VİRÜSLÜ TAKTİK!

  Trabzonspor sözde şampiyonluğa oynuyor ama en kritik oyuncularından Obi Mikel'i veba olup ölmek korkusu sarmış. Bir zamanlar Trabzonspor'un eski başkanlarından Mehmet Ali Yılmaz'ın parasını tıkır tıkır aldığı halde sahaya çıkıp oynamayan futbolcular için serdettiği bir söz vardı. İşte bu Obi Mikel de o gruba girenlerden. Eski insanların dilleri hoyrattır ama sözlerinde pek yanlış yoktur. Ne düşünüyorlarsa harbiden söylerler!
   Taraftar olmaksızın futbol asidi kaçmış gazoz gibidir. İçsen içilmez, döksen dökülmez türden. Trabzonspor'un en kritik müsabakası öncesinde koronavirüs denilen salgın bordo mavili ekibin galibiyet planlarını bozdu. Zira kırk bin taraftarının önünde sergileyeceği performansın müsabakanın sonucuna da etki etmesi düşünülüyordu. Trabzonspor hafta içinde erteleme müsabakasında Malatyaspor'u yenip liderliğe yükselmişti. Başakşehir ise Avrupa kupalarında Kopenhag'ı kendi evinde 1-0 yenip Trabzon'a moralli gelmişti. Müsabakanın seyircisin olmasıyla Trabzonspor'un ev sahibi olma üstünlüğü buhar oldu. Bu durumda tek avantajı rakibine göre 24 saat daha fazla dinlenmiş olmasıydı. Bu avantajı da sorumsuz açıklamalarıyla Obi Mikel denilen Afrikalı topçusu heba etti. 
   Kombine biletten geçtik, insanların şifresiz futbol müsabakası izleme zevkinden geçtik, TRT Radyo'dan dünyada ne olup bitiyor ondan da vazgeçtik, normal bir yayın akışında bile sorun oluyor memlekette. Müsabakanın ilk yarısında Trabzonspor rakibine göre arayışta olan taraftı. Müsabakanın hakemi Fırat Aydınus'un BaşakşehirliSkirtel'in ceza sahası içine doldurulan topta Nwakaeme'nin hem çekip hem de omuzuna basıp dağıtmasını görmemesini anlayamadım. Böylesi durumlarda insan acaba bu ülkede bir tek ben mi şizofrenim, diye ciddi bir kuşkuya düşüyor. Bu net bir penaltı. Pozisyonu görmesen bile Nwakaeme'nin karakteristik özelliği olmayan hiçbir harekete tevessül etmediği ve bunu üç yıldır böyle olduğu bir gerçek! Mantık şöyle bir şeydir. Büyük bir tutarsızlığın es geçildiğini gördüğünde artık hiçbir şeyi ciddiye almaz. Olup biten şeylerle kendi dalgasını geçmeye hatta isyan etmeye başlar. Müsabakanın ilk yarısında Trabzonspor o bildik klasik oyununu oynamaya çalıştı. En kuvvetli tarafı skor üretmek olmasına rağmen buna muvaffak olamadı. Başakşehir'in ise Trabzonspor'un üzerine gitmeye mecali yoktu. Ama bu türden takımlar atağa çıkmazlar, çıktıklarında sayıyı bulup dönerler! Okan Buruk Fonk'laAlleksandrSörloth'u kilitleyince her iki takım da koparıcı aksiyonlardan yoksun bir kırk beşlik çıkardılar. 

  Müsabakanın ikinci yarısında ise Trabzonspor Başakşehir karşısında dağınık bir görüntü verdi. Başakşehir yıllardan beri birlikte oynayan oyuncularıyla daha kollektif bir düzende ataklar geliştirdi. Bu atakların birinde de bordo mavili ekibin defansının uyuduğu, kalecisi Uğurcan'ın kendisine kıyamadığı bir anda DembaBa ile golü buldu. O golden sonra da akrep kendini soktu ve Trabzonspor adına skor 1-1'e geldi. Normalde Sörloth'un yapması gereken kafa vuruşunu Skirtel yaptı. Hüseyin Çimşir Trabzonsporlu futbolcuları ikinci yarıda nasıl bir taktikle sahaya sürdü ben şahsen çözemedim. Yani Abdülkadir Ömür sakatlanıp oyundan çıkmasaydı Hüseyin Çimşir'in aklına oyuncu değiştirmek gelmeyecekti. Nwakaeme'nin oyundan çıkış dakikası 90! Bunun anlamı Hüseyin Çimşir bu müsabakanın berabere bitmesine dünden razı! Trabzonspor'un on müsabakada yenemediği Başakşehir'i kendi sahasında yenemeyecekse, buna cesaret dahi edemeyecekse Süperlig'te şampiyonluğa oynuyor olmasının anlamı nedir? Şampiyon olduğunda Şampiyonlar liginde onları huriler mi bekliyor olacak!
  Sonuçta Trabzonspor ligin ikincisi Başakşehir ile evinde berabere kalarak liderliğini korudu. Lakin ilerleyen haftalarda bu pasif futbol anlayışıyla liderliğini sürdürebilir mi, şampiyon olabilir mi sorularının cevabı koca bir muamma. Şu ana kadar düzelir umuduyla pek dillendirmedim ama Hüseyin Çimşir'in taktiksel açıdan Trabzonspor'u iyi tahkim edebildiği yönünde ciddi kuşkularım var

 


Önceki ve Sonraki Yazılar