Havva  Lakutoğlu

Havva Lakutoğlu

ÜÇ ÇEŞİT İNSAN VAR

Adım Kadın, dinletemem sözümü.

Bugün 25 Kasım yani “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü”

Dünya üzerinde her şey denge üzerine kuruludur.

Allah yaratırken her şeyi bir dengede yarattı. Öyle ki balıklar sineklerden, insanlar balıklardan besleniyor.

Allah kadın ve erkeği de iki ayrı cins olarak yarattı. İnsanda da dişi ve erkek var, hayvanda da. Yalnız yaratırken öyle bir dengeyle yarattı ki, birinin dışını güçlü yaratırken, diğerinin içini güçlü yarattı. Bu bir dengeydi.

Erkeğin kadının üzerindeki “bedeni gücünün” etkisini hissettirememesi, çoğunlukla erkeği şiddete yöneltiyor.

Mesela bir insan hiç eğitim almamışsa, ya da almış ama anneden  yetiştirilme sorunu yaşamışsa, gücünü duygusal güce çevirememişse, şiddete baş vuruyor.

Şiddeti çoğu erkek can acıtmak için değil, kendi düşüncelerini kabul ettirmek için uyguluyor.

Bazen de her ne hikmetse çok sevdiği için öldürüyor. Başkasının kadınına dokunmasına, bakmasına tahammül edemediği için.

Öyle ki Allah’ın dişi  ve erkek olarak yarattığı başka canlılarda, bu tarz şiddet yoktur. Sadece insanda vardır.

Bunun önüne geçmek için hem erkeğin,  hem kadının eğitilmesi gerekiyor.

Neden mi kadın?

Çünkü erkekleri yetiştiren ve el üstünde tutan anne yani kadın olduğu için. Bu durumda kadınların da çok büyük sorumlulukları var.

Kadınlar çocuklarını büyütürken “sen erkeksin, karına sözünü geçirmelisin” diye kadına zarar verecek şekilde büyütüyor

Öyle ki “oğlum sen soyumuzun devamı için çok önemlisin, soyadımızın devamı için sen çok mühimsin” sözleri doğal olarak erkeği güçlü olarak öne çıkarıyor.

Başka bir konu kız alma konusudur. Erkeğin soyunu çoğaltması ve devam ettirmesi için erkeğe bakılıp, seçilen ve alınan dişi meselesi ise içler acısıdır.

Dişi seçilendir bu durumda. Kızın erkeğin ailesine yakışacağının kararını veren bile erkek tarafıdır.  Bu durum bireylerin evlenmesi değil, ailelerin evlenmesidir. Tüm bu soyun çoğalması için seçilen eş hadisesi  ise genelde şiddetle sonuçlanan bir aile dramıdır.

Kadın, hiç tanımadığın biriyle “Biz” olmayı beklerken sadece “ben” de kalıyor, üstüne de  ruh eşini arıyor.

Oysa kadın ve erkek birbirini tamamlayandır. İkisi de birbirinin koruyucusu olmalıdır.  Uğruna savaşacağı, birbirini tamamlayacağı eş olmalıdır.

Ama maalesef kadının dili sessizlik.

Ruhu cansız.

Bedeni ise yaşam gücünü yitirtmiş.

Erkek hatalarından hiç ders almadı. Öyle ki hataları da zaten görülmedi. Ama hep güvenilmek istedi.  Değişmek için mücadele vermeyen erkek, dolayısıyla da dönüşemedi.

Hata hakkını sınırsız kullanan erkek, yaptıklarından da ders almadı.

Oysa döven, işkence eden, öldüren, istismar eden…  sensin değil misin? Kimdir suçlu? 

Çare ile çaresizlik arasındaki çizgi çok ince. Dört nala yalnızlaştırılan kadın, adeta umutlarını da çaldırıyor.

Dünyada üç çeşit insan var. Erkekler, Kadınlar ve Kadına şiddet uygulayan zayıf erkekler.

Kadın doğuyor da yaşayamıyor.

Öyle ki evlenerek kendine yeni bir sayfa açıyor ama bu eşikte adeta doğumla ölüm  arasında ki denge yine erkeğe veriliyor.Kadının  yaşam hakkı son dönemde yaşanan kadın cinayetlerinde adeta erkeğin ellerine bırakılıyor.

Anıt sayaç  kadın ölümlerini 335 kişi olarak gösteriyor. Bu yıl 11 ay içerisinde öldürülen kadınların sayısıdır bu rakam.

Evet eğer bir yetkim olsaydı her okula “insanlık dersi” diye bir ders koyar ve bu dersi herkesin okumasını zorunlu tutardım. Bu dersten sınav yapıp, başarısız olanları ise sınıfta bırakırdım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum