de, Tuncay Güney’in de açıkça belirttiği gibi ABD ve NATO’da.


 


 


Özen hak etmişti


 


Prof. Dr. İbrahim Özen,  rektörlüğüne ikinci kez resmen atandı. KTÜ’deki seçimden sonra ortaya çıkan tablo zaten bunu ortaya koymuştu. O zaman kendisini kutlamıştık.


Ama ne yazık ki diğer bazı üniversitelerde hakedenler göreve atanmadı. Cumhurbaşkanı tarafsız olamadı, kendine ideolojik yakınlığı olanları seçti, YÖK’ün adaletsizliklerine göz yumdu.


KTÜ, ülkemizin önemli eğitim ve bilim kurumlarından biri, bölgemizin can damarı.


Özen ikinci döneme hiçbir beklentisi olmadan girecek. Bu durumun çalışmalarına, üniversite için planlarına olumlu yansımasını umarız.


KTÜ, ülke ve içinde bulunduğu uluslararası bölge çapında kendini göstermek için birçok olanağa sahip. Bu dönem KTÜ için çıtanın yükseklere taşınması gereken bir dönem olmalı.


KTÜ, bilimsel eğitimin ve üretimin ön plana çıktığı, herkesin gıptayla baktığı, öğrencilerin gelmek için birbirleriyle yarıştığı bir üniversite olabilir mi?


Neden olmasın.


Önemli olan doğru ve gerçekleşebilir hedefler koyup, üniversitenin bütün olanaklarını, insan unsurunu en verimli biçimde seferber etmek. Üniversitede özgür ve üretici bir ortamı egemen kılmak. Yöneticiliğin ölçüsü de bu.


Umarız KTÜ’de bazı tartışmalar artık biter. Bazı olaylar arktık geçmişte kalır.


Özen’e ve ekibine başarılar dileriz.


 


Ganita tünelinde her gün kaza


 


 


Alel acele yapılan Trabzon sahil geçiş projesinde o kadar çok hata ve eksik var ki!  Bu hataların bir kısmını sıralamıştık. Özellikle kavşaklardaki proje yanlışlıkları, sonradan yapılan çalışmalarla bir ölçüde düzeltildi.


Ancak, dün Hasan Kurt’un Oltaya Vuranlar köşesinde yazdığı gibi yoldaki eksiklikler ciddi sıkıntılar yaratıyor.


Sahil geçişinde en çok sorun olan yerlerin başında Ganita’daki ikinci tünel geliyor. Bu tünel açıldığından bu yana irili ufaklı o kadar çok kaza oldu ki.


Son kaza dün yaşandı.


Peki aynı tünelde ve hemen hemen tünelin aynı bölgesinde neden bu kadar kaza oluyor.


Kabahat sürücülerde mi?


Kuşkusuz ki sürücülerin daha yavaş ve daha dikkatli seyretmesi gereken bir yer.


Ama asıl suç yolda.


Orada can ve mal güvenliği tehlike altında. Karayolları bu bölgede neden sürekli kaza olduğunu araştırmalı ve gereğini yapmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.