Yeni Bir Gelecek ve Rüzgâr

Bu başlık altında yazılacak onlarca yazı, yapılacak analiz, eleştiri ya da sıradan bir kompozisyon olabilir kuşkusuz. Oldukça iddialı bir başlık kullandığımın farkındayım ve kararlı bir şekilde bu başlığın altını doldurmayı deneyeceğim. Zira sağ olsun Hasan Kurt, bu sütunları şahsıma açmak suretiyle, bütün hatalarımla bana tahammül etmeye sabırla devam ediyor nasılsa…

 

Evet, yeni bir gelecek olacak mı? Ya da bu sıradan bir hayal midir? Geleceğin yeni olmasına bu toplumda ne kadar gereksinim vardır?.. Gibi sıra dışı soruların sorulmasında herhangi bir sakınca yoktur. Bu soruların sorulmasına yardımcı olmak, biraz hayal kurmak, biraz da geleceğe köprü kurmaktan bizleri alıkoyan hiçbir güç yoktur. Yani hayallerimizi de tutsak düşürmedik ya? O halde yeni bir geleceği kurgulamak üzere zihinlerimizi temizlemek, güzel renkleri ve kokuları düşlemek, hatta yaşama dair güzellikleri planlamaktan daha doğal ne olabilir ki?

 

Yorgun düşen toplumdan bahsetmiştim bir süre önce bir yerlerde. Daha doğrusu toplumu yorgun düşürme politikasından. Gerçekten de bedenen değilse bile zihinsel bir yorgunluk bütün topluma yayıldı, analiz yapma yeteneğimiz köreldi, dumura uğradı beyinler. Toplumsal karşıtlıkların bilinçli bir şekilde kışkırtılması ve bu karşıtlıklar üzerinden yapılan adice siyaset bizi bu hale getirdi maalesef. Israrla yürütülen çatışma politikası bazı alanlarda komşu ülkelere bile sıçradı. Giyim-kuşam, mecliste pantolon modeli, yandaş-candaş kaygısı, Kürt-Türk keskinleşmesi gibi konularda yürütülen ucuz siyasetten bıkan toplum, kaçınılmaz olarak yorgun düşürüldü. Bu yorgunluk hali gücümüzü tüketti ve bizler toplum olarak sadece uyumayı ister olduk. Kahvehanede, okulda, sokakta, dolmuşta uyuyan zihinlerimiz dış uyaranlara karşı kapandı. “Nasılsa her şey hep böyleydi” yanılsamasının bizleri tutsak ettiği günleri yaşar olduk.

 

Dahası umut etmeyi unuttuk. Sürekli mevzi kaybeden ülkede, neyi kazandığımızı dahi bilemez olduk. Yenilmek bir yana pes eder olduk. Tükenen umutlar yaşam tarzımızı çoktan etkiledi. Şikâyet etmeyi bile unutur duruma gelen bu toplumdaki gerilemeyi kanıksar olduk. Daha iyiye ulaşmayı bırakın, mevcut halimizi korumayı başarı kabul eder hale geldik. Umutsuzluğa mahkûm edilen toplum için gelecek anlamsız olmaya başladı.

 

2023 diye konulan sahte bir hedef bu ülkeyi sizce hala heyecanlandırıyor mu? Dünyanın gelişmiş ülkeleri arasına gireceğimize gerçekten inanıyor muyuz? AB hayal mi oldu? Yavrularımızı emanet ettiğimiz eğitim sistemine yine güveniyor muyuz? Üniversite okumak gençlerimiz için hala bir ideal mi? Maalesef artık bunlardan bir bir vazgeçtik. Bütün umutlarımız ağır ağır tükenirken, her şeyde bir hayır aramaktan başka elimizde bir şey kalmadı.

 

Peki ya geleceği feda etmeyenler, bu ülkede hala yaşamakta olan dinamik bir damar olduğuna inananlar ne yapacak? Büyük bir acı ve ıstırap içinde olan bu kesimlerin; yorgun ve umutsuz düştüğünü biliyorum. Yeni bir gelecek için hayallerimizi tüketenlerden nasıl hesap sorulacağını düşünenlerin yapması gereken ilk şey; tatlı bir rüzgâr yaratmaktır. Önce hafiften esen, sonra hızlanan serin bir Karadeniz rüzgârı bize yetecektir. Bu rüzgâr; denizden gelmeli önce, sahillerimizi süpürüp muhteşem dağlarımıza ulaşmalı ve nihayet içimize işlemeli, bizi sarıp sarmalamalı. Kardeşliğimizi pekiştirmeli, uyuyan ruhumuza can katmalı, bize bizi hatırlatmalı.   

 

Sokaklar canlanmalı, yürüyüşümüz değişmeli, bakışlarımız sevgiyle dolmalı. Kol kola giren gençler ve peştamallı nineler olmalı bu rüzgârın içinde. Aynı tempo ile çarpan yürekler, gökyüzüne uzanan kollar olmalı bu rüzgârda. Her yeri Karadeniz türküleri inletmeli bu haykırışta. Bir Maçka türküsü veya Tonya havası olmalı bu coşkuda, ya da havada dalga dalga yayılan yanık bir Sürmene sevdalık türküsünü duymalıyız. Umudun kendiliğinden doğduğu, içten, mutluluk dolu bakışlardan beslenen ve nihayet bizim ciğerlerimizden çıkan bir rüzgâr olmalı bu…    

 

Bilinmelidir ki; o rüzgâr asla kendiliğinden gelmeyecektir.   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.