YAPILANDIRMA, BORCUNU ZAMANINDA ÖDEYENLER İÇİN CEZA GİBİ!

Anayasamıza göre, herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Diğer bir ifade ile vergi ödeme herkesin devlete karşı olan bir yükümlülüğüdür. Vergilendirme yetkisi, aynı zamanda devletin egemenlik gücünün bir sonucudur.

Kamu giderlerini karşılamak üzere devletin elde ettiği gelirler sadece vergilerden de ibaret değildir. Devletin vergi dışında da vergi benzeri ve diğer birçok gelir kalemi mevcuttur.

Uzun uzun vergi adaleti, vatandaş üzerindeki vergi yükü, vergi sistemindeki aksaklıklar üzerinde durmaya gerek görmüyorum. Zira bu konular, istatistiki verilerle ortaya konabilecek konular.

Ancak, vergi adaletli mi, vergi külfeti fazla mı diye irdelemeyelim derken, bundan daha büyük bir adaletsizliği irdelemek mecburiyetinde kalıyoruz. Yapılandırma ve/veya vergi afları!

Biz, vatan yükümlülüğüne saygıyı vatanperverlik olarak değerlendiririz. Vergi de bir vatan yükümlülüğüdür, dolayısıyla vergisini, devlete olan borcunu zamanında ödeyenleri ayrıcalıklı ve saygın addederiz.

Vatandaşımızın tamamı, dolaylı olarak her gün vergi ödüyor.

Marketten alışveriş yapıyorsunuz. Hemen KDV’sini ödüyorsunuz. Başka bir mal veya hizmet satın alıyorsunuz ÖTV’sini ödüyorsunuz.

İşçisiniz, daha ücretinizi almadan gelir vergisi ve diğer sosyal güvenlik vb. kesintilerinizi ödüyorsunuz. Memurlar için de durum farklı değil.

Devlete ödenmeyen ve yapılandırılarak, bir nevi affa tabi tutulan alacakların külliyetli bir kısmı, özellikle dolaylı nitelikteki vergiler, hakkıyla devlete ödenmek üzere birilerine teslim edilen paralardır.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi, ödediğimiz KDV, ÖTV devlete ödenmesi gerekirken, mal veya hizmeti satın aldığımız kişi tarafından kullanılmaktadır. Yani dar gelirli peşin peşin ödemekte, mal ve hizmeti satanlar ise dar gelirli veya tüketicinin ödediği bu paraların üzerine yatarak devlete ödememektedir.

Yine çalıştırdığı işçisinin alın teriyle kazandığı ücretinden, daha o ücreti işçi almadan kesilen vergi ve sosyal güvenlik kesintilerini devlete ödemeden kendi yatırımı veya diğer giderleri için kullanan işveren, sanayici ve diğer iş sahiplerinin yaptığı da farklı değildir.

Yani, yapılandırılan kamu alacaklarının birçoğu hepimizin parasına el konulmasından kaynaklanmaktadır. Bizden aldığını devlete ödemesi gerekenlerin, bunu kendine mal edinerek kullanmasından kaynaklanmaktadır.

Bunu genellemek mümkün değildir. Emanete ihanet etmeden, tüketiciden, işçiden devlete ödemek üzere emaneten aldığı paraları, zamanında devlete aktaranlara sözümüz olmadığı gibi, saygımız büyüktür.

Bunun yanında, özellikle pandemi dolayısıyla yaşadığı ekonomik darboğaz ve uğradığı mağduriyetler nedeniyle devlete karşı olan yükümlülüklerini yerine getiremediği için yapılandırma kapsamında olanlara da sözümüz kesinlikle yoktur.

Sözümüz, ödeme gücü olduğu halde daha fazla kazanma hırsıyla hareket eden, sermayesine sermaye katma pahasına devlete olan borcunu ödemeyenleredir.

Dolayısıyla, herhangi bir ayırıma tabi tutmadan yapılan bir yapılandırma ve/veya af uygulaması bu manada bir haksızlık olduğu gibi; her türlü af, aftan yararlanma ihtiyacı olmayan vatandaşa da verilen cezadır. Çünkü adil değildir.

Adil olabilmesi için, yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere tanınan bu gibi hakların karşısında, yükümlülüğünü yerine getirenlere de getirilecek vergi indirimi benzeri uygulamaların getirilmesi olacaktır.

Yoksa, yapılandırma düzenlemelerine istikrar kazandıran kanun koyucu ile alacak takibini layıkıyla yapmayan kamu personeli ve kamu otoritesi vebal altında kalacaktır. Suçlusu ise, devlete borcunu ödeme imkânı olduğu halde ödemeyen ve bundan menfaat temin eden zevat olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.