Vİ(C)TOR HUGO; SEFİLLER – AHMET AĞA; MARABALAR

Ekuban, Nwakaeme ve Abdülkadir Parmak’ın yokluğunda Eddie Newton’un teknik direktörlüğündeki Trabzonspor’un oyun belirsizliği Başakşehir karşısında üç bilinmeyenli bir matematik sorusuna dönüştü.

Trabzonspor ilk çeyrekte geçen yıl şampiyonluğu kaptırmış olmanın hırsıyla yüklendi rakibine. Ama yakaladığı gol pozisyonlarını sayı ile tescilleyemedi. Zaman İstanbul ekibini yıllara yayılmış oyununu kutsadı. Ve Trabzonspor sahada ciddi bir futbol öngörüsü olmaya sıradan bir takıma dönüştü.

Trabzonspor’un İngiliz topçuları Süperligi ciddiye almıyorlar. Bunun ispatı Baker’ın hatası. O hata lige rezil bir başlangıç yapmış Başakşehir’i diriltmeye yetti.

Trabzonspor rakip kaleye atak yaparken ve de rakibe baskı uygularken de tuhaf bir şekilde savruluyor oyunda. Oyununda çok fazla değişken var. Her şey yeni olduğu için karakteri olan bir şey demlenmiyor sahadaki oyununda.

Bir hakem bir pozisyonun ofsayt olduğunu gördüğü ve bundan emin olduğu halde nasıl oyunu devam ettirebiliyor? Benim aklım bir türlü almıyor bu uygulamayı. Futbolun kurallarıyla bu kadar oynarsanız futbolu aranızda oynamaya başlarsınız!

Bu İstanbul takımları hep öyle. Hacivat ile Karagöz’ün kuklaları gibiler. Değil ayağındaki bir topa girmek, dokunamıyorsun bile. Hemen başı kıçı dağılıyor bu kuklaların. Ve bu durum geçen yıl bütün ligde aynıydı. Faullerin % 40 numaradan. Hakemler de şekli kurtarınca zırrt! Diye çalıyor düdüğü.

İlk yarıda görünürde arayışta olan taraf Trabzonspor’du ama golü Başakşehir takımı buldu. Kabul etmek gerekir ki Başakşehir Trabzonspor’a göre oyunda ne yaptığını bilen ekipti.

Hakem Bahattin Şimşek’in rakibine asıldığı için Trabzonsporlu Sefa’ya gösterdiği pozisyonun aynısını Başakşehirli futbolcular ilk yarıda Kâmil Ahmet’e yaptılar! Ona kart yok ama buna sarı kart!

Edin Vişça gibi Süper Ligin en mekanik futbolcusunu o pozisyonda bomboş bırakırsanız o da meşin yuvarları ampul gibi Trabzonspor kalesinin tavanına takar!

Başakşehir son üç dört yıldır hep aynı futbolcularla oynuyor. Trabzonspor ise tam bir değirmen, öğütüp öğütüp atıyor.

Yusuf Yazıcı gitti, Jose Sosa gitti, Aleksandr Sörloth gitti, Phillip Novak gitti, Ünal Karaman gitti, Hüseyin Cimşir gitti! Herkes gitti ama Ahmet Ağaoğlu hâlâ koltuğunda duruyor.    

Orta sahaya Baker’ı aldılar. Ne teknik ne de atletik bir oyuncu. Al gülüm ver gülüm. Biraz Marlon bu takıma uyuyor. Diğerlerinin ne yapmaya çalıştığını anlayamadım.

Eddie Newton’un bir futbol öngörüsü mevcut değil. Trabzonspor’un oynadığı oyunun doru dürüst bir A planı yok. A planı olmayan bir takımın ne B planı ne de C planı olur! Takım sahada topa sahip olduğunda alan parselasyonu ve adam paylaşımı Çince bulmaca gibi. Karmakarışık!

Bu kadroyla nasıl bir taktik anlayışıyla futbol oynanır, doğrusu o da kocaman bir soru işareti.

Eddie Newton Trabzonspor’a geldiği günden beri takımda tuhaf şeyler oldu. Önce şampiyonluğu Eddie Newton’un tokalaştığı, plâket aldığı Göksel Gümüşdağı’n başkanı olduğu Başakşehir’e kaybetti.

Kırk yıldır çıplak gözlerle Trabzonspor’u izlemişliğim var. Dün Eddie Newton Trabzonspor’a herhangi bir taktik falan vermedi.

Sonuç; Trabzonspor’un başkanı Ahmet Ağaoğlu’nun Eddie Newton’u ve diğer kazma topçuları Trabzonspor’a yığmasının tek nedeni zamanı geldiğinde hepsini kovup kendi koltuğunu korumak olmalı. Ben başka da bir numara göremiyorum bu basit işlerde.

Sahada Vi(c)tor Hugo’nun Sefillerini oynuyorlar. Bize uyarlarsak Ahmet Ağa ve marabalarına benziyor vakıa!

Önceki ve Sonraki Yazılar