YALANCININ MUMU…

Pandeminin başladığı ilk günden itibaren Türk Tabipleri Birliği’nin Sağlık Bakanlığının verileri gizlediği iddiası, Bakan Fahrettin Koca’nın itirafıyla doğrulandı…

 

Tabii sadece Sağlık Bakanlığı değil, bakanlık bünyesindeki Bilim Kurulu da bu yalandan payını aldı…

 

Demek ki boşuna “ Ne Biliim Kurulu” dememişler onlara…

 

Bizlere, “maskeyi yüzünüze sıkıca takın” derken, onlar maskeyi pandemi verilerine takmışlar…

 

Hükümetin yalnız salgın verilerini değil, işsizlik, enflasyon gibi ekonomik parametreleri de halktan gizlediğini biliyorduk…

 

Hipokrat yemini etmiş koca koca profesörler, sizlere ne oldu?

 

Hükümet yalnız Türk halkını değil, tüm dünyayı kandırırken siz nasıl susabildiniz?…

 

Türk Tabipleri Birliği her türlü baskı, tehdide karşı direnip gerçekleri söylerken; sizler meslektaşlarınızın yanında duramadınız…

 

Yalnız bilime değil, meslektaşlarınıza da ihanet ettiniz!

 

Halka,

 

“Ailece birlikte yemek yemeyin, her biriniz ayrı köşelerde yemeğinizi yiyin, hatta çayımızı da ayrı odalarda için” dediniz ama…

 

Cumhurbaşkanı’na dönüp;

 

“Biz halka işin ciddiyetini anlatırken, siz mitingler yapıp halkın tepesine çay atamazsınız…”

 

“Şimdi Ayasofya’da toplu namazın sırası değil”

 

Diyemediniz!

 

Türk Tabipleri Birliği’ni Bilim Kurulu’na niye almadıklarını şimdi daha iyi anlıyoruz…

 

Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamaları tam da “özrü kabahatinden büyük” dedirten cinstendi..

 

Hasta ile vaka farklıymış!

 

Hastaneye yatanları saymışlar ama, testi pozitif olup da belirti göstermeyenleri  saymamışlar…

 

İzolasyon tedbirlerini onların iyi niyet ve vicdanlarına emanet ederek, hepsini evlerine göndermişler…    

 

Aslında pandemide en riskli, en dikkat edilmesi gereken vakalar tam da bu belirti göstermeyenler değil midir?..

 

Oysa, semptomları olup da hastaneye yatırılan hastalar zaten toplumsal yaşamdan izole oluyorlardı…

 

En çok önem vermeniz, sayılarını tespit edip takip etmeniz gereken bu vaka grubu olmalıydı…

 

Sayılarını da, hangi  illerde, hangi mahallelerde, hangi sokaklarda yaşadıklarını  da halktan sakladınız…  

 

Ulusal çıkarları düşünmüşler!…

 

Hangi ulusal çıkar halkın sağlığından daha önemli acaba?..

 

Bakan, gerçekleri halktan gizlemekle ulusal çıkarlar arasında nasıl bir bağ kurdu anlayamadım ancak,

 

Başta Sağlık Bakanı olmak üzere hükümet, halktan esaslı bir özür dilemelidir.

 

 

BEKÇİ...

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eğitimlerini tamamlayıp göreve başlayacak olan 7 bin bekçi için yapılan törende konuştu…

 

Yeni alınanlarla birlikte bekçi sayımızın 28 bin 773 olduğunu, 2017 yılında göreve başlayan çarşı ve mahalle bekçileri sayesinde, günlük hırsızlık ortalamasının 282’den 148’e düştüğünü söyledi…

 

Hırsızlık, kapkaç gibi olayların engellenmesi, kuşkusuz toplumun güvenliği esenliği ve mutluluğu için çok önemli…

 

Ama,

 

28 bin ne ki?

 

Çok bekçi lazım çok!

 

Mahallelere, sokaklara, caddelere değil ama!

 

Nereye mi?

 

Öncelikle hazineye, devletin kasasına...

 

Hırsızlardan, aç gözlü iş adamlarından, müteahhitlerden korumak için...

 

Sadece onlardan mı?

 

Siyasilerden de...

 

İsraflarından, şatafatlarından, har vurup harman savurmalarından...

 

Uçup giden ve milyarlarca dolara mal olan yanlış dış politikalarından...

 

Çok bekçi lazım çok!

 

Adalete mesela...

 

Her mahkemeye birer tane...

 

Eşit, adil, tarafsız kararlar alsınlar diye...

 

Başka nereye mi lazım?

 

Tarikatlara, cemaatlere de bekçi şart..

 

Çocukları tecavüzden, istismardan, tacizden korumak için..

 

Başka?

 

Kadınları da korumak gerek; cinayetlerden, şiddetten… 

 

Onların başlarına da birer bekçi…

 

Onca eğitimsiz gence silah ve yetki verince;

 

Halkı bekçilerden korumak için de bekçi gerekecek...

 

Durun daha bitmedi!...

 

Kaz Dağları'na, Salda gölüne, Karadeniz yaylalarına...

 

Sadece bunlara mı?

 

Ağaçlara, ormanlara, yeşil gördüğümüz her yere..

 

Hepsinden daha önemli;

 

Cumhuriyete, kuruluş ilkelerine, laikliğe...

 

Çok bekçi lazım çok!

 

 

 

 


 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum