Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

YENİ EĞİTİM YILINA BAŞLARKEN

YENİ BAKAN YENİ DÖNEM

Aynı siyasal dönem içinde birçok bakan değişti. Her bakan yeni önerilerle geldi, değişiklikler yaptı daha fazla karıştı, sorunlar daha da arttı. Oysa aynı siyasal görüş aynı hükümet. Neden... Doğru yanıt veren yok. Yanıt çok basit. Kimse sorunu anlamıyor, sorun çözmek değil ayni görüş doğrultusunda körü körüne inat. Oysa bu konu çok önemli. Birçok kez söyledik. Bu konu günlük politikanın üstünde ele alınmalı. Sözcüğün gerçek anlamı ile uzmanlarınca incelenip çözüm aranmalı. Ortada bir hasta var, ağır hasta onu iyileştirecek yerde hiç ilgisi olmayan yerleri ile ilgileniliyor. Giysisini değişelim, makyajını değişelim. Oysa hasta kan kaybediyor. Mikrop kapmış öldü ölecek.

Doktor değişmiş, hastanede değişiklikler yapılmış hastanın iyileşmesi bekleniyor. Evet, doktor iyi olabilir ancak doktora yöntemlerini uygulama özgürlüğü tanıyor musunuz? Hemen bir yardımcı atanmış, kim kim olacak atayanların hısım akrabasından. Doktorun ne işine yarar. Belki doktorun işini daha da zorlaştırır.

Çok uzaktan, çağrıştırarak konuya girdik SADETE mi diyorlar saadete mi. Yani konuya dönelim. Yeni dönemde çok iyi bir bakan atanmış. Tanıyanlar bilenler çok övüyor. Dilerim övgülere layık olur. Ancak bakan görevinde özgür mü? Yoksa “oyana dön bu yana dönme, orda dur, burada durma diyerek araç mı sürecek. Bu durumda nedenli usta olsa ne işe yarar. Yeni eğitim yılana girerken çok köklü ve çok yararlı kararlar almasa da kimi kararlar var. Hemen sınavlarla işe başlandı. Ben bu sınavlardan yanayım ancak sınavlar gerçek sınav ve amaçlar tam belirlenirse.

Bakanımız ya ilkelerinden ödün vermez iyi işler yapmaya çalışır, engellenirse onuruna yakışanı yapar adı kalır ebedi. Yoksa teslim olurlarsa o zaman da adını salt yakınları bilir öylece yaşamını bitirir.

Dilerim yeni dönem yeni bakanla Milli Eğitim tarihimizde onurla anılsın, yepyeni bir dönem olsun.

 

MESLEK OKULLARI NEDİR

Ben bir meslek okulu mezunuyum, İlköğretmen okulu mezunu. Üç yıllık, sınavla alan ve özel uygulamaları olan bir okul. Yıllarca köylerde ilkokul öğretmenliği yaptım. Severek ve başarıyla diyebilirim. Sonra yüksekokul mezunları öğretmen oldu. Birçok değişiklik oldu. Meslek okulları o mesleğe yönelik insan yetiştirirdi. Ticaret liseleri, Endüstri meslek Liseleri ve İmam Hatip Liseleri. Hepsi meslek lisesi. O mesleğe yönelik insan yetiştiren okullar. Sonra adları kaldı çok değişik mesleklere yöneldiler. Kurslarda yetişip hiç ilgisi olmayan meslekleri seçtiler. Özellikle İmam Hatip Liseleri imam yetiştirmedi her meslekten adam bu okul çıkışlı oldu. Diğer meslek liselerinden de başka mesleklere yönelenler oldu. Ancak ben Öğretmen Okulu çıkışlı olduğum için Hukuk Fakültesine giremedim. Doğrudur dedik. Oysa İmam Hatip çıkışlılar her okula girebiliyor son değişiklikle. İmanlı Müslüman gençlik her meslekte olsun gerekçesi ile oldu. Oysa iman ve ahlak hiç de okulla ilgili değil. Ancak okullar eğitimde bilimsellikten uzaklaştı.

Meslek liseleri meslek okulları mesleğe yönelik olmalı. Gerçi imamlık sayı olarak en yüksek düzeyde kamu hizmetinde. Ancak yine de bu okul çıkışlılar bu mesleği fazla tercih etmiyor. Çok yaygın olunca da diğer mesleklerde çok başarılı insan yetişemiyor.

Meslek okulları olmalı, olsun da mutlaka mesleğe yönelik insan yetiştirsin. Daha değişik meslek okulları ile özel meslekler için gençler daha orta öğretimden yetişsin.

HANGİ OKULLAR İDEAL

Elbette sınavda en yüksek puanla seçilenler başta. Sonra özel durumlar için okullar. FEN LİSELERİ, benim en ideal okulum. Bu alanda yetenekli öğrenciler seçilmeli ve çok fazla olmamalı. Eğitim programları çok özel olmalı. Okulları buna göre donanımlı olmalı. Laboratuvar, araştırma kütüphaneleri, uygulama bahçelerdi ve alanları. Bu okullar arasında çok yakın ilişki kurulmalı. Öğrenci öğrenim yaşamı boyunca hep bilimle uğraşmalı. Küçük buluşlar yapabilmeli, yayınlar yapabilmeli.

SOSYAL BİLİMLER LİSELERİ... Bu okullar da çok ideal. Bu alanda yetenekli öğrenciler değişik sınavlarla seçilmeli ve yine okullar fiziki olarak da bu eğitime uygun olmalı. Kütüphaneleri özel, konferans salonları çok özel. Yayınlar çıkarabilmeli, yayın yapabilmeli. Dersler ilgili kurumlarla birlikte işlenmeli. Tiyatro, gösteri konferans içinde olmalı. Mahkemelerde izleyici olabilmeli. Kaymakamlıklarda valiliklerde  çalışmalarda gözlemci olmalı. Kısacası öğrenci sınava değil yaşama hazırlanmalı. Bu yolda yetişirken sınava da hazırlanmış olur. Bu okullar başarılı kaymakam ve valilerin yetiştirildiği çekirdek kurumlar olmalı. Yargıçlar savcılar bu okullardan çıkabilmeli. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda yüksek başarı gösterebilmeli.

 

EĞİTİMDE EN ÖNEMLİ ÖĞE

Eğitimi etkileyen birçok öğe var. Okulların fiziki yapısı, olanakları kullanılan kitap uygulanan program... Ancak en önemlisi öğretmen. Başarılı iyi öğretmen gerekiyor. Peki, nasıl yetişir iyi öğretmen? Herkes bir şey söyler elbette. Hani ağzı olan konuşur. Ancak her konuşma her söz isabetli olmaz. Çok görüşler ileri sürüldü, çok değişik yollar denendi. Öyle bir an geldi ki hiç önemsenmedi. “Derse girsin ders kitabındaki konuyu versin yeter” dendi. “Bir şey olamazsan bari öğretmen ol” bile dendi. Bu durum adeta vatan hainliğiydi. Bu denli önemli bir meslek böyle mi görülür? Nedeni ne biliyor musunuz? Eğitimin çok politize olması. Eğitim günlük politikaya bırakıldı. İşte ondan. Bu denli önemli bir iş bu arenaya mı bırakılır.

Sonra başka bir siyasal görüş çıktı. “Yüksekokul mezunu olsun öğretmen” dendi. Bu alanda okullar açıldı. Ne oldu? Mezun olanların bir kısmı öğretmen oldu binlercesi dışarda kaldı. ÖKPS geldi aslında iyi de oldu çünkü partiden kart almak yerine sınav. Ancak bu yöntem de sulandırıldı. Fakat ne bu okulların kapatılmasından nede sınava karşıyım. Bu okullar ıslah edilerek sınavlar daha bilimsel ve isabetli olsun.

 

İYİ ÖĞRETMEN NASIL YETİŞİR

Elbette çağdaş eğitim verileri araştırılsın. Başarılı ülkelerdeki deneyimler görülsün. Eğitim buna göre yapılsın. Ancak şu gerçek bilinmeli. Öğretmen bir kaç fakülte bitirirse de eğer öğretmen olarak yetiştirilmezse İYİ ÖĞRETMEN OLMAZ. Cumhuriyetin ilk yıllarında daha yeni okuryazar olan öğretmenlerden ne başarılı öğretmenler çıkmıştı. Sonra Köy Enstitüleri, Öğretmen okulları yükseköğretim vermiyordu ancak çok başarı öğretmenler yetiştiriyordu. Nasıl? Öğretmenlik bir ülkü mesleğidir. Ne denli yükseköğrenimden geçmiş olursa olsun öğretmenlik ülküsü ile yetişip görev almayandan başarılı öğretmen olmaz. Öğretmen ayaklı kütüphane değildir, bilgi deposu değildir. O öğrendiklerini öğretmez, öğrenmeyi bilgiye ulaşmayı öğretir. Kimi kez öğrencisinden bile öğrenir.

Öğretmen ayni zamanda eğitmendir. Salt öğretmek bir işe yaramaz. Öğrenilenin nasıl kullanılacağını da öğretir. Yaşamayı, iyi ve kolay yaşamayı öğretir.

Öğretmen neyi düşüneceğini değil nasıl düşüneceğini öğretir. Doğru düşünmeyi öğretir. Yani beynin kullanılmasını sağlar.

Öğretmen şartlanmış bir kafaya değil özgür bir kafaya sahip olur. Öyle de bir kafa yetiştirir.

OKULLAR PARTİ OCAĞI DEĞİL BİLİM YUVASI OLMALI; ÖĞRETMEN PARTİ MİLİTANI DEĞİL BİLİM REHBERİ İNSAN DOSTU HER ŞEYİ İLE ÖRNEK İNSAN OLMALI.

KISACA ÇÖZÜM BU.

 

                                                                                                                             

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.