YAŞAMAK İSTİYORUM

Çok samimi olarak herkes kibri, bencilliği, inadı, bilmişliği bir kenara bırakacak. Genç, yaşlı, çoluk-çocuk, kadın, erkek herkes virüse karşı mücadele  edecek. Bu işin şakası yok!

Bugünden itibaren yavaş yavaş değil,  acele etmek zamanıdır.

Hedef virüsten uzak olmak.

Bu arada Koronavirüs  salgını sebebiyle maske, mesafe ve hijyen uyarısı yapılırken,  şımarık ve sorumsuz sosyal medya fenomenlerinin  uyarıları hiçe sayarak, ev partileri düzenleyip virüsü tiye alması ise, bu işin içler acısı kısmının çok çirkin tablosudur.

 Kısıtlamak, sınırlamak ve daraltmak ne demektir. Yoksun olmak demektir.

Kademeli nedir? Dereceli, mesafeli demektir.

Temas ne demek? Birbirine dokunma, konuşma vs demektir.  Aslında bizler temassız olmaktan bahsediyoruz.

Tedbir ne demek? Önlem demek. Kötü ve yanlış olan bir şeyi önleyecek yol demektir.

Tedbir demek aslında disiplin demektir. Peki! Uyulması gereken kuralları kaç kişi uyguluyor?

Ya test nedir? Bir hastalığın niteliğini anlamak için yapılan tıbbi araştırmadır.

Maske nedir?

Virüsün bulaşmasından korunmak için ağız ve burnu örten koruyucu demektir.

Yeni kurallar geldi. Hafta sonu Cuma 21.00’den pazartesi sabah 5’e kadar sokağa çıkma yasağı geldi. Anaokulları ve benzeri eğitim kurumları hizmetine ara verdi. Kamu kurumları hafta içi 10.00 ila 16.00 arası çalışacak. Cenazelerde ve düğünlerde 30 kişi kısıtlaması getirildi.

Peki! Kim olacak bu 30 kişi. Küsenler, kırılanlar, kızanlar vs. neyse konumuz bu değil.

Tüm bu kurallar yetmez ama destekliyorum.

Bugünlerde en çok duyduğumuz kelimeler, tüm bu yazdıklarım.

Bir zamanlar yaşamın tadı, renkleri, düşleri, hisleri vardı.

Bunları tekrar elde etmek kademeyle, kısıtlamayla, tedbirle, maskeyle mümkün olacak mı?

Hayat ne olacak?

Geri gelecek mi?

Gece getirilen sınırlamada Virüsün önüne geçilebilecek mi? Sayın Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi bu virüs gündüz geçmiyor mu?

Hatta hafta içi gündüz hiç mi bulaşmıyor?

Gündüz kısıtlamalar neden kademeli?

Komşuda pişen bize, bizde pişen artık komşuya düşmüyor. Ev gezmeleri buram buram “sakınca” kokuyor. Sakın! Komşum bana hiçbir şey getirme.  

Bugünler yorgun ve tek başına, yani sadece ev ahalisi ile geçecek günler.

Otomatik Portakal kitabından aklımda kalanlar “ Karabasan gibi bir gelecek atmosferini anlatıyordu. Bu bir kara mizah, bir sosyal kehanetti( önce filmlerle gerçekmiş gibi gösterdiler ve sonra gerçek oldu. Ve sonra da Sosyal kehanetten çıktı) ve yakın geleceğin olumsuz argosuydu.” Bugünlerde bizde bir karabasan mı yaşıyoruz? Rüyamızda görsek etkisinden kurtulamayacağımız bu yaşananlar, bir ütopya gibi…

Benim getirilen kısıtlamalarla aklıma takılan birkaç soru var.

İnsanları nasıl kontrol edeceksiniz? Dışarıda kademeli dolaşan insanları durdurup” nerden gelip, nereye gidiyorsun” diyebilecek misiniz?

Covid’li olup test sonucunu almayan insanların, sokağa çıkışını nasıl engelleyeceksiniz?

HES kodu uygulaması sadece AVM’lerde değil de, tüm toplu alanlarda uygulansa sonuçlar daha sağlıklı olmaz mı?

Trafikte uyanıklık yapıp ambulansın peşine takılıp, sıkışıklıktan kurtulup uyanıklık yapan bu insanlar şimdi kademeli uyanıklık peşinde unutmayalım!

Dünyanın tekamülü ortak. Adı Covid. Tekamülün tohumlarını toplamak, tüm bu kelimelerin doğru uygulanmasından geçiyor.

Virüs bizi öldürmeden, biz virüsü öldürmeliyiz.

Kendiniz için istediğinizi, bir başkası için de istemelisiniz. O zaman sonuç başarıyla tamamlanır.

Risk ne kadar küçükse, endişe de o kadar azalır. Yani riski azaltmak da sadece biz insanların elinde. Lütfen dikkatli olalım!  “Sevdiklerimle beraber,Yaşamak istiyorum.” Ya siz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum