YA PES ETSEYDİ?

Hep tartışılan, can yakan ama yıllardır alışkanlık haline gelen bir sorun: 
Birkaç istisna dışında Trabzonlu futbolcuya ağır eleştirilerin gelmesi… O isimlerde stresin tavan yapması… Ve yavaş yavaş yok olması…
Özellikle sosyal medya linci ile tavan yaptı ne yazık ki Trabzonspor’da …

“Yabancı oyuncu, benden olandan iyidir” gibi bir ucube anlayış yerleşti çoğunlukta sanki ve bu;
hem oyuncu üretmekte, hem de ürettiğin nitelikli oyuncuyu geliştirmek ve büyütmekteki en büyük engel oldu bu topraklarda. 
Artık bir kültüre, bir geleneğe dönüşen şu duruma bakar mısınız:  Sahada yapılan hatayı, bu hatayı kimin yaptığı ile değerlendirmek!
Bir hatayı yapan Serkan, Hüseyin’se, onların böyle bir hakkı yok. Ama Flavio, Baker, Edgar, Marlon, Bakasetas vs. yaparsa, sorun yok!
**
Şuraya geleceğim:
Abdülkadir Parmak da malumunuz o lince maruz kalanlardan. 
Futbolu yetmezmiş gibi ailesine bile laf edecek kadar alçalanlar oldu. Üstüne bir de sakatlık eklendi.
Ama O, kulaklarını her şeye tıkadı, sadece işine konsantre oldu. 
Abdullah Avcı’yı bilmem ama, benim kafamdaki 11’de her zaman yer alması gereken bir isim oldu.
Son Erzurumspor maçında, takımda topu dikine oynayan, risk alan, adam eksilten ‘tek’ kişiydi Parmak.
Kolay değil gerçekten. Bir yanlış pasta bile anında eleştiriye maruz kalırken o stresi kaldırmak.
Ciddi bir psikolojik direnç de lazım bunları aşmak için.
Kitlenin baskısını kırıp futbola konsantre olmak için, futbolcunun kararlılığı ve kaygı sorununu aşmış bir karakter olması çok önemli.
Aksi halde yeni şeyler denemekten korkar o genç, basit, geriye-yana paslarla sıradanlaşır, yetenekleri törpülenir.
**
Yerleşen bu zihniyetle sadece oyuncu kaybetmiyoruz, öte yandan “kayboluyoruz” da.
Alt yapıdan yetişen “her” oyuncu bu şehrin ortak mülkiyeti olmalı ve öyle hissettirmeliyiz ki bu ortak emek değerli olsun. 
Tabi ki Abdülkadir Parmak için her şey tamamlanmadı. Tabi ki O da dahil çoğunun önemli eksikleri, alınacak çok yolları var. Ama onların kendilerini geliştirmelerine fırsat tanımak gerekmez mi? 
Belli ki o zamanı vermek istemeyenler çoğunluktaydı ama bu zamanı kendi kendine tanıdı Parmak. 
Kendine güvendi, çalıştı, kendini de aştı. 
Sahi, her geçen gün üzerine koymuyor mu sahada? Kendinden 3-5 kat fazla kazanan mevkidaşlarını geçmiyor mu bu çabasıyla?
**
Peki;
Ya pes etseydi?
İşte en çok da Abdülkadir Parmak’a bunun için koca bir teşekkür edilmeli.
Güçlü kalabildiği için.
Kendisini geliştirdiği için.
Bu kitle baskısına boyun eğip yok olmadığı için.
Sosyal medyadaki linçe sahada verdiği bu değerli yanıt için...
Yusuf Yazıcı direnmişti yakın zamanda, ezilmek yerine güçlenerek çıkmıştı o öğütücü çarktan. 
Şimdi de Abdülkadir Parmak… 
‘Öz evlatlar’ için örnek alınacak ne güzel 2 kişi - 2 hikaye!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum