Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

ULUSAL BAĞLARIMIZI KOPARMAYIN

YURTTAŞLIK BİLGİSİ OKURDUK

Bizim kuşak ilkokulda Yurttaşlık Bilgisi dersi okurdu. Kocaman bir kitaptı, ıssız dede evinde geçenlerde buldum. Daha ilkokulda kocaman bir kitapta yurttaşlık bilgileri okutulurdu. O yılları öğrenci olarak anımsadım da aradan çok yıllar geçti birçoğunu unuttum. Baktım, kitaptaki bilgileri şimdi birçok üst düzey devlet adamı bile bilmez. Ancak çok önemliydi. Yurttaş neleri bilecek, nelerden sorumlu... Tüm ayrıntıları ile vardı. Anayasa, yasalar, seçimler devlet örgütleri. Daha ilkokulda adeta siyasal bilgiler fakültesi ders notları...

Bir gözden geçirdim. Evet gerçekten de çok gerekli. Eğitim, insana yaşamayı, yaşamın kurallarını, görev ve sorumlulukları öğretmeli. Yurttaşlık nedir, nasıl olunur. Yurttaş olmak hangi sorumlulukları yüklüyor? Bilmeli ve bu kurallara uymalı.

Daha sonra bu ders Vatandaşlık Bilgileri dersi oldu, ortaöğretimde. Kuşkusuz şimdi de buna benzer dersler var. Var da öğrenci öğrendikleri ile yaşamı karşılaştırırsa büyük çelişkiler görür. Anayasa o kitapta başka uygulamada başka. Yasalar, yasama organı... Orda bağımsız bir organ diye tanıtılır günlük yaşamda öyle mi?

İşte bu derste ULUS, MİLLET tanımlanırdı. Ulus pazar yerinde toplanmış bir insan yığını değildir. Ulusu ulus yapan öğeler var. Ulusal bağlar... Yurt Birliği, Ülkü Birliği, Tarih Birliği, Kültür, Dil Birliği... Bu birlikler açıklanır, örneklenirdi.

Bu bağlar bugün ne durumda? Dil Birliği en önemli bağ, zaman zaman  tartışılıyor zedeleniyor... Tarih Birliği en önemli bağ, bir çok yerinden zedeleniyor. Oysa bu iki bağı devletin yüce kurucusu öylesine önemsemiş ki  ikisi için özerk kurum kurmuş, Bağımsız çalışmalarını istemiştir. Şimdi bakın öyle mi?

Lütfen Yurttaşlık Bilgisi dersi alın ey ilgililer. Yoksa ulusumuzu  pazar yerinde toplanmış bir insan topluluğuna, yani dilime alamıyorum bir insan sürüsüne çevirirsiniz.

TARİH BAĞI İLE OYNANMAZ

Geçmişimizle bağlanmak. Nerden geldik nereye gidiyoruz. Tarihimizdeki önemli olaylar ve kişiler... Bu bir bilim, bununla oynanmaz. Tarihsel kişileri tarih bilimi değerlendirir, politikacılar değil. Tarihsel olaylar saptırılmaz, yalana dolanmaz. Dolanırsa ne olur? İşte bu bağ kopar.

Çıkar bir sahtekar, yalancı tarih diye ortaya bir sürü yalan atar, tarihi değerleri karalar ve bunları da politikacılar alır meydanlara iner, ulusal birlik zedelenir. Bu değerlere sahip çıkalım, koruyalım.

Diğer bilimlerle oynanır mı? Elektrik, su, atom vb. bunların yasaları var. Değiştirseniz ne olur?  Ateş yakmaz deseniz, su söndürmez derseniz ve ona göre hareket etmezseniz ne olursa, tarih biliminin de yasaları ile oynarsanız büyük sosyal olaylar ortaya çıkar.

CUMHURİYET TARİHİMİZ

Yakın tarih. Rivayetlere, söylencelere gerek yok. Belgeler ve bilgiler ortada. Çok önemli  bir kaç  olaydan söz edelim… Mondros silah bırakışması. Tartışmaya gerek var mı? Anlaşma maddeleri ortada belgeler ortada. Püsküllü püskülsüz sahtekarlara gerek var mı? Serv, ülkemizi paylaşmayı amaçlamış bir antlaşma. Maddelerini herkes bulabilir, okuyabilir. İlgili yerlerde özgün nüshaları saklı. Neden sahtekarlara  fırsat verilir?

