VALİ VE KAYMAKAMA KONAK BAŞKANA APARTMAN DAİRESİ!

Trabzon’da gazeteciliği gazetecilikten önce ticari bir iş olarak görenler, Büyükşehir ve Ortahisar Belediye Başkanlarının, vali ve kaymakamın, komutanın konutları gibi, mülkü devlete, belediyeye ait konutlarının olmasını eleştiriyorlar. Siyasi iktidar tarafından atananlar, koruması, bahçıvanı, hizmetlisi olan bahçeli konutta oturacaklar, tüm masrafları devlet tarafından karşılanacak; halkın seçtiği, halka hesap veren belediye başkanları apartman dairesinde oturacak. Bir kentin valisi de kaymakamı da belediye başkanı da görev süreleri içerisinde kendilerine tahsis edilen konutlarda kalmalı. Bu konutlarda kalmak istemeyen kendi evini tercih edebilir.

Ortahisar Kaymakamlığı için, Erdoğdu Kışlası’nın kuzeyinde, deniz manzaralı görkemli bir konak yaptırılıyor. Valilerin konağı Atatürk Köşkü’nde. Ortahisar Belediye Başkanı Yalıncak’ta kendi evinde, Büyükşehir Belediye Başkanı yine o bölgede kirada oturuyor. Trabzon Büyükşehir ve Ortahisar Belediye Başkanlıkları için mutlaka bir konut yaptırılmalıdır. Büyükşehir Belediye Başkanı birkaç gün önce, “Bizim önceliklerimiz arasında Başkanlık Konutu meselesi yoktur. Böyle bir düşünce gündemimize gelmemiştir” şeklinde bir açıklama yaptı.  Büyükşehir Belediye Başkanının bu açıklamasına katılmıyoruz. Trabzon Büyükşehir ve Ortahisar Belediyesinin öncelikleri arasında Başkanlık Konutu olmalıdır. Bu konutlar, başkanların ikametgahları ve aynı zamanda misafir ağırlama mekanlarıdır.

 

rusya.jpgRusya Ermenistan’ı cezalandırıyormuş!

KTÜ emekli öğretim üyelerinden, Avrasya Üniversitesi Rektör Yardımcısı, iktisatçı Ersan Bocutoğlu, “Azerbaycan Rusya’yı ikna etmiş, Türkiye’nin tam desteğini almış, en doğru zamanda hamle yapmıştır. Rusya Ermenistan’ı, Azerbaycan’a dövdürerek terbiye etmektedir” dedi. 

Rusya’nın, Ermenistan’ı Azerbaycan’a dövdürüp dövdürmediğini bilmiyoruz. Bildiğimiz Rusya’nın Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov’un Ermeni olduğudur. Ayrıca, Ersan Bocutoğlu’nun Ermenistan’ın siyasi ve ekonomik durumu hakkında ve hangi ülkelerin desteklediği konusunda pek bilgisi yok gibi.

 

‘En büyük çileyi Peygamberler çekti’

 

Gazetemiz muhabiri ve yazarı Gökhan Dihkan, Necmettin Şahinler’in ‘Tam Kelimelere Sığınmak’ adlı eserinden kısa ve özlü bir paylaşımda bulundu. Şahinler, Peygamber kelimesinin Farsça olduğunu, haber getiren anlamına geldiğini belirterek şöyle diyor;

 

“Peygamber, Farsça bir sözcüktür ve "haber getiren” anlamına gelir. Arapça bir kelime olan nebî de yine benzer anlamda “haber veren” demektir. Peygamberlik veya Nübüvvet, “Allah ile akıl sahibi kulları arasında dünya ve ahiret hayatları ile ilgili ihtiyaçlarının giderilmesi için yapılan elçilik” görevidir. Allah bu görev için birbiri ardınca -Kur'an'da ismi geçenlerin dışında- sayısız peygamberler göndermiştir. Peygamberlik çalışmayla elde edilen bir makam değildir. Allah, peygamberliği seçtiği/dilediği kişiye verir. Allah, peygamberlerinden "verdiği elçilik görevini yapmak ve hak dine davet etmek hususunda” söz almıştır.

Allah’ın bu âlemde görevlendirdiği peygamberler arasında temelde fark bulunmamaktadır. Taşıdıkları sorumluluklar açısından ise bazı peygamberler bazılarından derece olarak üstün kılınmışlardır.

Peygamberlere "ulü'l-azm” yani "gayretleri güçlü, mücadeleleri ağır, imtihanları büyük” peygamberler denir. Bu peygamberler yaşamlarında büyük bedeller ödemişler, hizmetleri bin bir zorluk ve çile ile geçmiştir.

Şüphesiz hizmeti büyük olanın ızdırabı da buna paralel olarak büyük olmuştur.

İnsanlık dünyası bir piramit gibi düşünüldüğünde, bu piramidin zirvesine doğru yükseldikçe görülecektir ki zirveye yakın olanlar ızdırabı en çok olanlardır. Bu yüzdendir ki insanoğlunun sahip olduğu bütün iyiliklerin ve güzelliklerin temsilcisi olan peygamberler, en büyük ızdırapların da muhatabı olmuşlardır. Hz. Peygamber bir hadislerinde bu gerçeğe şöyle işaret etmişlerdir: “İnsanların ızdırap yönünden en ağır yükü çekenleri nebîler olmuştur. Sonra onlara yakın olanlar, sonra da bu yakınlara yakın olanlar gelir.” Yine Hz. Peygamber buna ilâve olarak bizlere şu tavsiyeyi yapmıştır: “İçinizden birine bir acı, bir keder ve sıkıntı isabet ettiğinde, Allah’ın bana verdiği ızdırabı hatırlasın. Çünkü bana verdiği ızdırap, ızdırapların en büyüğüdür.”

 

Erken seçim olur mu?

İstanbul’da yaşayan hemşehrilerimizden Hayrullah Ertem, dün sosyal medya hesabından kimilerine göre hayal kimilerine göre gerçekleşme ihtimali yüksek bir paylaşımda bulundu ve şöyle dedi;

erken-secim.jpg

“Erken seçim olsun mu, olmasın mı?

Dolar, iktidarın 2023 hedeflerini, aştı?

Sağlık konusu, sadece pandemi yönetimi değil, KÖİ adıyla yapılan, kapkara delik hastaneler, ilaç ve aşı temininde parasızlık yüzünden, tam iflasta!

CHP'de Muharrem İnce yetmemiş gibi, Mustafa Sarıgül ortaya çıktı, parti kuruyor?

Eminim, kurduğu parti Cumhur İttifakına, katılacak?

İYİ Parti’nin beyin tabakasında, herkesin onayladığı, Aytun Çıray ve Ümit Özdağ partiden koparıldı?

İYİ Parti'de ipler Devlet Bahçeli'nin ülkücülüğünden şüphe duymam dediği, Koray Aydın'ın eline geçti gibi?

Tüm bunlar, erken seçim hazırlığıdır?

Ne zaman gerçekleşir derseniz, CHP'nin ve İYİ Parti’nin bölünmesi gerçekleşince, derim?

CHP'den de, İYİ Parti’den kopanlar da Cumhur İttifakına girecek?

Deva ve Gelecek Partisi, en küçük bir işarette, aynı safta yer alacağından emin olalım?” 

 

Ertem’in öngörüleri, bize de hayal ötesi bir düşünce gibi geldi.

Yel kayadan parça koparırsa, Aytun Çıray ve Ümit Özdağ da İYİ Parti’den kitle koparır.

Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül, hava cıva!

Koray Aydın, ‘Bana nasıl hesap sorduysalar bunlardan da hesap sormazsam…’ diyen bir isim ve Millet İttifakının partide en hararetli savunucularından biri…

Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi Millet İttifakına daha yakın görünüyor. DEVA Partisi ise tahminlerin ötesinde oy alacak gibi. Cumhur İttifakına girer mi? İki tarafla pazarlık eder, hangisi daha fazla verirse o tarafa geçer gibi görünüyor!

 

*************************************************************

mahmut-haydar-ustaoglu.jpg

Millet olabilmenin şuuru, sürülükten kurtuluşun ilanı, halk olarak kendi kendini yönetme idrak ve bilincinin başlangıcı olarak Cumhuriyet Bayramınızı kutlarım. Osmanlı’nın son yüz yılı bir adama ait devlet yapısının sorgulanması ve cumhuriyet idealinin düşünülmesi dönemidir. Bu düşünceyi fiiliyata geçiren Gazi Mareşal Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’e rahmet ve dualarımız daimidir. Ne mutlu Türküm Diyene!

79 sene dayanabildi, halk birey olmayı içselleştiremedi. 2002 büyük isyanın başlangıcı oldu.

Malum Cumhuriyet 90 yıllık reklam arasıymış. (Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum