Turhan Eyüboğlu

Turhan Eyüboğlu

Unutturamaz Seni Hiçbir Şey

Adı geçen şarkı için şimdi aklıma gelen çok fazla dinlenmemesi gerektiği! İnsanı dert sahibi yapıyor, gibi geldi bana! Annem bu şarkıyı söyledikten sonra:

"Bu kadar az sözle, bu kadar çok şey anlatmaktan geliyor bu şarkının mükemmelliği!" derdi. Ne kadar da doğru dermiş annem!

Eski şarkıların ne kadar da yalın, safmış kelime dizilişleri. "Bir sisli hazan kesilir ruhum eğer seni görmese!" nasıl güzel bir ifadedir! "Her yerde sen, her şeyde sen. Bilmem ki nasıl söylesem?" Daha naif, daha güzel, daha çarpıcı, daha sade nasıl anlatılırdı aşk, sevgi, özlem? İnanın bilmiyorum!

İçimden 'unutulma konusunda dertli, unutamama konusunda ısrarlıların köşe bucak kaçması gereken, vurucu bir eserdir' diye düşünüyorum. Bir kişi yüklenince ağır gelir tüm anılar, baş edemez ve çilesine katlanmaktan öteye gidemez insan! Bu çileyle baş eden, bunu başaran insan ise kimdi giden, kimdi kalan dertlerinden arındırır kendini diye düşünüyorum! İnşallah yanılmıyorumdur düşüncemde!

"Unutturamaz seni hiçbir şey unutulsam da ben." Yıllar boyu, pek çok kelime söylemiştir terkedilenler. Bu kelimeleri söylemek için çok hayallere girmiştir terkedilenler; buna eminim. Bu cümle tek başına yetiyor, hepsinin anlattığını özetlemeye. İnsan kendi kendine sormaktan alamıyor; kimdir bu şarkının güftesini yapan?

***

İşte şimdi bunu size anlatacağım. Yıl 1943... Ankara Radyosu'nda yüzlerce kişinin gireceği bir sınav yapılacak. Sınava girecek olan kahramanımızda bir heyacan bir heyecan... Aylardır hazırlandığı sınav günü gelmiş çatmıştı. Sınavın sonucunda sadece bir kişi alınacaktı. Sınava girenler bu gerçeği biliyorlardı. Sadece bir kişi radyoda stajyer sanatçı olma gururunu yaşayacaktı.

Kahramanımız İzmir’den gelmiş ve yirmi iki yaşında bir delikanlıydı. Bu delikanlının adı Ekrem Güyer’di. Sınav yapılmış ve sonuçlar açıklanacaktı. Herkeste bir heyecan vardı. Ekrem Güyer sınava girmeden o kadar heyecanlanmıştı ki sınav sonrası heyecanlanacak heyecan kalmamıştı! Sınav sonunda rahatlamış, bir köşede sessizce sınavın sonucunun açıklanmasını bekliyordu.

Öğleden sonra sınavın sonucu açıklanacağı için bekleyiş sürüyordu. Artık karar anı gelmiş, açıklama yapılmıştı. İsmini duyunca inanamamış, aradan bir iki dakika geçtikten sonra sevincin verdiği şoktan kurtulmuştu. Çok sevinçliydi; yakınlarına bu sevincini hemen duyurmuştu. Ardından gerekli hazırlıkları tamamlayarak başvurusunu yapmıştı.

Başvurunun hemen ertesindeki pazartesi günü Ankara Radyosu'nda stajyer solist olarak işe başlayacaktı. İçi içene sığmıyor, o günün bir an önce gelmesini bekliyordu. Beklediği gün gelmiş ve radyo binasından içeri girerek boş koridordan yürümeye başlayacaktı ki açtığı kapı henüz kapanmadan içeri bir kız girdi. Güzel ve sakin bir kıza benziyordu.

Onu gördüğünde iş heyecanı azalmış, göğsünün sol tarafında bulunan organı iş heyecanının azalmasına rağmen daha hızlı atmaya başlamıştı. Aşkta yaşanan ilk bedensel hareketliliği o an yaşayarak gördü. Kız ona başıyla selam vererek koridorda yürümeye başlamasına rağmen o olduğu yerde kalakalmıştı. Kendini toparladı ve o da arkasından yürümeye başladı.

İkisi de bir kapının önüne gelmişlerdi. Kız kapıyı çalarak içeri girdi. İçeridekiler onların işe başlayan stajyerler olduklarını anlamışlardı. Bir görevli her ikisini de alarak çalışacakları odaya götürdü. Odada yalnızdılar. Ekrem Güyer elini uzatarak kendini tanıttı. Kız da:

"Benim adım da Müzeyher Özerinç; memnun oldum!" deyip konuşmaya başladılar.

Arkadaşlıkları o gün başlamıştı. Ekrem Güyer'in o gün aşık olduğu kızla başlayan mesai arkadaşlığı kısa zamanda aşka dönüştü. Birbirlerini çok seviyorlardı. Her konuda anlaştıklarını anlayınca bu aşklarını nikah masasındaki "EVET" kelimesi ile noktalamak istediler. Bu arada Ekrem Güyer İzmir Radyosu'nda geçici solist olarak çalışmak için bir aylığına İzmir'de görevlendirilmişti.

Bu ayrılık onların tanıştıktan sonra ilk ayrılıkları olacaktı. Zaman çok uzun değildi; ama birbirlerini bir gün görmeseler bile özleyecek aşka sahip olmuşlardı. Ayrılık günü gelmiş ve Ekrem Güyer İzmir’e çalışmaya gitmişti. Onun için zaman bir türlü geçmiyordu. Gittiğinin ikinci gününde ona mektup yazmış ve bir hafta sonra da cevabını almıştı. Mektubun geldiği gün iş çıkışı udunu yanına alarak tek başına Kordon'da her zamanki yerine gitti.

Ekrem Güyer udun tellerine vururken denize bakıyor, sevgilisini düşünüyordu. Gözleri üç boyutlu resmin içine dalar gibi hafif dalgalı olan Körfez'in dalgalarına dalmış, o dalgalarda sevgilisinin yüzünü ona gülerken görmeye başlamıştı. Artık sadece sevdiği kadını düşünüyor ve onun için bir beste hazırlıyordu. Kafasının içinde kelimeler sıralanmaya başlayınca udun telleri de müziğini yavaş yavaş mucizevi bir şekilde bulup o kelimelere eşlik etmeye başlamıştı.

Unutturamaz seni hiçbir şey unutulsam da ben

Her yerde sen her şeyde sen bilmem ki nasıl söylesem

Bir sisli hazan kesilir ruhum eğer görmezsem

Neşemde sen hüznümde sen bilmem ki nasıl söylesem

***

O gün güftesi ve bestesi hava kararmadan bitmişti. Bunu kağıda geçirmişti ve sevdiği kadına hediye etmek için kavuşacakları zamana kadar kalbinin üstünde bulunan gömleğin cebine koydu. Otuz gün bitmiş ve sevdiği kadına Ankara’da kavuşmuştu. Cebinden çıkardığı notası yazılmış sözleri ona okuması için verdi.

Müzeyher Özerinç sözleri okuduğunda gözyaşlarına hakim olamamış, çok sevdiği Ekrem Güyer’e sarılmıştı. Artık o da gözyaşlarını tutamaz olmuştu. Tanıştıkları günün yıldönümünde evlendiler. Kendilerine göre dünyalarını kurmuşlardı. Her ikisinin de çok güzel sesi vardı. Her yerde birbirlerine şarkı söylemekten hoşlanıyorlardı. İki yıl sonra çocukları Metin dünyaya geldi.

16 Şubat 1954 tarihinde aniden rahatsızlanan Ekrem Güyer, mide kanaması nedeniyle Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Üç gün süren yoğun bakım süreci sonunda on yıllık evliyken 19 Şubat 1964 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra eşinin ona yazdığı şarkıyı da bir gün yazmak istiyorum! Bilmenizi istedim!

Mekanın cennet olsun üstat!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.