Unutmadık, unutmayacağız…

Ve herkes,  bu değişmezle bir gün karşı karşıya gelecektir.

Ama önemli olan, hayattayken yaptıklarınla yaşayabilmektir…

Evet, Bugün 18 Haziran…

Bundan tam 8 yıl önce ağabeyimi kaybetmiştim…

O gün,

Ailem dağılmış!

Canım yanmış…

Sevdiklerimden teker teker ayrı düşmüştüm…

Ancak yaşam denilen kavram nedir ki…

Hiç durmuyor;  tüm değişkenliğiyle sürüyordu.

Öyle ki,

Bir yandan yaşama merhaba derken,

Diğer taraftan sevdiklerimizi gözyaşlarıyla uğurlamaya devam ediyorduk.

Garip…

Gerçekten dünya çok garipti!

Yaşanan küskünlükler…

Beslenen kin!

Çıkmayan nefret!

Hemen hepsi boştu…

Var olan,

Sadece Yahya Kemal ’in dizelerinde saklanıyordu…

Yani,

Yanisi şu…

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule bir gemi kalkar bu limandan.

 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

 

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

 

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

 

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

 

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden…

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

 

Ve burası da sözün bittiği yer.

Bundan sonra yazılacak ve konuşulacakların tümü boş.

Hoşça kal Ağabey!

Hoşça kal!

Bizler her zamanki gibi yine yanı başındayız…

Unutmadık, unutmayacağız…

Toprağın bol, mekânın cennet olsun!

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.