TUTUNAMAYANLAR

Meselâ lider Beşiktaş’ın uçuşu taca çıkmış bir topun taç verilmeyip pozisyonun devamında Beşiktaş lehine golle bitmesiyle başladı. 
Hemen her müsabakada rakipleri Beşiktaş ve Galatasaray’la karşı karşıya kalıyorlar ama atamıyorlar. Küçük takımların maneviyatları da yetmiyor buna. Yatır var gibi çarpılıyorlar, yana kaçıyorlar. Bu kadar akıldışı olgunun olduğu bir oyunu akılla izah etmeye kalkmak çok akıllıca bir şey olmasa gerek. Yıllardan beri izliyoruz, Trabzonspor’un bu türden büyülü güçleri yok. Her şey sahada fizik kuralları içinde olup bitiyor.
Geçen hafta sonu yaptığımız Ovit Dağı tırmanışında ciddi bir hipotermi atlatmıştım. Onun için bu hafta Trabzonspor’un Erzurum’dan sağ salim dönmesi yeterlidir, raddesine kadar cepheyi gerilettim. Hayatta bir futbol müsabakasından galibiyetle çıkmaktan çok daha değerli şeyler de var. Meselâ Erzurum’un o nefis cağ kebabından doyasıya yemek! Ne güzel günlerdi. 
Sözü biraz futbola getirecek olursak ortada iki tutunamayan takım vardı. Trabzonspor şampiyonluk yarışına dâhil oldu ama o yarışta tutunamadı. Daha doğrusu hakem oligarkı tarafından üç hacimlilere kuyruk yapıldı. Erzurumspor ise Süper Lig’de bir türlü tutunamadı. 
Her stadyumda aynı görüntü. Diktatör Salazar’ın posterleri ülkede her yerde. Bunun tek istisnası var, Trabzon. Orada Diktatör Salazar’ın posterleri ve veciz nutukları yok, çok şükür.
Televizyon ekranındaki görüntü galiba çekimin yapıldığı yerdeki soğuktan olsa gerek boyuna kırılıyor. Bu da 90 dakikalık bir aksiyonu kompakt olarak algılamamıza mâni oluyor. 
İlk yarıda aklımda kalan Trabzonspor’un Yunus Mallı ile bir şut denemesi vardı. Şu kaleyi bulmayan lambur lumbur olanlardan. 
Belli ki, Trabzonspor Erzurumspor’a göre çok farklı bir takım. Oyun içinde birçok şeyi rakibine göre çok rahat ve kompakt yapıyor. Teknik ve taktik açıdan çok daha başka bir şey oynuyor. Erzurumspor ise daha güdüsel ve fizik güzüyle oynuyor. 
Müsabakanın ikinci yarısındaki aksiyon sayısı ilk yarıya göre hayli fazlaydı. Ama onca şey içinden bir gol vuruşu çıkmadı. Gol olmayınca da onca çaba silik bir futbol müsabakasına dönüştü. Trabzonspor Djaniny ile çok net bir gol pozisyonundan yararlanamadı. Bakasetas ile denedi olmadı. Erzurumspor Atıf Şeyhsu ile denedi ama golü bulmaya muvaffak olamadı.  
Trabzonspor’un Erzurumspor kalesine attığı ilk isabetli şutun dakikası ise 70. Bu da bize 90 dakikalık bir sürü ameliye işin sonuca ulaşmaktan ne denli uzak olduğu konusunda ciddi bir done veriyor.  
Aslında müsabaka öncesinde Abdullah Avcı ile Mesut Bakkal’ın birbirine sarılmalarından anlaşılan şey “ne şiş yansın ne kebap” taktiği idi. Eh sahadaki futbolcu da cin gibidir, her şeyi anlar. Onlar da o kucaklaşmanın gereğini yaptılar. Ne şişi yaktılar, ne de kebabı.
Bu kadar pandemi yalanı, kırmızı harita aptallığı yeter artık. İnsan zekâsına hakaretin de bir sınırı var. 

Zincirler kırılsın, stadyumlar açılsın!
 

Önceki ve Sonraki Yazılar