YERİN KULAĞI

Yıldızlı Askeri Kampı ve Büyükşehir!

Trabzon’un bir dönemler en gözde mekanlarından biri Yıldızlı’da deniz kenarındaki askeri kamp alanı idi.  Askeri Kampa, Trabzon’un yanı sıra Erzurum ve Erzincan’daki askeri birliklerin subay ve astsubayları gelir, yaz tatilini orada geçirirlerdi. Askeri kampa, sivil pek giremezdi. Girebilenler Askeriyeden kart alırdı ki, alanların sayısı da çok azdı.

Kamp ağaçlık bir alanda kurulu, deniz kıyısı ise kumsaldı. Bugün kamp alanı terk edilmiş olsa da deniz kenarı yine kumsal.

Askeri kampın bulunduğu alanda birkaç yıl önce bir otel yapılma girişimi vardı. Bölgede bir plan değişikliğine vs. gidildiği söylenmişti. Art arda gelen eleştiriler ve öğrenemediğimiz başka nedenlerden ötürü araziye otel yapılma işi askıya alındı. Bu arada askerler de alanı boşalttı. Askeri kampın bulunduğu bölge, şu anda yarı çöplük olmuş vaziyette. Ağaçların altı ve deniz kenarları naylon poşetler kağıt parçaları ile dolu. Askeri kampın bulunduğu bölge hazinenin!  Kampın doğu tarafında derenin kenarındaki arazi işadamı Ahmet Canım’ın, Ahmet beyin bölgede geniş bir arazisi vardı, yarısından fazlası yol ve kavşak yapımı için istimlak edilmişti. Derenin doğu tarafında da defterdarlığın bir kampı var. Orasının da boşaltıldığını ve kısmen kullanıldığını söylediler.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, Askeri kampın bulunduğu alanı hazineden almalı ve orada Yüzüncü Yıl Parkındaki sosyal tesisler gibi halka açık güzel bir tesis yapmalı.

 

KITA SAHANLIĞI SORUNUNUN  ÇÖZÜLMESİNE NASIL ENGEL OLDUM?

Hikaye, bugün D.Akdeniz kıta sahanlığı sorununa neden olan Meis Adası ile ilgili.

Uzun yıllar önceydi.

Sultan Palamut-i Sani efendimizin padişahlığı dönemi.

Kaş-Kalkan'da çalışıyoruz.

Şantiyede yüzlerce işçi var, yarısı Kürt yarısı Karadenizli.

Yani; ortalama kimse yok:)

O zamanlar Kaş ve Kalkan kışın açık hapishaneye dönüşüyor.

Gıda ihtiyaçlarımızı bile 1 saat uzaklıktaki Fethiye'den alıyoruz.

Arada Kaş'ın pazarına gidiyoruz.

Pazarda Türk'ten çok Rum oluyor kışın.

Neredeyse tükürük mesafesinde olan Meis Adasına kışın Yunan gemileri pek gelmiyor, Meisliler ihtiyaçlarını Kaş Pazarından karşılıyor.

Burnumuzun dibindeki adanın Yunanistan'ın olması hepimizi rahatsız ediyor.

İşte o dönem Almanya'dan bir kaç kere sınır dışı edilmiş, cinayetlere ve çeşitli olaylara karışmış, belki de Türkiye'nin ilk insan kaçakçısı rahmetli Recep Abi sahneye çıktı.

Sürmene'nin Vadon köyünden olan Recep Yazıcı, 1970'lerin başında Eminönü'nden insanı alıyor Köln'de, Frankfurt'ta adrese teslim ediyor.

Ne vize ne bir şey; garantili iş bitiriyor.

Rahmetli anlatırdı; Alpleri yaya geçtiklerini, sınır polislerini nasıl atlattıklarını, Almanya mahkeme, hapishane, tımarhane hatıralarını.

Recep Abinin hikayeleri destanlık...

Bu yazıya konu ise Meis Adası.

Rahmetli Kürt ve Karadenizli işçileri organize etmiş, planlarını yapmış bir akşam geldi.

"Şefum, biz hesabi yaptuk.

500 kişiylan Meis'i bi gecede alabiliyruk.

Alalum, Türkiye Cumhuriyetine hediyemuz olsun."

Korktum, engel oldum!

O gün biraz cesaretli olsaydım bugün, Meis bizim olacaktı ve D. Akdeniz'de kıta sahanlığı sorunumuz olmayacaktı.

Allah tüm ölülerimize rahmet eylesin.

 (Atilla Dilaver)

Önceki ve Sonraki Yazılar