Kurtuluş  Savaşımız, komutanları, baş komutanı... Her şey apaçık meydanda dururken neden politik arenaya atılır çekiştirilir. Başta Mustafa Kemal Paşa, ikinci adam İsmet Paşa… Fevzi Paşalar, Kazım Karabekir Paşalar… Elbette  kimi çekişmeler var. kimi sorunlar var. Ancak bunları yaklaşık yüzyıl sonra günlük politikaya malzeme yapmak ne kazandırır  neler kaybettirir… İşte tarih bilimine burada iş düşüyor. Bu iş için büyük kurucu yüce komutan kurum kurmuş bırakmış. Ayrıca üniversiteler kurulmuş, kuruluyor. Bunların görevi ne? Bunlar memur yetiştirme yeri mi?

Bu yetkili kurumlar susunca politika cambazları işi ele alıyor, okumayan dinlemeyen hazır görüntülerle yetinen halka, işte MANZARA deyip atıyor ve bu önemli bağ zedeleniyor.

İSTER İSMET PAŞA OLSUN İSTER CELAL BAYAR

İkisi de bu yakın tarihte önemli görevlerde bulunmuş kişiler. Hatalar elbette var. Ancak bu günler ve kişiler politika sahnelerinde tartışılmaz. İsmet Paşa  Cumhuriyetin kuruluşundan 1938’e başbakanlık yapmış, çok önemli görevlerde bulunmuş büyük devlet adamı. 12 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmış. Çok kritik bir dönemde dünyanın en büyük savaşı  II. Dünya Savaşı sırasında… Çok önemli işler yapmış.

Celal Bayar ondan sonra görevi almış. Kurtuluş Savaşı sırasında ve ilk dönemde çok önemli görevler almış bir ulusal değer. 1950-60 on yıl cumhurbaşkanı. ABD ile en yoğun ilişkiler olan dönem. Aylarca sürmüş ABD ziyareti ve görüşmeleri. Elbette çok önemli başarılar da olmuş çok büyük yanlışlar da. Ancak bunlar bugünkü parlamentoda tartışılacak konular değil. Tüm bu olaylar ve kişileri tarih  değerlendirmiş, değerlendiriyor. Tarih süreci bitmez. Ancak her kurum kendi görevini yapmalı. Parlamento tarih kurumu, tarih fakültesi değil orası yasama organıdır, o görevini yerine getirsin. Yürütmeyi denetlesin devleti yönetsin. Geçmişten  bir şeyler yakalayıp günümüzü gölgelemesin.

İSMET PAŞANIN BAYRAĞI

İsmet Paşanın bayrağı elbette Şanlı Türk Bayrağıdır. O yıllarca savaş meydanlarında o bayrak için savaşmış gazi olmuş birçok arkadaşını feda etmiştir. Şu anda fani olmuştur maddi varlığı. Ancak bir çok değerli insan gibi manevi varlığı yaşıyor.

Kıbrıs olayı sırasında ABD başkanına yazdığı karşı yazı onun bayrağına nasıl sahip çıktığının resmidir.

DEVLET ADAMLARINA BU ÜSLÜP YAKIŞMAZ

Osmanlının manevi kurucusu EDEBALİ HAZRETLERİNİN Osman Gaziye  öğüdünü okuyun bir kez daha. Bakın ciddi devlet adamı, yönetici nasıl olur? Bu günler de geçer yarın bu günleri değerlendirenler eğer aynı üslubu kullanırsa bu günlerdeki adamlar için ne der. Yazık olur, bizim kültürümüz Yunusların dilini, Mevlanaların dilini benimser. Sokak dili, külhani dili, devlet adamlığına yakışmaz. Belki bu dilden hoşlananlar da olur ancak biz temeli yüce Türk Kültürü olan bu devleti bu dille yönetmeyelim.

Atatürk'ün Büyük Söylevine bakın… Söylev ve demeçlerine bakın böyle bir hitap böyle bir söyleme rastlayabilir misiniz? Ne olaylarla karşılaştı, suikastler, saldırılar... Var mı böyle bir hitap.

Bayrağımız, marşımız, kültürümüz, tarihimiz, yurdumuz... Bizi biz yapan ulusal otağımızı ayakta tutan direkler... Koruyalım, güçlendirelim, sahip  çıkalım... Bu yurt bu ulus güzel şeylere layıktır.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.