UÇUYORUZ!..

Hacettepe Üniversitesi, yemek listesinden kırmızı et ve tavuk etini çıkarmış..

Bundan sonra çalışanlar baklagillere talim edeceklermiş.

Yok yok, o kadar da değil; arada yumurta da yiyecekler…

80’li yıllarda öğrenciydim, fakültede haftada bir kızarmış kocaman yarım piliç çıkardı da, burun kıvırırdık…

Yıl 2020, nereden nereye

Bizleri yönetenler istedikleri kadar pembe tablo çizsinler, gerçekler gizlenemiyor…

Hepimizi rencide edici, küçük düşürücü,  tehdit kokan bir açıklama da ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield’den geldi…

“ Devlet hastaneleri ABD’li ilaç şirketlerine olan 2.3 milyar dolar borcu ödemedi…Türkiye borcunu ödemezse; bunun sonuçları olacak”

Acı ama, Türkiye gerçeğinin çarpıcı bir özeti..

Yıllardır IMF’ye borç verme hikayesi anlattılar bize;  meğer ilaç paralarını  bile ödememişler..

Şimdi elin oğlu bizi ilaçsız bırakıp, ölüme mahkum etmekle tehdit ediyor…

Oysa pandeminin ABD’yi sarstığı günlerde, onlara uçaklar dolusu maske ve temizlik maddesi göndermiştik..Kendi halkımıza 5’er adet maske dağıtamazken üstelik..

 Keşke yerli ve milli İHA ve SİHA’larımızla  övündüğümüz  kadar, yerli ilaç ve yerli aşımızla da övünebilseydik

Yandaş kanallar istedikleri kadar aksini söylesin, Maliye Bakanı istediği kadar; “uçuşa geçtik, ekonomimiz eskisinden daha güçlü, büyüdük, büyüyoruz” desin,

Görünen köy kılavuz istemiyor!

Hükümet,  güven verici, aklı başında, tutarlı, halkı ve toplumun yoksul kesimlerini önceleyen ekonomik  önlemler almak yerine, ülkeyi yazboz tahtasına çevirdi

Cumhurbaşkanı, “ Her şeyin, her kötülüğün sebebi faizdir” deyip, emirle faizi indirmek  istedi… İndirimi yapmayan,  aslında bağımsız olması gereken Merkez Bankası Başkanını görevden aldı…

Yeni başkan “ başüstüne” deyip, faizleri indirdi ancak; dövizdeki yükselişin önüne geçilemeyince, bu sefer tekrar faizleri yükseltme kararı aldılar…

Faizi yükseltince ekonomi yavaşlıyor, tersini yapıp faizi indirince bu sefer döviz

başını alıp gidiyor; hayat pahalılığı çekilmez bir hal alırken, borçlarımız da katlanarak artıyor..

Geriye  koltuğa tutunabilmek  için eskiyi kötüleme kalıyor

“Şehir hastaneleri, oto yollar, köprüler, tüneller; eskiden var mıydı? Hatta ambulans ve buzdolabı da yoktu…”

Biz getirdik bunları biz!” Peki, eskiler bu kadar hakir görülmeyi hak ediyor mu?  

Ulusun geleceği için sağlığın önemini bilen ülkemizin kurucuları, yanmış yıkılmış bir Anadolu’nun yanında;  başta verem, dizanteri, kuşpalazı, difteri gibi halkı kırıp geçiren, perişan eden salgın hastalıklar için de kolları sıvadılar...

O günün şartlarında Hıfzısıhha’yı kurup aşı ürettiler…

Başarılı da oldular...Çin’e bile aşı gönderebilmişiz..

Yukarıda bir kısmını saydığım şimdi ise ismini bile hatırlamadığımız hastalıkları bu topraklardan silip süpürdüler...

Sağlık ocaklarını köylere varıncaya kadar yaygınlaştırdılar...

Hastaneler de hakeza...!

Cerrahpaşası’ndan Hacettepe’sine; Ege Tıp’tan Çapa’ya kadar ülkenin dört tarafı dev hastanelerle, tıp fakülteleriyle donatıldı...

Hepsi hasta garantisiz, hastayı “müşteri” görmeksizin yapıldı...

Öyle tıp  fakülteleriydi ki bunlar;

Şimdi oralardan yetişen doktorların, hemşirelerin, sağlıkçıların başarılarıyla övünüyoruz…

Sümerbanklar, Etibanklar, Demirçelik İşletmeleri, Sekalar, Tüpraşlar;  benim saymakla, onların satmakla  bitiremediği  dev fabrikalar…

ODTÜ’ler,  İTÜ’ler KTÜ’ler, Boğaziçiler  gibi,  dünyada isim yapmış üniversiteler…

Yerine bir tane daha koyabildiniz mi?

Öve öve bitiremediğiniz boğaz köprünüzün güneyinde sizden önce yapılan 2 tane daha var …

Kendi kaynaklarımızla, hesabını torunlarımıza bırakmadan…

5 lira verip geçiyorsunuz, sizin yaptıklarınızdan dolarla…

Ya barajlar?

Atatürk Barajı’nın yanına bir yenisini mi koydunuz? Hiç düşündünüz mü? Ne kadara mal oldu bize Şehir Hastaneleri...? Kimsecikler de bilmiyor...

Bizim paralarımızla yapılan köprülerin de, tünellerin de otoyolların da kaça mal olduğunu kimse bilmiyor aslında...

Nasıl demokrasiyse artık!

Bu paralarla neler yapılabilirdi, kaç hastane kurulurdu, kaç köprü yapılırdı, kaç km otoyol yapılırdı, kimse bilmiyor..

Bildiğimiz tek şey, yalnız bizlerin değil; torunlarımızın da ödemeye devam edeceği dev borçlar..

CHP’nin ekonomiden sorumlu başkan yardımcısı, Selin Sayek Böke; istediği kadar  “halkı soyup soğana çeviren bu vurgunu durduracağız, hepsini kamulaştıracağız” desin…

Müteahhitler de kendilerini öyle garantiye almışlar ki;

Olası bir anlaşmazlıkta “tahkim’e İngiliz mahkemeleri bakacak...

Öyle ya iktidar değişti diyelim, yeni gelenler “ ben bu parayı vermem, halkımı soydurmam “ derse...

Kararı İngilizler verecek...Ne de olsa “yerli ve milli” iktidarımız var!

Biliyorum lafı uzattım...

Yine de ağzımı açıp hastaneler için bir şey söylemeyecektim de...

“Bizden önce ambulans bile yoktu” diyor ya!

Dayanamıyor insan!

Üstelik, Sağlıkçılara verdikleri katsayı sözünü tutamayanlar...Becerip halka maske dağıtamayanlar...

Söylüyor bunları...!

Çok siyasetçi gelip geçti bu topraklardan, çok siyasetçi gördük...

Ama geçmişe bu kadar saygısızını, kıymet bilmezini

İlk kez!...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.