Turhan Eyüboğlu

Turhan Eyüboğlu

Vazgeçilmez Lider

Che Guevara ne güzel demiş: 'Bir insanın yaşayıp yaşamadığını anlamak için nabzına değil, onuruna bakın; duruyorsa yaşıyordur. İş bu nedenledir ki tarihte böyle zor şartlarda onurlu mücadele veren insanlar, ezilen halkın gözünde hep kahraman olmuşlardır. Onları örnek alanlar da onurlu yaşamayı kendi hayat felsefeleri olarak alıp sürdürmüşlerdir.'

Bugünlerde herkesin hem fikir olduğu, çıkar dünyasının genel ahlakı nasıl bozduğu konuşuladursun 'Satın alınmayacak adam yoktur!' hissiyatı insanların vicdanına nakşediliyor. Düşünceniz aynı olmasa bile çıkarınız varsa çok şeye evet deyip o konuda hizmet eden yüzlerce insanı size örnek olarak sayabilirim.

Bu nedenden dolayı insanlar yalnız bir masada oturduklarında vicdan ve onurları karşılarında olmasına rağmen o yöne bakamazlar.  Çıkar ve para uğruna çok şeylerinden vazgeçmişlerdir. Milliyetçilik, devlet çıkarının kendi çıkarından önce gelmesini ruhen kabul etmektir. Boş boş ahkâm kesmek değildir.

Mareşal Falkenhein'ın karargâhında Mustafa Kemal Paşa'ya 2. Ordu Komutanlığı teklif edilir. O, bu teklifi kabul etmez ve Yıldırım Ordu Komutanlığı’nı alarak Halep'e ateş hattına gitmeyi yeğler. Oradakilerin şaşkın bakışları arasında oradan ayrılarak Akaretler'de bulunan 76 numaralı evine geri dönerek bir gün sonra yola çıkmak için hazırlık yapmaya başlar.

Bir iki saat sonra evinin kapısı çalar. Genç Alman zabiti Falkenhein tarafından kendisine gönderilenleri ona getirdiğini söyler. Mustafa Kemal Paşa getirilenleri odasına getirmesini söyleyerek odasına döner. Genç zabit getirdiği zarif, ufak sandıkları odanın kapısının yanına dizer. Mustafa Kemal Paşa şaşkın bir şekilde 'Bunlar ne?' diye sorar.

'Efendim, İstanbul'dan ayrılıyorsunuz. Size Mareşal Falkenhein tarafından bir miktar altın gönderilmiştir.' der.

Mustafa Kemal Paşa, 'Mareşal bu parayı ordunun ihtiyacına sarf edilmek üzere göndermiştir' diye düşünerek tercümanlık yapan zabite dönerek:

'Bu sandıklar bana yanlış geldi.  Ordunun Levazım Reisi'ne göndermesi gereklidir’ diyerek karşı tarafa iletmesini ister. Alman genç zabit:

'Efendim o başka; bu size gönderildi!' Mustafa Kemal Paşa hemen tercümana dönerek:

'Paranın miktarını bu zabitle iyi tahkik et! Huzurunda aldığına dair bir senet yaz, ver ve imza edeyim' der. Tercüman zabit hemen emri yerine getirir ve Mustafa Kemal Paşa'ya imzalatır. Alman zabit imzalanmış senedi almak istemez. Tercüman zabitin ısrarı üzerine Alman zabit senedi alarak oradan ayrılır. Daha sonra altınlar tercüman zabit tarafından Levazım Reisi'ne teslim edilir.

Mustafa Kemal Paşa, Ordu komutanlığından kendini affettirdikten sonra kumandanlığa vekil bıraktığı Ali Rıza Paşa'ya bu altın sandıkları teslim ederek bu altınlar için yeni bir senet alır. Aldığı senedi yaverleri Cevat Abbas ve Salih Bozok beylere vererek kendilerine şu mesajı iletir:

'Hemen Falkenhein'ın karargahına gideceksiniz ve bizzat kendini görüp bu senedi vereceksiniz. Karşılığında benim kendisinde bulunan senedimi alacaksınız!' der.

Yaverleri, bizzat Falkenhein'ı görmek için biraz güçlükle karşılaşmakla beraber Mustafa Kemal'in emrini yerine getirmişler. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa'nın yanına giderek olanları anlatmaya başlamışlar.

'Mareşal Falkenhein size böyle bir para vermiş olduğunu hatırlamıyor ve bu para hakkında sizin imzanızla hiçbir vesikanın kendisinde bulunduğunu bilmiyorlar. Onun için götürdüğümüz Ali Rıza Paşa imzalı senedi de kabul etmiyor.'

Mustafa Kemal Paşa kaşlarını çatar, yaverlerine:

'Şimdi size emrediyorum.  İkiniz tekrar Falkenhein'ın odasına gideceksiniz ve diyeceksiniz ki 'Verdiğiniz altınlar olduğu gibi durmaktadır. Buna karşılık size senet verilmiştir. Senet olmadığını iddia etmek, altınların varlığını ortadan kaldırmaz. Vesikayı kaybetmiş olabilirsiniz. O halde verdiğiniz altınları size iade edeceğiz ve siz de aldığınıza dair bir vesika veriniz. Ve diyeceksiniz ki buraya gönderen kumandanın altın karşılığı memleket menfaatleri üzerinde müsamaha gösterecek insanlardan olmadığını çoktan öğrenmeliydiniz. Hâlâ bunda tereddüdünüz varsa kumandanımız bunu size ve efkar-ı umumiye (kamuoyuna) daha başka türlü de ispat edebilir. Paranız duruyor; fakat bu paralardan daha çok kıymetli olan "Mustafa Kemal" imzası sizde kalamaz!' Müsbet netice alınmadıkça karşıma gelmeyeceksiniz.'

Emir verdiği yaverleri Falkenhein'ı tanıyan adamlar değildi. Fakat Mustafa Kemal Paşa'yı çok iyi tanıyorlardı. Onun için bir saat sonra Falkenhein'ın elinden bulunan imzalı senedi alıp dönmüşlerdi. Mustafa Kemal Paşa:

'Kolayca tahmin etmek mümkündür ki Mareşal Falkenhein beni, belki benden başka birçoklarını böyle sandıklarla altın vererek iğfal (baştan çıkarma, aldatma, kandırma, ayartma) etmek zorunda idi.'

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı zamanında zor ve imkansız şartlarda Türk milletinin milli Mücadelesinin onurlu bir direnişini planlayıp yedi düvele karşı savaşarak ülkemizin bağımsızlığına kelepçe vurulmasından kurtarmasının nedeni onurlu duruşu ve devlet çıkarlarının şahsi çıkarının üstünde tutmasındandır.

Bu, milletimizin verdiği topyekûn onurlu bir mücadelenin dünyada başka örneği yoktur. Tam da bu nedenle Atatürk'ü, Türk milletinin önderi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve vazgeçilmez liderimiz olarak görmekte ve onun gösterdiği hedeflere sıkı sıkı sarılmak gereği duymaktayız.

Kaynak: Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas Gürer, İş Bankası Kültür Yayınları sayfa: 62 İade edilen altınlar.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.