UNCHAİN MY HEART! (KALBİMDE BİR SIZI)

   A milli futbol takımı teknik direktörü Şenol Güneş'in sözüydü. ''Eskiden futbolu fakirler oynar zenginler seyrederdi. Günümüzde futbolu zenginler oynuyor fakirler seyrediyor.'' Tabi bu sosyolojik tespitin endüstriyel futbola denk gelen çok daha sert bir yanı da var. Artık günümüzde futbolu sahada ''zenciler'', masada Türkler oynuyor, sosyal açıdan tatminsiz lümpenler de izliyor. Türkiye'de futbol büyük paraların döndüğü ama asla rasyonel bir çizgiye çekilememiş bir konudur. Bu işin sosyolojik tarafı. Beşiktaş'a bir çerçeve çizmeye gelirsek. Beşiktaş'ın başından AKP iktidarı geçiyor.
   Önceki TFF başkanı Yıldırım Demirören zamanında Beşiktaş Şenol Güneş'le iki kez şampiyon olmuştu. 
Fikret Orman Beşiktaş'ın başkanıydı. 
TFF başkanını, Beşiktaş başkanını ve teknik direktörünü iktidar atamıştı. Çünkü Demirören grubu ile iktidarın ilişkisi malumdu.
Şimdilerde Beşiktaş teknik direktörünü milli takıma, Başakşehir teknik direktörünü ise Beşiktaş'a atadılar.
Abdullah Avcı yıllarca İstanbulspor'u ve Başakşehir'i çalıştırdı.
İki takımın da bir iddiası yoktu. Arkasında şampiyonluk bekleyen bir kitle yoktu. Ekmek elden su gölden misali.
Abdullah Avcı ne zamanki Beşiktaş'ın teknik direktörü oldu, Türkiye'de gerçek futbolla tanıştı. İlk haftalarda Beşiktaş'ı kaldıramadı.
Başkan Fikret Orman taraftar baskısına dayanamayıp istifa etti. Bir ara Abdullah Avcı'nın da istifa ettiği haberi dolaşıyordu.
Bu haliyle Beşiktaş AKP iktidarının altyapısına dönmüş durumda. Bu şartlarda Trabzonspor deplasmanına gidecek olan Beşiktaş'ın işi gerçekten çok zor.
Ama bundan çok daha enteresan olan Trabzonspor'un başındaki Ahmet Ağaoğlu ile Ünal Karaman'ın verdikleri mutluluk pozlarına rağmen düşeş olarak gitme ihtimalidir. 
Trabzonspor kimsenin hevesini tatmin edeceği bir yer değildir.
Ben buraya yazayım da siz zebra gibi gülerek poz vermeye devam edin!
Bu yıl iki takımın da futbol kimyası bozuk. Beşiktaş teknik direktör, yönetim ve taraftar uyumsuzluğuyla, Trabzonspor ise akşam pazarı transferleriyle ve sakatlıklarla cedelleşiyor. Dün akşam Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan rakip takım kompleksine bağlı futbol kısırlığı Trabzonspor ile Beşiktaş arasındaki müsabakada da yaşanacak mı? Esas soru bu.
Temel'in Trabzonspor'un son haliyle ilgili saklı düşüncesine gelirsek;
Bu yıl Trabzonspor şampiyon olursa, şampiyonluk kutlamalarını bahane edip tüm hasımlarımı temizleyeceğim. Ahmet Ağaoğlu, Ünal Karaman, Özkan Sümer, Faruk Özak, Şenol Güneş vs...
Not: Psikopatların aforizmayı ciddiye almamasını ya da doktor kontrolünde okumasını tavsiye ederiz.
Trabzonspor- Beşiktaş maçında bazı aksiyonlar sanki sahada değil de uzay boşluğunda oluyor gibi. Türkiye'de futbolun katili mental rezervasyonu üç kardeşlere endeksli hakemlerdir. Beşiktaş ilk yarının bir bölümünde Trabzonspor'a top göstermedi. Trabzonspor topu gördüğünde de değerini bildi. Jose Sosa ile iki kez skor tabelasıni kurcaladı. Avni Aker'den beri kat'i tecrübemizdir. Trabzonspor ne zamanki oyunu bir üst seviyeye taşıyıp rakibini eziyor, devreye TFF'nin 'merhametli' spor memurları giriyor.
  İkinci yarının başlarında Nwakaeme ile takım arasındaki koordinasyon iki pozisyonda sırıttı. Trabzonspor'un Sörloth ile bulduğu golü hakem değil gece bekçileri kurtardı. Kâmil Ahmet oyunun başından beri iyiydi. Beşiktaş'ın hucüm aksiyonları sonuç vermekten uzaktı. Abdullah Avcı'nın ne oynatmaya çalıştığını bir türlü çözemedim. Uğurcan çok iyi kaleci; o kadar ki rakiplerin "şeref sayısı" hazır. Nwakaeme'nin attığı gol ise Türk futbolundaki en büyük defo. Trabzonspor farklı Beşiktaş galibiyetiyle dibe vurmuş gücünü toparlamış bir görüntü verdi. Darısı Avrupa Ligi maçlarına.

Önceki ve Sonraki Yazılar