17.01.2022, 10:01

Yeni yıla koronayla girdik

Son yazımı, 23 Aralık 2021 günü yazıp paylaştım. Kimi dostlarım, arkadaşlarım, akrabalarım ve sürekli okurlarım bir süredir yazı yazmadığımı fark ettiler. Gerek telefon ederek gerekse sosyal medyadan ileti göndererek bir sorunum olup olmadığını sordular. Ben de onlara; korona nedeniyle karantinada olduğumu, her şeyin yolunda gittiğini söyledim. Yakında iyileşeceğim, dedim. Bu dostlara tek tek teşekkür ediyorum.

26 Aralık 2021 günü bitkin bir biçimde uyandım. Başım ağrıdan çatlamaktaydı. Bedenim halsizdi. İştahım, uçup gitmişti. İçim yanıyordu ve durmadan su içiyordum.

Bir gece önce salonda koltukta uyuyakalmıştım. Üstüm açıktı. Gece olağanüstü bir üşümeyle uyandım ve yatağıma geçtim. Durumumu, bu nedene bağladım. Üşüttüm, dedim kendi kendime. Grip ilacı kullanmaya başladım. Ancak halsizliğim git gide arttı. Baş ağrım dayanılacak gibi değildi. Bu arada her olasılığı düşünerek ev içinde yalıtım önlemleri aldık. Ben, bir odaya kapandım ve evin diğer bölümlerine gitmemeye başladım. Zorunlu kullanımlarda hepimiz maske taktık.

31 Aralık akşamı, evimize yakın bir devlet hastanesine gidip PCR yaptırmak için sıraya girdik. Çok sayıda insan vardı sırada. Aksıran, tıksıran, öksüren… Sıram geldi ve testi yaptırdık. Eve döner dönmez yatağa gömüldüm. Yeni yıl kutlamaları için atılan silah sesleriyle uyandım. Sesler, bağırışlar bitti. Bir yudum su içerek uykumu kaldığı yerden sürdürdüm.

1 Ocak sabahı PCR sonucu geldi. Ne yazık ki “pozitif…” Ardından Sağlık Bakanlığı görevlilerince arandım. Ne yapacağımı, hangi ilacı kullanacağımı bildirdiler. Bir ilacı dört saat arayla günde dört kez kullanmam gerektiğini söylediler. Aşılarım tamam olduğu için süreci kolay atlatabileceğimi anlattılar. Başka bir ilaca gerek olmadığını özellikle belirttiler.

Bana, Covid-19 virüsünün bulaştığının belirlenmesinden sonra eşim ve Atacan, PCR yaptırdı. Ne yazık ki Atacan da “pozitif” çıktı. Ona ilaç önerilmedi. Ancak ona, benim içtiğim tabletin şurubunu içirdik ateşlendiğinde.

Üç gün bir zorluğum oldu. Bunun dışındaki günler bir gribin iyileşme süreci gibi geçti. Karantinam bitti. Karantinamı dört gün de ben uzattım ne olur ne olmaz diye. Belki virüs tamamen temizlenmemiş kıyıda köşede kalmıştır diye. Hemen dışarı çıkıp bir başkasına bulaştırmayayım kaygısıyla davrandım. İlk kez dün akşam yağmurda ıslanarak alışverişe gittim. Mahallede biraz yürüdüm.

Bu zaman içinde ne mi yaptım evde? Kitap okudum. Fakir Baykurt’un “Özyaşam” öykülerini yazdığı kitap dizisine uzun süredir başlamıştım. Hepsini bitirdim. İyi bir yakın tarih çalışması, yazımı. Herkes okumalı bu sekiz kitabı. Kitaplarda yansız, nesnel bir bakış açısı var. Atatürk devriminin nasıl, kimlerce adım adım geri götürüldüğü çok iyi anlatılmakta tanık olunan olaylarla. Tüm dostların bu kitap dizisini okumalarını dileyip öneririm. Kulaktan dolma bilgi yerine, nesnel anlatımlara gereksinmemiz var tarihi değerlendirmek için.

Çok korunup kaçıyordum koronadan. Nasıl, nereden, kimden bulaştığını anlayamadım bir türlü. Düğünlere, cenazelere, toplantılara gitmemeye çalıştım. Topluluklardan kaçtım hep. Önlemlere uymaya özen gösterdim. Dört tane aşı yaptırdım. Maskesiz hiçbir yere gitmedim. Ancak yine de korunamadım bu sinsi virüsten. Nereden bulaştığı konusunda birkaç seçenek var. Onlara kafa yormaktayım sürekli.

Virüsün yıkıcı etkisinden kurtulmamda aşılarımın olması en büyük etken. Bu nedenle bazı kişilerin hangi nedenle olursa olsun aşı karşıtlığını anlamak olanaksız.

Bazı kişilerin şımarıklık, toplumda farklı gözükmek ve bazı ideolojik nedenlerle maske takmaması niyedir? Toplum sağlığını tehlikeye düşürmenin mantıklı bir açıklaması olabilir mi?

Virüsle savaş, toplumsal bir sorumlulukla ve dayanışmayla kazanılır. Hangi nedenle olursa olsun bu savaşı engelleyenler, sorumsuz davrananlar, hem kendilerine hem de topluma çok zarar vermekteler.

Tüm insanlara sağlık dilemekten başka ne gelir elimizden?

Herkese mutlu yıllar, gecikmiş de olsam.

Yorumlar (0)